Kapının aniden açılmaya çalışılmasıyla uyandım. Dün gece okula gitmemek içi yedek anahtarla kilitlemiştim.
Jace beni izliyordu.
"Aryaa kalksana kız biz anahtarı çalmıştık ne ara buldun? Geç kalıcaz hadi."
Enes sabah sabah karga sesiyle bağırıyodu.
"Gelmicem ben gidin siz."
"Neden?"
"Git Enes!"
Enes bir şeyler geveledi ama uzatmadan gitti.
Kafamı iki yana sallayıp gözlerimi tekrar kapattım ama aniden kalktım.
Ne ara Jace'e bu kadar sokulmuştum. Dün en son kaslarında uyuyakalmıştım, ama şuan tamamen üzerindeydim ve kafamı boynuna gömmüştüm.
"Şey ben.. normalde bu kadar dağınık uyumam. Yorulmuşum sanırım."
Jace sorun yok der gibi kafa salladı.
"Sen uyumadın mı?"
"Vampirler uyuma gereği duymaz, ama istersek uyuruz."
"Annen ve baban hayattalar mı?"
"Annemle görüşmüyorum. Babamsa 100 sene önce öldürüldü."
"Ne? Nasıl?"
"Annem yüceler konseyinde, babam ve kız kardeşim işlemedikleri bir suç yüzünden annemin kararıyla öldürüldü."
Bu çok ağırdı. Jace'e sıkıca sarıldım.
O da aynı şekilde bana sarıldı, sağ elini alnıma koydu.
Birden bire çok uykum gelmişti, dayanamayıp uyuyakaldım.
Uyandığımda yatakta tek başımaydım, telefonumu alıp saate baktım. 3'e geliyodu.
Annem aramıştı 2 kez.
Gül 5 defa Enes ise 8 defa aramıştı.
Diğer bütün bildirimler Arel'e aitti.
Annemi arayıp açması için bekledim.
"Canım, iyi misin? Neden gitmedin okula?"
"Kendimi kötü hissediyorum, merak etme şimdi daha iyiyim."
"Eve gelmemi ister misin?"
Gözlerim dolmuştu, sanırım annemle karşılaşmaya hazır değildim.
"Gerek yok annecim, akşam biraz Gül ve Enes'e vakit ayırıyim diyorum. Sen gelmeden çıkarım evden."
"Tamam canım dikkat et. Öpüyorum seni"
"Bende annecim."
Elimi yüzümü yıkayıp arka bahçeye çıktım. Hava soğuktu.
Yılışık yine bizim bahçedeydi, bir daha salam vermiyecektim ona.
"Neden geldin yine. Gelme buraya"
Yılışık bana dik dik bakıyodu.
"Asuman!"
Off bu kadın yine kedisini arıyodu. Hemen odama kaçsam görmezdi beni kedisini alıp giderdi.
Hızla ayağa kalkıp eve girdim, üst katın camından Eva ve yılışığı izliyodum.
Eva kedisini görüp kucağına aldı. Daha sonra bahçeye açılan cam kapının önüne gelip alnını yasladı. Sanırım evde birinin olup olmadığını kontrol ediyodu. Kediyi kenara bırakıp bahçede bir şeyler aramaya başladı. Yastıkların altına masanın altına bakıyodu, ağaçlara doğru yöneldi.
Ne yapmaya çalışıyodu bu kadın. Ağacın etrafında bir şeyler yapıyodu.
Aşağı inmeli miydim?
Hızla merdivenleri indim cam kapıyı açıp etrafa baktım ama kimse yoktu. Nereye kaybolmuştu bu kadın, yoksa o da mı vampirdi. Bunu öğrenmenin tek bir yolu vardı.
Üzerimi değiştirip annemin dün akşam yaptığı kurabiyelerden tek kullanımlık tabaklara koydum. Anahtarımı alıp karşı evin zilini çaldım.
Kapıyı genç uzun boylu bir adam açtı.
"Merhaba, ben karşı komşunuzum. Eva evdemi acaba?"
Eva arkadan bana doğru seslendi.
"Aa Aryacım hoşgeldin. Girsene içeri."
Karşımdaki adama elimdeki tabağı uzatıp içeri geçtim. Evleri beyaz ve yeşil tonlarındaydı. Eva yanıma gelip oturma odasına kadar eşlik etti.
"Eşim Sam ile tanış. Sevgilim buda Arya, karşı komşumuz."
Sam sıcak gülümsemesiyle elini bana uzattı.
"Hoşgeldin. Memnun oldum tanıştığıma."
Elini sıkıp gülümsedim.
"Bende memnun oldum."
"Bende tam bahçe için alışverişe gidiyordum. Kız kıza sohbet edin. Sonra tekrar görüşürüz Aryacım."
"Görüşürüz."
Eva Sam'i öpüp yolcu etti. Birlikte mutfağa geçtik.
Yılışık ortalarda yoktu.
"Kedin nerde?"
"Yukarda sanırım uyuyor. Bugün yine kayboldu, kesin sizin bahçededir diye kontrol ettim. Yüzüğümü alıp kaçmış, evin içine baktım ama kimse yoktu. Sizin bahçeye düşürdü sanırım yüzüğümü"
"Odamdaydım duymamışım sizi. Sizi fark edip aşağı indim ama kimse yoktu."
"Asuman tekrar kaçınca peşinden gittim"
"Yüzüğünü bulursam getiririm mutlaka"
"Teşekkür ederim canım."
Al işte Arya boşuna şüphelendin, yüzüğünü arıyomuş kadın.
Eva ile bayağı sohbet etmiştik. Çok iyi kızdı sevmiştim onu. Eve gidip annemin sevdiği yemekleri hazırladım.
Hazırlanıp Aysun teyzemlerin evine gittim.
"Fıstığım hoşgeldin."
"Hoşbulduk Aysun teyzem."
"Gel yemekleri yeni hazırladım yiyelim birlikte."
"Yok ben yedim, bizimkiler gelir şimdi onlarla bir şey konuşucam. Yukarda bekliyim onları."
"Tamamdır canım rahatına bak"
Gül'ün odasına gidip koltuğuna rahatça oturdum. Gelmelerine 40 dakika vardı. Telefonum çalıyordu.
+90 532... Arıyor...
"Efendim"
"Neredesin?"
Jace'in sesiydi.
"Arkadaşıma geldim. Neden?"
"Bana neden haber vermiyosun!?"
"Neden sana haber veriyim Jace?"
"Salak mısın Arya dün ne olduğunu unuttun heralde!"
"Düzgün konuş benimle"
"Konum at!"
"Evimin iki sokak arkasındayım"
"Konum at!"
"Sen nerdesin?"
"Sanane Arya!"
Telefonu suratına kapattım. Gerzek şey kendini ne sanıyodu, paşamız ne emrederse onu yapıyoduk.
Telefonumu alıp oyun oynamaya başladım. Camın sertçe tıklatılmasıyla yerimden sıçradım.
Jace çok sinirli görünüyordu. Hızla yerimden kalkıp camı açtım.
"Ne işin va..."
"O telefonu suratıma kapatmak neymiş göstericem sana!"
"Sende düzgün konuşsaydın benimle"
Jace beni umursamadan kucağına aldı. Çırpınıyodum ama boşunaydı.
"Jace napıyosun bırak!"
"Rahat durmazsan aşağı atarım seni"
Hızla camdan atlayıp koşmaya başladı. Dün geldiğimiz evin önünde durduk. Jace'le konuşmama kararı almıştım. Hödük.
Bana ters ters baktı ama onu umursamayıp eve doğru yürüdüm.
Clara koşarak kapıyı açtı.
"Hoşgeldiniz!" bana sıkıca sarıldı.
"Hoşbulduk."
Birlikte içeri geçtik. Herkes salonda oturuyodu, Tom ve Layla hala gelmemişti sanırım. Kendall bana ters ters bakıyodu.
Hepsi bana hoşgeldin dedi, Kendall hariç.
"Pazartesi hepimiz okula başlıyoruz seninde bildiğin gibi, sorun şu ki bizler daha önce okula gitmediğimiz için düzeni bilmiyoruz. Bize öğretmeni istiyoruz." dedi Clara.
"Yani okulda derslerde neler yapılır, saat kaçta okulda olmalıyız, okulda nasıl davranmalıyız bunun gibi şeyler" devam etti Alec.
Boş koltuğa oturup konuşmaya başladım.
"Dersler 8:40 da başlar bu saatten önce okulda olmalısınız. Okulda 11 ve 12. Sınıflar 4 farklı alandan birini seçip o dersleri alırlar. Ben Tm bölümündeyim."
"Bir dakika 11 ve 12 ne demek, Tm ne demek" dedi Kevin
Anlaşılan hiçbir şey bilmiyolardı.
"Tamam biraz daha ayrıntılı anlatıyim. Okulda 9. Sınıflar 10. Sınıflar 11. Sınıflar ve 12. Sınıflar vardır. 9. Sınıflar 15, 10. Sınıflar 16, 11. Sınıflar 17 ve 12. Sınıflar 18 yaşındadır. 11. Sınıfta alan seçeriz, bunlardan ilki Mf sayısal yani matematik fen, ikincisi Tm eşit ağırlık yani sadece fen dersi yok, üçüncüsü Ts sözel yani Türkçe sosyal, son olarak da dil bölümü var. Okulda her ders 40 dakika olup 15 dakika ara var. 12:00 da 1 saatlik ara var. Okuldan 15:40 da çıkıyoruz. Derslere ek olara 2 tane seçmeli dersimiz var. Bunlar spor, müzik, resim, gezi vb. şeyler var. Öğretmenlerimiz iyidir, yıl içerisinde her dersten 4 sınav oluruz. Cumartesi ve Pazar günleri okul yok. Okulda serbest giyiniyoruz. Okulda minik bir market var, oradan yiyecekte alabiliyoruz zaten sizin pek işiniz olmaz. İsterseniz bir ara okula gidip gezdirebilirim sizi. Karışık biraz."
Kendall sinirle konuştu.
"Sana ihtiyacımız yok. Biz vampiriz hızlı koşabiliriz!"
"Kendall!" Jace Kendall'a bağırmıştı.
Kendall hızla ayağa kalkıp içeri gitti.
"Sen onu boşver Arya. Biz kayıt yaptırmaya gidiceğimiz zaman etrafa bakarız. Sen hangi seçmeli dersleri seçtin? Bizde onları seçelim" dedi Kevin.
"Resim ve spor"
"Tom hepimizin aynı sınıflarda olmamızı istedemedi. Alec ve Jace senin sınıfında ben ve Clara Kendall ve Kevin başka sınıflarda olucak. Okuldan sonra eğitim için buraya gelicez. Tom bu limitsiz kredi kartını senin için çıkarttı, işleri biraz uzamış. Onlar gelene kadar sorumluluk Jace'de." dedi David.
Jace'e baktım, bize bakmıyordu. Kredi kartına gerek yoktu, param fazlasıyla vardı.
"Gerek yok, benim kredi kartım var."
Jace kredi kartını alıp cebime koydu.
"Kendi paranı harcama, bunun içindekilerle harca. Kart senin üzerine."
Tam ağzımı açıp bir şey söyliyecekken Jace o kadar kötü baktıki konuşamadım.
"Hadi gel, sana odanı gösteriyim."
Clara'ya baktım. Ne odasından bahsediyordu.
"Ne odası?"
"Bazen burada kalman gerekebilir, bu yüzden sana oda hazırladık. Hadi gel"
Clara elimi tutup beni bir üst kata çıkardı.
"Bu katta Tom ve Layla'nın odaları var. Bir de Alec'in odası"
Bir üst kata çıktık.
"Bu katta benim ve David'in odası, bu katın diğer ucundaki oda ise Kendall ve Kevin'a ait."
En üst kata çıktık.
"Bu katta normalde sadece Jace'in odası var ama karşı odayı senin için hep birlikte hazırladık."
Cidden beni düşünmüşlerdi. Gülümseyip Clara'yı takip ettim. Siyah bir kapıyı açtı, oda kapı gibi siyahlarla dekore edilmişti. Banyo, giyinme odası ve kocaman bir terası vardı. Giyinme odasının kapısı siyah iki yana açılan cam kapıydı, içerisi fazla görünmüyordu. Banyonun duvarları tamamen camdı, içerisi tamamen görünüyordu. Oda çok güzeldi, sırf bu odada kalmak için evi terkedebilirdim.
Clara banyonun kapısını açıp içeriye girdi, kapıyı kapatır kapatmaz cam buğulandı böylece içerisi görünmedi. Çok zekice tasarlanmıştı. Kıkırdadım.
Giyinme odasının kapılarını açtı, içerisi boştu ama raflar ışıklandırılmıştı.
"Kıyafetleri birlikte almaya gideriz diye düşündüm. Hem banada okulda giymem için kıyafetler alırız."
Claraya sıkıca sarıldım.
"Teşekkür ederim. Beni bu kadar düşündüğünüz için"
"Sen çok iyi birisin Arya. Gördüm bunu, biz çok iyi anlaşacağız."
"Kendall'da sevecek mi beni?"
Clara kıkırdadı. Sesini alçalttı.
"Aramızda kalsın ama en çok o sevecek seni"
Bende güldüm. Telefonum çalıyordu.
Enes arıyordu.
"Efendim"
"Kızım nerdesin ya 50 defa aradım. Bize gelmişsin sonrada haber vermeden çıkmışsın. Noluyor Arya?"
"Acil işim çıktı. İşim biterse gelicem merak etme."
"Ne işi hayırdır. Bak Arel'de bir garipti bugün."
"Kapatıyorum Enes gelmeye çalışıcam. Öpüyorum"
"Tamam canım dikkat et"
Telefonu kapattım. Clara terasa çıkmıştı. Yanına gidip oturdum. Terasta büyük bir oturma grubu vardı.
"Jace vampirlere özel ortak bir yeteneklerinin olduğunu söyledi. Ne tür bir yet..."
"Clara! İyi misin!?"
Clara transa geçmiş gibi hareket etmeden duruyordu. Gözleri bembeyazdı.
Jace saniyesinde yanımıza geldi. Diğerleride gelmişti.
"Ne görüyor?" dedi David sakince.
"Kurtlar.. buraya geliyor."
Herkes aniden bana baktı.
"Dün birisi eşofmanını ısırdı. Sanırım insan olduğunu anladılar. Alec, Arya'nın kokusunu almamaları lazım. Ne yapman gerektiğini biliyosun." dedi Jace
Alec kafasını sallayıp koşarak uzaklaştı.
Jace diğerlerine döndü.
"Hazırlanın. Clara Arya'yı buradan uzaklaştıracak."
Herkes koşmaya başladı. Jace bana baktı.
"Korkma Clara ne derse onu yap. En kısa sürede yanınıza gelicem."
Kafa salladım. Clara kendine geliyordu. Hızlıca beni kucağına alıp koşmaya başladı.
5 dakika sonra büyük bir ağacın üzerinde durduk.
"İyi misin?" dedim merakla.
"2 gün seni buralardan uzaklaştırmamız lazım Arya. Annenden izin al, kıyafetlerini hazırla."
"Neden?"
"Kurtlar Jace ve seni görmüşler, seni insan sanıyolar. İnsanlara kimliğimizi söylememiz yasak. Jace onlara senin bizi gördüğünü ve ölmek zorunda olduğunu söyleyecek. Bir süre seni arayacaklar, kokunu saklamalıyız."
"İki günde peşimi bırakacaklar mı?"
"Hayır. Kokunu almamaları için büyü kullanıcaz, bu onları idare eder."
Kafa salladım. Annemden nasıl izin alabilirdim ki?
Alec birden yanımıza geldi, elinde değişik bir buhar makinası vardı.
"Bu ne?"
"Kokunu almamaları için" dedi Alec.
Nasıl bir belaya bulaşmıştım ben. Daha 300 günüm vardı ama ben daha ilk günden kurtlardan kaçıyordum.
Eve gidip annemden bir şekilde izin koparmalıydım ama nasıl. Gökyüzüne baktım, bir kaç tane yıldız vardı.
Aysun teyzelerin dağ evi.. tabii yaa. Clara'ya baktım.
"Daha ne kadar beklememiz gerek?"
"Bizden bu kadar çabuk mu bıktın küçük hanım?" dedi Alec
"Hayır annemden izin almak için arkadaşıma gitmem gerek?"
İkiside anlamamış gibi bana bakıyolardı.
"İki gün arkadaşımın dağ evinde kalıcam, annem anca o zaman gitmeme izin verir."
İkiside güldü. Bunun neresi komikti.
"Merak etme o işi David halleder." dedi Clara
"Nasıl?"
"David insanların duygularını değiştirebiliyor. Onun özel yeteneği." dedi Alec.
Vampirler ve yetenekleri. 15 dakikanın sonunda eve geri dönmüştük.
"Ben David ve Clara Arya'yı alıp gidiyoruz. Diğerleri burada kalıyor, en ufak bir hareketlenmede bana haber veriyosunuz."
Kendall bana ters ters bakıyodu. Jace beni kucağına alıp koşmaya başladı. Evimin önüne gelmiştik kapıyı çalıp beklemeye başladım. David Clara ve Jace arkamdaydı.
Annem kapıyı açıp şaşkınca bana baktı.
"Arya? Hoşgeldin annecim" boynuma sıkıca sarıldı.
Diğerlerine neden hoşgeldin dememişti. Tam arkamı dönüp tanıştırıcaktım ki kimsenin olmadığını farkettim. Ne yani kaçmışlarmıydı?
"Neye bakıyosun canım?"
"Hiç, seninle bir şey konuşmak istiyorum da."
David yoktu, nasıl ikna edicektim.
Off yalan söylemekten nefret ediyorum.
"Konuşalım birtanem. Bu arada yemekler çok güzeldi, sanada getireyim mi?"
Sahi sabahtan beri pek bir şey yememiştim, ama şuan gerilmekten açlığımı unutmuştum.
"Yok annecim ben yedim."
"Anlat o zaman seni dinliyorum."
"Biz.. şey. Okulda Arel diye bir çocuk vardı, hatırlıyosundur."
Annem hatırladığını belli eder gibi kafa salladı.
'Uzatma direk konuya gir' Jace burada mıydı?
Ama kimse yoktu.
"Hatırlıyorum annecim devam et. Şu sana takıntılı çocuk."
"Heh evet. Biz 1 haftadır birlikteydik, yani sevgili değildik. Daha sonra dün baya kavga ettik, bende çok sinirlendim, biraz kafa dağıtmak için arkadaşımın evine gidebilir miyim?"
"Gidebilirsin canımın içi. Dünden beri bunamı üzülüyodun sen" yanıma gelip sıkıca sarıldı.
Odama çıktım. Clara çoktan valizimi hazırlamıştı.
"Teşekkür ederim."
"Bu elbise benim olabilir mi?"
Kıkırdadım.
"İstediğini alabilirsin"
Clara gülerek dolabımda beğendiği birkaç eşyayı aldı.
"Birdenbire neden gittiniz?"
"Hani bana sormuştun ya vampirlerin özel yetenekleri ne diye."
Hatırladığımı. Belli eder gibi kafa salladım.
"Görünmezlik"
Ne yani birde görğnmezlik mi çıkmıştı başımıza. Off.
Anneme veda edip evden çıktım. Jace ve David kapıda Son model Mercedes jiple bizi bekliyolardı. Ayrı arabalarla gidecektik.
Arabaya bindim, Jace çok hızlı sürüyordu. Jace'e hala küstüm, bu yüzden onunla konuşmayacaktım.
Kollarımı göğsümden birleştirdim.
Jace arka koltuktan bir poşeti alıp kucağıma bıraktı. Ona anlamayan gözlerle bakıyordum ama bana bakmıyodu. Poşetin içinde hamburger ve içecek vardı. Duymuştu yemek yemediğimi.
Hamburgeri poşete geri koyup arka koltuğa bıraktım. Jace bana baktı.
"Ye şunu"
Omuz silkdim. Konuşmamaya kararlıydım.
"Arya ye şunu!"
"Arabada yiyemem!"
Aniden arabayı durdurdu. Kafamı torpidoya çarptığım için kaşım patlamıştı.
Jace hemen peçeteyi alıp kanayan yere bastırmaya başladı. Sert bir şekilde yutkundu, sanki zorlanıyordu. Elimi tutup peçeteye bastırdı ve hemen arabadan indi. Canım acımıyodu. Birden kapım açıldı, Jace elindeki zımbayı alıp kaşımdaki açığı zımbaladı.
"Gidene kadar idare et."
Kafa salladım, ama hala bana bakıyordu.
"Ben sinirle durdurdum arabayı.. öz.."
"Sorun yok Jace"
Emin olmak için bana bakıyordu. Kapımı yavaşça kapatıp yerine oturdu. Arka koltuktaki hamburgeri alıp kucağıma koydu.
"Yemeğini bitirene kadar burdayız."
Radyoyu açtım, Jace'le konuşmak istemiyordum. Kaşım patladığı için değil, her konuştuğumuzda kavga ediyorduk.
Hamburgerimi bitirip yola çıktık. Clara ve David çoktan gitmişlerdir.
Stresten ellerimle oynuyordum, tırnağımın kenarındaki etleri koparıyodum.
"Bana işkence etme Arya"
Anlamayarak Jace'e baktım. Ellerime bakıyodu, onun baktığı yere baktım. Minicik kanıyordu, yok artık minicik kanamalar bile canını mı çektiriyordu. Ellerimi yumruk yapıp sakladım.
"Yanımda durman bile midemi kazındırıyor."
Korkmalı mıydım? Çünkü az önce bir vampir beni yiyebileceğini söylüyordu. Kahkaha attı.
"Seni yersem Tom ve Layla beni öldürür."
Cevap vermedim. Bu sefer yavaşça arabayı durdurdu. Bana döndü.
"Bir daha seninle kavga etmemeye çalışıcağıma söz verirsem konuşur musun benimle?"
Düşünmüş gibi yaptım.
"Bana sesini yükseltmeyip normal bir şekilde konuşman yeterli"
Güldü.
"Peki istediğin gibi olsun. Şu ilerdeki markete gidicez sana yiyecek bir şeyler alıcaz."
Kafa salladım.
Birlikte markete girdik. Jace biraz abartıyodu, kıtlıktan çıkmışız gibi market arabasını dolduruyordu. Vampirler insan yemekleri yemiyordu.
"Jace bunlar bir orduyu doyurur alt tarafı iki gün kalıcaz."
Jace bana baktı. Aldığı şeylerin hepsini geri bıraktım. Arabayı ona verip minik bir çavdar ekmeği, salata malzemeleri, tost malzemeleri alıp kasaya gittik.
Jace yine bir şeyler atmıştı arabaya ama abartmasına izin vermemiştim. Aldıklarımızı ödeyip arabaya doğru ilerledik.
"Bu aldıklarınla minik bir bebek bile doymaz"
"Vampir bebekler için konuşuyosun sanırım, bu aldıklarımız 5 kişilik bir aileyi bile doyurur."
"Neden bu kadar zayıf olduğun belli. Senin bebeğin olursa kesin aç kalır, aynı şekilde kocanda."
"Şu haldeyken evlenmeyi düşünmüyorum Jace. Malum kurtlar, vampirler, elfler ve avcılar her an peşime düşebilirler."
"18 yaşından sonra peşine düşmeye korkarlar merak etme. Rahat rahat evlenirsin, bebek yaparsın."
"Senin kaç tane bebeğin var?"
Jace kahkaha atmaya başladı. Hemde bayağı.
"Komik olan ne 250 senede baba olmak aklına gelmiştir heralde."
"Baba olmak istemiyorum."
"Evlendinmi hiç? Gerçi senin bu çekilmez halinle herkes kaçmıştır senden."
"Sence benim gibi birisinden kaçmak mümkün mü? "
"Evlenmedin mi yani?"
"Hayır baş belası hayır. Evlenmedim de çocuğumda yok. Mutlu musun?"
"Banane canım sadece merak ettim."
"Bence içini rahatlattın ama.. neyse"
Jace'e kötü kötü baktım ama bana göz kırpıp elindekileri bagaja koydu, elime uzanıp eimdekileri aldı ama. Elimde biraz fazla oyalandı.
Kafamı iki yana sallayıp yerime oturdum.
15 dakikalık yolculuğun sonunda büyük bir eve gelmiştik. Saat 12 ye geliyodu. Aşırı uykum vardı.
Jace bagajdakileri alıp mutfağa götürdü. Clara ve David ortalıkts yoktu.
"Benim odam en üst katta, orada uyuyabilirsin"
"Vampirler uyumaz..."
Bir dakika Jace orada uyumuyordu zaten. Kahretsin..
"Ben koltukta uyurum"
"Saçmalama Arya o odayı daha önce hiç kullanmadım."
"Hiç mi?"
"Hiç"
Valizimi alıp yukarı çıkarmaya çalıştım ama çok ağırdı. Sanırım vampirler abartmaya bayılıyolardı. Jace sırıtarak beni ve valizimi alıp odasına çıkardı.
Jace'in odası büyük ve farahtı. Lacivert beyaz tonlarındaydı.
"İyi geceler" dedi.
"İyi geceler"
Jace kapıyı kapatıp çıktı. Üzerimi değiştirip yatağa girdim.