Atı bırakıp eve gelmiştim annem allahtan kızmamıştı. Herkes kına için hazırdı
Davullar zurnalar heryer sesten inliyordu.
Odama girip kıyafetimi giyecekken elbisemin başında ağlayan Hacer ablayı gördüm. Kırmızı bir yöresel elbise almıştı annem ama gel gör ki üstüne kahve dökülmüş.
"Arjîn hanım çok özür dilerim affet Allah rızası için affet.
" Ne oldu abla niye ağlıyorsun.
"Ben ağlamayım da kim ağlasın. Odalardaki boşları topluyordum. Senin odana bakayım dedim. Ayağım takıldı elimde tepsiyle senin yatağa düştüm düşerken de kahve artıkları elbiseye geldi.
"Aaa bumu dert ettiğin şey. Korkuttun beni, bende bişey oldu sandım. Benim başka bir dünya kıyafetim var onları giyerim.
"Essah mı dersin. Ya hanımım kızarsa özene bezene almıştı.
"Korkma ben konuşurum kızmaz hem yarın gönlünü alırım. Asaf abime düğün için aldırdığını giyerim.
" Allah senden razı olsun hanımım.
"Aaa Ama Hacer abla bana hanım deme artık ben senin kızın değilmiydim.
"Öylesin yaa gözümün nuru elimde büyüdün.
"Tamam anlaştık hadi git sen ben hallederim buraları. O akşam üstüme siyah sırttı açık askılı uzun bir elbise giyim annemin gölünü de ettim.
Düğün için aldığını giymeyecektim ama böyle olunca gönlü olsun diye giymeye karar verdim.
Berfinde gedi birlikte hazırlandık. Tabi bu arada mevsimi de aradım oda düğüne geleceğini söyledi.
Onunda hayatında çok değişiklikler olmuş. İstanbula taşınmış.
Biz kına için aşağıya inince herkes bize bakıp maşallah çekti. Asaf abim iki defa maşallah çekti berfin anlamasa da ben anlamıştım. Ara ara oda abime bakıyordu. Çok belli etmemeye calışıyordu ama benim gözümden kaçmazdı. Bence oda boş değildi. Daha sonra bu konuya artık el atacağımı kararlaştırıp aklımın bir kenarına yazdım. Aşağıya indik hep birlikte gelin evine gitmek için, ben son anda lavaboya girmek için eve gidince beni unutup gitmişlerdi buna inanamadım beni nasıl unuturlar. Diye söylene söylene çıktım evden
"Ciddi ciddi beni bırakıp gitmişler. "Düğün bitsin çok fena trip yapacağım. Ben şimdi gösteririm onlara diyerek.
Aklıma düşenle hemen garaja gittim. Motoruma atlayıp çok geçmeden konvoya yetiştim. O ara sağıma baktım refleksle geçen motorla yarış yaptığım adam yol kenarında bir grup motorcuyla konuşuyordu anlık bakıp önüme döndüm. Yanındakiler beni gösterirken ben çoktan yetişmiştim abimlere. Ama tam arkandan gelen motorları görünce
" Allah kahretsin! Şimdi anlayacak abim yarış yaptığımı! Niye peşime takıldı bu.?
Üstelik Bunlar yüzünden kızmasada kızacaktı kesin şuan motor üstünde olduğum için. İyice yaklaşıp bağırdı sesi zor duyuluyordu.
"Hadi yarışalım yine dedi.
"Git başımdan be ne yarışı.
Abim duyarsa varya bû defa öldürürdü hemde yanımdaki tekinsiz herifle yarıştığımı bir duyarsa varya bittiğimin resmi olur kesin. Nerden çıktı karşıma ilk defa düşünmeden yaptığım şey elime ayağıma dolandı iyimi.
Birden onun motorundan tuhaf sesler gedi yavaş yavaş hızını azalttı. İyice arkada kalınca derin bir nefes aldım.
"Allahım çok teşekkür ederim vallahi sadaka verecem. Bir daha binmem diyemiyorum. Ama bu herifle bir daha asla yarış yapmam söz.
Az daha gelse düğün yerine gelecekti Herşey ortaya çıkacaktı. Düğün yerine gelince herkes arabalardan inmeye başladı. Çoğunluk içeri girince abilerim bana doğru geliyorlardı. Bana kızacakarını bildiğimden hemen üste çıktım.
"Beni nasıl unutursunuz evde! Herkes gitmiş bı çıktım kimse yok.
" Akif abim.
"Üste çıkma Arjîn motorla nasıl gelirsin sen. Üstelik yanındaki motordaki it seni nerden tanıyor da peşine takıldı.
"Siz hem beni unutun hemde hesap sorun iyi valla.
Hepsi beni çok sevsede başıma bişey gelecek diye ödleri kopuyordu. Yada birine kalbimi vericem diye. En kızgın olan Ahmet abim di birden yükses bir ses tonunda bağırarak.
"Akif sana bişey sordu Arjîn o it seni nerden tanıyor.
Bu defa gerçekten gözlerim doldu abilerim bana kolay kolay bağırmazdı. Sesim titreyerek cevap verdim.
"Abi tanımıyorum sadece bir defa motor binerken karşıma çıkmıştı ondan sonrada görmedim.
Yalan da söyleyemiyordum. Allahtan sadece önce gördüm dedim. Ağlarken ağzımdan ne çıktığını ben bile fark etmiyordum bazen. Bu defa daha yumuşak konuştu abim ağladığım için çünkü ben kolay kolay ağlamazdım. Hiç bana sesini bile yükseltmeyen abim bana bağırınca tutamamıştım kendimi.
"Akif abim.
"Tamam çiçeğim sil şu gözlerini içimi parçalama.
Biraz daha sarıldıktan sonra takrar konuştu.
" Ama bu yaptığın hiç hoş değil şimdilik bizde hatalıyız diye ses etmiyorum. Ama bir daha şu tenekeye binme bişey olacak diye ödümüz kopuyor.
Ahmet abim bağırdığı için hemen pişman olmuştu gelip sarıldı öptü başımdan.
"Bak güzelim o it tekinsizin teki kızmam ondandı yoksa motorla gelmene hiç kızmadım.
"Abi ben tanımıyorum onu bu ikinci görüşüm inanki kim bilmiyorum.
"Tmm güzelim bilme zaten gereksizin biri.
"Abii.
" Ahmet abim"
"Efendim gülüm.
"Ben sizi çok seviyorum. Sizi üzecek bişey yapmam inan daha da dikkat ederim bundan sonra.
"Akif abim"
"Bacım güzel gözlüm, sen bu güne kadar bizi hiç üzmedin. Okudun koskoca savcı oldun istesen okulda kendine denk birini bulur evlenirdin. Senin yaşındaki kızların Allah bilir kaçıncı sevgilisi olmuştur. Ama sen bir güne birgün dönüp bakmadın kimseye. Evden çıkıp düğünlere bile gitmedin.
"Ahmet abim.
" Akif abim doğru der güzelim benim biz senin kalbini biliyoruz. O herifi görünce sinirlerim bozuldu yoksa seni belmezmiyiz biz.
Abilerim böyle konuşunca gözlerimden yaşlar kendiliğinden akıyordu. Acaba herkes benim gibi mi? Abilerimi o kadar çok seviyordum ki sırf biri görür istemeye gelir diye ne düğünlere gidiyordum nede odamdan çıkıp gelen misafirlerin yanına uğruyordum.
Arkadan asaf abim berfin de gelince konuşup gönlümü aldılar kına sonunda başladı halaylar çerezler kınalar havada uçuştu. Böyle bir kına ne görülmüş ne duyulmuştu. Ali abim şanına yakışır bir düğün yapıyordu. Gece o kadar oynadık ki nasıl yorulmuşsak artık eve gelince hemen uyudum...
Sabah erkenden kalktım biraz kendime gelmem gerekiyordu. Yine tepeye gidecektim biraz vakit geçirmek kendime zaman ayırmak için. Güneş gökyüzüne yeni yeni ilerliyordu.
Gidip hemen hemen yarım saat oturdum. Biraz gün doğumu nu izledim biraz kitap okudum. Saat ilerleyince kalktım oturduğum yerden eve doğru yürümeye başladım. Kendime vakit ayırmayı her zaman çok sevmişimdir. Başkaları gibi gezmek tozmak yada alışveriş değil di benim kendime ayırdığım vakit .. Ben yanlız kalıp kendimi dinlemeyi seviyordum. Okuduğum kitaplarda kaybolmayı seviyordum. Bugüne kadar kimseye vermediğim kalbimi kitaplarıma vermiştim onlar olmuştu tek aşkım.
Eve giderken yine tarlaların oradan geçtim. Belki yazgı'yı görürüm diye ama yoktu. Bir günde kendini bana nasıl sevdirdiyse artık özlemiştim.
Annem kızmasın diye hızlı adamlarla eve doğru gidiyordum. Hava yavaş yavaş ısınıyordu sabahın o serinliği kendini güneşe teslim etmişti bile. Ben evin kapısına vardığımda gördüğüm görüntüyle hayrete düştüm.
"Aman allahım!! Yazgı bu.
Kapıda bekleyen korumalar yazgı'yı göndermeye çalıştıkça o şaha kalkıp onları püskürtüyordu. Kapıdaki adama tekme atınca hepsi korkarak kaçıyordu. Hemen koşarak yanlarına gittim.
Asaf abim de çıkmış ne oluyor diye bağırıyordu tam o anda benim sesimle susup bana döndü
"Yazgııı..
Adını seslenir seslemez kendi etrafında döndü koşarak yanıma geldi. Asaf abim korkmuş oda hızla yanıma koşmaya başaldı yazgının bana zarar vereceğini düşünmüş olacakkı.
" Arjîn kaç ordan. Diye bağırdı
"Dur dur abi bişey yapmaz korkutacaksın.
" Arjîn çekil dedim altına alacak seni.
"Abi dur dedim korkutacaksın yazgı'yı.
"Yazgı mı?
Koşmayı bıraktı yazgı gelip yanımda durup kendini bana sevdirince şaşkın şaşkın bize bakıyordu. Adamlar aralarında hayret ederken yazgının az önceki haliyle şimdiki haline şok olmuş bir şekilde bakıyorlardı.
"Arjîn bu at az önce ortalığı yıktı seni görünce neden durdu seni nereden tanıyor.
" Abi onunla dün tanıştım tarlaların orda sonra ardıma takılıp eve kadar geldi. Ali abimin arkadaşınınmış dün onu çiftliğe bırakmıştım tekrardan kaçmış demekki.
Asaf abim sevecek oldu ama yazgı hemen homurdandı.
"Çiçeğim dikkat et bunun sağı solu belli olmaz baksana nasıl bakıyor bana.
Sesli bir kahkaha attım abimin haline aslında bizde herkes at binmeyi çok iyi bilirdi. Ama yazgı farklıydı çok asiydi kimseyi yaklaştırmıyordu kendine.
"Abi yardım ette bırakıp geleyim yine arıyorlardır dün numarada almadım bırakırsam kaybolur hayvan.
" Sen buna binebilecek'misin peki..?
"Ooo dünde bindim çok usal.
Abim hısterik bir gülümsemeyle bana baktı.
"Kesin öyledir ne demezsin.
"Hadi abi herkes bizi bekliyor bırakıp gelicem.
"Arkandan geleyim mi arabayla..
" Tmm olur erkenden dönmüş olurum. Üstünü değiştir ama terliklerle gelme arkamdan.
Gözlerini kısarak baktı bana.
"Ne varmış terliklerimde.
"Karızmanı buzuyor. Hem berfîn de gelir birazdan.
"Berfin mi..?.
Ben başımı sallayınca yaptığım imayı anladı abim.
"Hadi yardım et de bineyim ata.
Atın üstüne binince abim geri çekildi. Yazgı şaha kalkıp koşmaya başladı.
Abimin arkamdan.
" Hey maşallah kimin bacısı. dediğini duydum.
Gülmeden edemedim. Onların benimle gurur duyması muazzam bir duyguydu.
Yarım saatin ardından çiftliğe geldik oradaki çalışanlar koşarak içeri girdiler. Birilerini çağırmış olacak ki arka arkaya iki kişi çıktı biri dün yazgı'yı teslim ettiğim adam dı.
Ama diğeri.... O tarlada gördüğüm adamdı boyu posu yazgı koştukça daha da yakınına gidiyordum.
İçimden"Kalbim niye atmaya başladı benim. Aynı o günkü gibi. Neden öyle bakıyor bana.
"Allahım bu nasıl boy pos bu kadar yakışıklı adam mı olur yaa.
Ben bunları düşünürken yazgı o adamın tam karşısına gelip durdu. Ne olduğunu anlamadan tamda o adamın önünde şaha kalktı. Ne korktu ne geri çekildi. Öyle bir bakışı vardı ki bana şaşkınlık desem değil hayranlık desem hiç değil hani insan bir manzara görürde seyre dalar ya onun gibi sanki uçsuz bucaksız bir manzaranın seyrine dalmıştı.
Yazgı gelip önünde durunca göz göze geldik tekrar..