Dün tarlada gördüğüm adam bana birini hatırlatıyordu. Bu adamı gördüğümden beri motor kazası yaptığım gün sürekli gözümün önünden gitmiyordu. Onunla ne alakası vardı ki Omuydu yoksa yüzünü tam hatırlamıyordum ki sacede çok yakışıklı diye düşünmüştüm birde kaslı ve güçlü kolları kalmış aklımda. Dün eve geldiğimde yine akşam halaylar çekildi davullar zurnalar gece geç saatlere kadar durmadı. Odama gelip duş aldıktan sonra azıcık kitap okuyayım dedim uyuyup kalmıştım koltukta.
Sabah yine harika bir kahvaltı yaptık ama bu defa amcamlar halamlar da vardı beni görmeye gelmişler amcamın da üç oğlu bir kızı vardı. Kızı daha ondört yaşında. Ailenin tek kızı benmişim o doğana kadar amcam da hep kız evlat istediği için beni çok sevmiş Rojda doğana kadar hergün hediyelerle beni görmeye gelirdi. Gerçi Rojda dan sonra da devam etti. Amcamı çok severim ikinci babam o benim hergün arayıp halini hatırını sorarım ben aramasam o arar muhakkak. Param olduğunu bilmesine rağmen her ay düzenli bana maaş yatırır gibi harçlık atardı. Tabi miktara bakacak olursak harçlık demeye bin şahit ister.
"Güzel kızım ne zaman temelli döneceksin valla ben dayanamıyorum hasretine..
Amcamın sesiyle aklımdakileri bir kenara itip tam cevap verecekken babam benden önce davrandı.
"Hop Mahmut efendi o benim kızım sen ne deyi özlersin..Senin kızın yamacında onla gider özlemini..
"O benim ilk göz ağrım abey onun yeri ayrı rojinimin yeri ayrı sen karışma.
" Bak hele sen deyyusa nasıl karışmam benim kızım o.
Herkes kahkahalara boğulmuş ortalık bayram yeri gibiydi. Babam ve amcam aslında çok iyi anlaşır ama konu ben olunca birden düşman kesiliyorlardı. Yengem konuşana kadar şen şakrak geçmişti kahvaltı.
"Ağabeyim doğru der Mahmut Ağa senin kızın yanındadır bak.
Yengemin konuşmasıyla yüzümdeki gülümseme birden soldu. Amcam anlamış olacakki hemen araya girdi.
" Dedim ya hanım o benim ilk göz ağrım hem rojinimin ablası kızımda bilir benim onu çok sevdiğimi bişey demez değilmi kızım.
"Evet baba Arjîn abla benden onbir yıl önce doğduğu için herkes onu çok seviyor bilirim ama üzülmem bilirmisin neden üzülmem.
" Neden?
"Çünkü ablam da en çok beni sever esas siz kıskanmayın.
Herkes kahkahalara boğulurken babam ve amcam yalandan kaşlarını çatmış gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı.
"Akif abim"
"Hey gidi babam sen kızını bizden çok sev onun için hepimize kok söktür. Ama gel görki kızının en sevdiği sen değilmişsin.
"Hadi ordan serseri kızımla arala girme kırk yaşına gelmişsin ama hala ortalığı karıştırırsın.
"Ali abim"
"Vay bee hâla'mı baba. Aşka bak lan adam kızına laf dokundurtmuyor iyimi.
" Babam.
"Akif'in kızı olmadı. Ahmetin'de ama Ali efendi yarın sende evleneceksin kızın olunca anlarsın.
"Asaf abim"
"E pes valla yaşıma başıma bakmadan kıskanacam şimdi. Biz evlat değilmiyiz baba.
Babamın damarına basmak için yaptıklarını bildiğimden sessizce izliyordum.
"Aslan oğlum rabbim hiçbirinizin ayağına taş değdirmesin Allah hepinizden razı olsun. Bir gün başımı eğdirmediniz. Lafımın üstüne laf etmediniz. Sizin gibi evlatlarım var ya sırtım yere gelmez bilirim. Ama
"Asaf abim"
"Bu amadan sonra ne gelirse gelsin bu konuşmadan sonra kimse gık demez babam iyi yerden vurdu.
Herkes asaf abimin dediğine kıkır kıkır gülerken. Ahmet abim kızdı asaf abime.
"Kes lan babam bitirsin lafını.
Asaf abim sustu hemen asla saygısızlık etmezdi. Sadece biraz şakacı mızahı fazlaydı abimin.
Biz kadınlar çok konuşmadan sofrada onları dinliyorduk konu ben olunca beni ne kadar sevdiklerini zaten biliyordum. Yeri geldimi hepsi aynı şeyi söylüyorlardı birbirine en çok ben seviyorum diye en küçük en savunmasız olunca hepsi bağrına basmışlar beni. Bu düşünceleri bir kenara bırakıp babama kulak verdim babamın beni sevdiğini elbet biliyordum. Ama şuan neden olarak anlatacağı şeyi çok merek ediyordum.
"Aması şu kızıma ne kadar sağlam bir sevgi verirsem kızım o kadar dik durur. Kızıma ne kadar gülersem kızım o kadar hayat bulur ve hayat saçar. Kızımın ne kadar arkasında durursam kızımda ayaklarını yere sırtını bana sonsuz güvenerek daha sağlam yaslar. O zamanda bilirim ki kızım kendi ayakları üstünde kimseye ihtiyaç duymadan durur. O kadar sağlam yaşar ki hayatı. İlerde de çocuklarına daha sağlam bir anne olur.
Bu sözler beni o kadar etkiledi ki birden hüngür hüngür ağlamaya başladım.
Herkesin bakışları bana döndü bi anda. Hep büyükten küçüğe oturduğumuz için asaf abim yanımda olunca ilk o sarıldı Akif abim benden üç kişi kadar ilerideydi. Ne ara geldi yanıma bilmem ama çekip aldı beni asaf abimin kollarından kendi kollarına. Sesi titreyerek konuştu.
"Çiçeğim ne oldu güzelim benim. Ağlama kurban olduğum.
Diye teselli etmeye başladı abilerimin hepsi başıma toplandı ben kendimi kaptırmış o kadar içli içli ağlıyordum ki. Herkes telaşlanmış bana bakıyordu. Gözüm ali abime kaydı oturduğum yerde tam önüme diz çökmüş bana bakıyordu. Gözlerimiz buluşunca.
"Yapma be kızım dağlama yüreğimi kurban olurum ben senin göz yaşlarına.
Beni teselli ederken yanağından bir damla yaş kaydı düştü. Avucunun içinde öpücükler kondurduğu ellerime. Hemen kendimi toparlanmam gerekiyordu. Abimi düğün gününde ağlatıp üzüyordum. Halbuki yıllardır sevdalık çekmişti artık kavuşacaktı sevdiğine. Sonunda hıçkırarak konuştum.
"Be.. Benn özür dilerim abi seniii seni bu mutlu gününde üzdüm.
Hem ağlıyor hemde kendimi ifade etmeye çalışıyordum.
Ali abim beni Akif abimin kollarından çekip aldı. Sıkıca sarılıp öptü.
"Saçmalama kızım ne özürü gözümün nuru sen iyi ol gerisi önemli değil.
Ahmet abim..
"Bırakın lan kardeşimi boğdunuz kızı. Bırakın nefes alsın az.
Diyip beni alî abimin kollarından kendi kollarının arasına aldı.
" Asaf abim.
"Nefes alsın alsında şimdide sen boğuyorsun kızı.
"Hadi lan ordan.
Herkes tekrar tebessüm etmişti ben hem ağlayıp gülüyordum bu konuşmalar beni çok etkilemişti. Yavaşça abimin kolları arasından çıkıp babama döndüm kendini o kadar sıkıyordu ki ağlamamak için onu da üzmüştüm. Halbuki ne güzel konuşmuştu amcam zaten hüngür hüngür ağlayıp abimin kolları arasındayken oda sarıldı bana. Yavaşca ayağa kalkıp babama doğru ilerledim başını eğmiş bakmıyordu bana. Önünde diz çöktüm annem yanında oturmuş sessizce ağlıyordu. Babam ve abilerimle olan bağımı bildiğinden araya girmezdi. Tekrar babama bakınca oda bana baktı. Babamla göz göze gelince dudaklarım titremeye başladı. Tekrar doldu gözlerim. Babam vakit kaybetmeden aldı beni güvenli kollarına bu defa ikimiz ağladık. Neye ağladığımızı bilmiyordum. Babam sabah sabah sözleriyle yakmıştı ciğerlerimizi. Nedendir bilmem ama sanki onlardan kopacakmışım gibi geliyordu. Ben yıllardır şehir dışındaydım bu kadar sıkışmıyordu kalbim. Annemin sesi yankılandı bi anda.
"Yeter azem bey kız abisinin düğününe geldi. Ama oğullarınla sanki gelin edersiniz gibi yasa boğdunuz evimi.Yeter artık ben gelin alırım gelin vermem silin gözünüzdeki yaşları.
Annem sanki gelin edersiniz derken amcam da dahil abilerim hep bir ağızdan" "Allah korusun
"Töbe de ana"
Diye homurdandılar. Tekrar herkes gülmeye başladı. Halam dönüp konuştu şimdiye kadar sessiz sesiz ağlıyordu.
"Eee eninde sonunda gidecek alıştırma oldu fenamı.
Yine abilerim hep bir ağızdan.
" Ne dersin hala"
"Yok öyle bırşey
" Allah korusun..
Bu defa bende güldüm. Ve herkesin içine su serpen o sözleri söyledim.
"Yok hala yok ben evlenmem bırakmam ailemi.
Abilerimin hepsi zafer kazanmış gibi sevindiler. Birbirlerine bakıp işte benim kardeşim bakışı atıyorlardı. Bu hallerine herkes gülüp eğleniyordu. Taki halam tekrar konuşana kadar.
"Zamanı gelince senin de onların da dili bağlanır. En nihayetinde allahın dediği olur kızım..