Sokaklar sessizdi. Mardin’in taş yollarında yankılanan tek şey, topuklu ayakkabılarımın çıkardığı o keskin sesti. Adımlarım, ne yaptığını bilmeyen bir kadının yorgunluğu ve öfkesiyle karışmıştı. Nereye gittiğimi bilmiyordum. Ailemin evine dönmek? Asla. O eve gitmek, onların karşısına geçmek ve ‘Ben yapamadım’ demek mi? Hayır. Başıboş yürüdüm. İçimde midemi sıkan bir düğümle yürüdüm. Sonra, yolun kenarında eski demir bir bank gördüm. Kim bilir kaç kişi burada oturmuş, kaç kişi çaresizce başını önüne eğmişti? Ağır adımlarla yaklaştım ve kendimi oraya bıraktım. Yüzümü ellerimin arasına aldım, düşünmemeye çalışarak… Ama zihnim boş kalmıyordu. Sonra, hissettim. Arkamda yavaşça duran arabaları içinden bana bakan gözleri. Onları tanımıyordum ama neden orada olduklarını çok iyi biliyordum. Ö

