#-Simon !
Vaha çıplak ayaklarıyla soğuk zemine adım attı .
-Simon !
Odanın duvarları sallanmaya başlamıştı , duvar eriyen bir mum gibi ,zemine doğru akarken, Vaha kapıya koşarak açmak için çabaladı ama kapı kilitliydi.
-Simon !!Yardım et !!!
Vaha kapının açılamayacağını farkettiğinde zemin ayaklarının altından kayıp gitti...#
-Simon!!
Vaha kan ter içinde yattığı yerden ani bir hareketle doğruldu , Simon tetikteymiş gibi ayağa fırladı .
-Sen iyi misin ?Bişey oldu sandım .
Vaha biraz utanarak ,yüzüne düşen saçları arkaya attı ,ilacın etkisi geçmiş, kalbi ayaklarında atıyormuş gibi kasılmalar hissediyordu.
-Kusura bakma sadece kötü bir rüya .
-Kabus.
-Evet kabus.
Vaha nın dili damağına yapışmıştı resmen ama umurasamadı, kurumuş dudaklarını yalayarak yatağa tekrar uzandı .Simon kafasını sağa sola sallayarak sakin bir şekilde Vaha nın kenarına oturdu .
-Deney Tarlası hakkında ne biliyorsun ?
-Bana inanmadığını sanıyordum ?
-Henüz seni tam olarak tanımıyorum ,güven kazanılan bir şeydir.
Vaha umutsuzca tavana baktı ,Simon her zaman olduğu gibi yine haklıydı, ne diyebilirdi ki.Uzandığı yerden doğrulup Simon gibi sırtını yatak başlığına dayadı,kollarını bacaklarının etrafında birleştirip derin bir nefes aldı ,konuşma zamanı gelmişti .
-Ben sekiz yaşındayken babam beni o şeytan yuvasına sattı. Yani demek istediğim çok küçüktüm , orasının nasıl bir yer olduğundan haberim bile yoktu .
Vaha sesli bir şekilde iç çekip olanları tekrar hafızasından çıkarıp gün yüzüne sermeye devam etti .
-Yani senin de bildiğin gibi orda üzerimizde onlarca deney yaptılar .
Vaha ,Simon a dönüp göz teması kurdu ;Vaha nın hissettikleri yüzünden okunuyordu.
-Simon küçücük çocuklardık ,ailemizle olmak yerine acı çekiyorduk.Henüz hayatla yeni tanışmıştık , çoğumuz deneylere dayanamayıp acılar içinde öldü .Acılarına son vermek yerine onları son nefeslerine kadar izliyorlardı...
Vaha gözleri dolmuş bir vaziyette bir noktaya odaklanmıştı ,konuşurken elleri titriyordu.
-Onlara göre ölüm bir sanatmış!!
Vaha kırık bir ses tonuyla güldü ,kafasını sağa sola sallayarak Simon a baktı .
-Bir sanat .
Kendini toparlamaya çalışarak ,yüzünü ovuşturdu.
-Yani ordaki yaşantım boyunca ölmemek için uğraştım ,acı çekmemek için ...
-Admon la nasıl bir ilgin var ?
-Admon .
Vaha bu kelimeyi nefretle kusmuştu ,olanları düşünmek ona Admon ın ne kadar iğrenç biri olduğunu hatırlatmıştı.
-Onunla ilk gün tanışmıştım ,tuhaf biriydi ama iyiydi ;belkide değildi ,bilmiyorum sadece konuşacak kimse yoktu ve o arkadaşlık yapıyordu .Taki bana Deney Tarlası ndaki canavarları gösterip beni ispiyonlayana kadar .
-Canavar derken ?
-Simon ...Ordaki insanlar ...Yani onlar insan değil , hiçbir insan bu kadar cani olamaz . Onlar, oyuncak parçaları birleştirir gibi insanları parçalara ayırıp farklı parçalar eklemişlerdi.
Vaha sanki olayları tekrar yaşıyormuş gibi şaşkın ama öfkeli bir yüz ifadesi takınmıştı.
-Ne kadar korkunç bir şey olduğunu sana anlatamam bunun için görmen gerekir ,inan bana...
-Biliyorum .
-Nasıl yani .
-Yani ne kadar kötü olduğunu tahmin edebiliyorum.
Vaha bilemezsin der gibi kafasını salladı .
-Admon neden bunları sana gösterip sonra seni ispiyonladı?
-Doğrusu bunu hiç bilmiyorum ama o ruh hastası için pek de ilginç bişey değil .
-Sonra .
-Sonrası işte Admon ortadan kayboldu ,bende öldüğünü düşündüm ama sonra öğrendim ki 5 yıllık doktorum olarak tanıdığım adam Admon mış.
-Seni patlamadan neden kurtardı?
-Hiç bilmiyorum , patlamadan önceki gün bana deneyin başarısız olduğunu söyledi ,tabi sonuçlarına hazırlanmamı da söyledi.
Vaha ,Admon ın ona şırıngayı yaklaştırdığı anı düşündü, artık o kadar kötü gelmiyordu.
-Zaten patlama günü de sanırım beni öldürecekti ama ne olduysa beni kurtardı ve Kar a götürüp bana yeni bir hayat verdi .
Vaha kendini artık toparlamış ,hikaye özeti çıkarmış gibi olayları kısa kısa anlatıyordu.
-Peki seni tekrar neden buraya attı?
-O beni atmadı .
-Kendin mi geldin ?
-Ben bilmiyorum .
Simon a dönüp tekrar göz teması kurmaya çalıştı, Simon ın ona inanmasını istiyordu.
-Bak kulağa saçma geliyor biliyorum ama ben bir partiye gittim ve nasıl olduysa bir anda insanlara zarar verdim .
-İnsanlara zarar verdin?
Simon bunu inanmayan bir edayla söylemişti.
-Bak bana ne oldu tam olarak bilmiyorum ama kızmıştım ve tek hatırladığım bağırdıktan sonra camların patladığı ve insanların benden bir canavar görmüş gibi kaçtığıydı.
Vaha saçlarını parmaklarıyla tarayıp ,gerilmiş gibi tuttuğu nefesini sesli bir şekilde bıraktı .
-Beni o gördüğüm canavarlardan birine çevirdiklerini düşündüm, siren sesleri vardı ,beni tekrar bir hastaneye kapatmalarından korkuyordum ,nasıl olduysa hayatıma son vermeye karar verdim ve binanın üçüncü katından atladım.
Vaha ,kendi anlattıklarına inanmaya çalışır gibi güldü.
-Kulağa çok saçma geliyor biliyorum ama gözlerimi açtığımda çölün ortasındaydım ,gerisini biliyorsun zaten .
Vaha ,Simon a bir süre baktı ,ona inanmış gibi görünmüyordu.
-İlginç.
-Yani bana inanmıyorsun,haklısın kimse inanmaz .
-Sana inanmıyorum doğru ama bunun sebebi çılgınca olması değil ,seni tanımıyor olmam.Dediğim gibi güven kazanılan bir şeydir.
Vaha ,Simon a beklenti içinde baktı ama bunu yapmaya hakkı olmadığını biliyordu .Simon ona hiçbir şey borçlu değildi ,onun hayatına giren Vaha'ydı. Kim bilir belkide Simon ın o doktorla arasında birşey vardı ve Vaha gelip aralarını bozmuştu .
-Bişey sorucam?
-Dinliyorum .
-Şu doktor ,Melisa , onunla aranda bir şey mi var .
-Neden merak ediyorsun?
-Yani Simon farkında değilsin galiba ama biz birlikte uyuyoruz ,sen beni kucağında taşıyorsun...Yani eğer benim sevgilim olsaydı böyle bir şeye asla izin vermezdim.
-Melisa sadece bir çalışan ,birlikte takıldığımız bir gerçek ama önemli bir şey değil ,ihtiyaç karşılamak gibi düşün .
Vaha ,Simon ın ağzından dökülen lafları sindirebilmek için birkaç saniye Simon a baktı .Gerçekten de bunları söyleyen o muydu,binlerce insana evini açan adam ?
-Gerçekten de bunu söyleyen sen olamazsın.
Vaha ,Simon a 'hadi bir şaka yaptım de'der gibi baktı .
-Neden bu kadar şaşırıyorsun ki,bu bir ihtiyaç ,tıpkı yemek yemek su içmek gibi .
-Ben daha fazla duymak istemiyorum !
Vaha ,yastıklardan birini alıp yataktan uzaklaştı .
-Ben koltuklardan birinde uyusam çok daha iyi olur ,malum beni de ihtiyaç olarak görürsün filan .
-Saçmalama ,istemediğin bir şeyi sana asla yapmam .
-Farketmez ,hem böylesi doğru değil ,ayrı uyumalıyız.
-Peki o zaman sen burda uyu ben koltuğa geçerim .
-Hayır hayır zaten sana yeterince yük oldum bir de yatağını alamam ,lütfen Simon eminim koltuklar da yataklar kadar rahattır .
Simon ayağa kalkıp ,Vaha ya doğru yürüdü .Vaha bir iki adım gerilese de durdu .
-Bana hayır deme, dediğimi yap ve git uyu .
Simon yine korkutucu bir ses tonunda ,tehditkar bir şekilde konuşmuştu.
-Hayır ,bana istediğini yaptıramazsın.
-Gerçekten öyle mi düşünüyorsun?
Simon ,Vaha ya daha fazla yaklaşıp, onu duvarla kendi arasına aldı, aralarında ufak bir mesafe kalmıştı .
-Evet ,öyle .Ben senin evcil hayvanın değilim .
-Bunu kafana sok tavşancık, burda ben ne dersem o olur.
Vaha cevap vermeye fırsat bulamadan Simon onu kucağına alıp yatağa yatırdı .Vaha kurtulmak için ugraşsada Simon ın devasa kolları arasından kurtulabilmesi imkansızdı.
-Simon bırak beni .
-Sessiz ol ve uyu yoksa seni soyarım öyle uyuruz.
-Salak mısın sen bunu yapamazsın!
-İstersen beni zorla ,suçlusu sen olursun.
Vaha sinirden ne yapacağını bilemiyordu ama Simon a daha fazla karşı gelmekten de korkuyordu. Simon ın sağı solu hiç belli olmuyordu ,dediğini yapabilirdi. Vaha nın ona karşılık verecek gücü yoktu ,bu yüzden sessizliğe gömülüp içinden ona küfürler savurdu.
Uzunca bir süre Simon ın uyuyup kollarının gevşemesini bekledi ama Simon uyusa da kolları sımsıkı sarılmıştı . Beklemekten yorulunca daha fazla direnmeyip uykunun onu kollarına çekmesine izin verdi ...
Vaha karmakarışık bir rüyanın içinden ,kurtulmak için çırpınırcasına uyandı.İlk defa bir rüyanın içinden çıkmak için defalarca kez uğraşmıştı, defalarca kez uyandığını sanmıştı ama hepsi bir rüyaydı.
Etrafa sersemlemiş bir şekilde bakmaya başladı ,bu da bir rüya olabilir miydi?
-Sersem bir tavuk gibi bakmayı kes de kahvaltı yapalım .
-Ben...Tamam hemen kalkıyorum .
Vaha ,ayaklarının üstüne yavaşça bastı ,ilacın etkisi geçtiği için acıyor olmalıydı ama düşündüğü şey olmadı .Ayakları hiçbir şey olmamış gibi tamamen rahat bir durumdaydı.
-Simon ?
-Sen hala oturuyor musun?
Simon yavaşça odaya girdi .
-Melisa hızlı iyileştiren bir ilaç mı kullandı ?
-Bak tıp çok gelişmiş olabilir ama hiçbir ilaç tam anlamıyla birkaç saatte kimseyi iyileştirmez.
-O zaman ayaklarım neden ağrımıyor?
-Belki de uyuşmuşlardır.Hadi ama dedektif gibi her şeyden şüphe etme ,kahvaltıdan sonra sargılarını değiştirmesi için Melisa nın yanına gidince neden ağrımadığını o sana söyler .
Vaha ,Simon ın çemkirmelerini göz ardı ederek ,dediğini yapıp kahvaltı için salona geçti .
-Vay canına ,bu kadar çok çeşidi Kar da bile görmemiştim.
-Patron olmanın faydaları kıvırcık.
-Ne?Ben kıvırcık değilim ki?
-Saçın değil ama ruhun öyle .
Vaha ,Simon ın tuhaf benzetmelerini bir kenara bırakıp kahvaltıya yöneldi ,kurt gibi aç bir vaziyette yemeğin keyfini çıkarmaya başladı .
Her kötü olaydan sonra hep böyle oluyordu ,hiçbir şey olmamış gibi bir sabah kalkıp kahvaltının keyfini çıkartıyordu.Bu durum rahatsız edici olsa da hiç olmamasından iyiydi,hayat artık böyle bir hal almıştı ve ayak uydurmaktan başka çare kalmıyordu .
-Bana Deney Tarlası hakkında hatırladıklarından bahset .
Vaha koca bir lokma krebi ağzına sıkıştırıp utanarak Simon a baktı ,ne zamanlama ama.
Hızlı bir şekilde lokmasını yutmaya çalışırken Simon ona palyaço görmüş gibi bir süre baktı .
-Sana dedim ya ,anılarım pek net değil ,sürekli parça parça olarak hatırlıyorum ,yani daha doğrusu hatırlıyordum, uzun süredir yeni bir şey olmadı .
-Bir tür hafıza kaybı mı?
-Hayır yani belki hiçbir fikrim yok .
-Kafanı bir yere çarpmış olabilirsin yada ilaçlardan da olabilir .
-Kafamı çarptığımı hiç hatırlamıyorum ama belki ,ilaç konusuna gelecek olursak Admon bana verdiği hiçbir ilacın böyle bir etkisi olmadığını söyledi .
-O yalancıya fazla güveniyorsun.
Simon avucunu sıkmış bir şekilde masayı dürttü.
-Onu tanımıyorsun bile .Yani haklısın güvenilir biri değil ama sanki onu tanıyormuş gibi konuşuyorsun?
-Birinin yalancı olduğunu anlamak için tanımam gerekmiyor ,o lanet yerde çalışan herkes adi yalancının teki.
Vaha ortamın gerildiğinin farkındaydı ,Simon gerilince etrafı tuhaf ve rahatsız edici bir enerji sarıyordu sanki . Bu rahatsız edici enerjiyi göremiyordu ama o şeyin etrafını sardığını hissedebiliyordu.
-Sana söylemem gereken bir şey var.
Vaha gözlerinin yaşla dolduğunu hissetti ,söylemek istediği bir şey yoktu ama neden böyle söylediğini anlamıyordu...
-Sen iyi misin?
Simon taş kesilmiş gibi ona bakıyordu .
-Ben iyiyim ama neden böyle söyledim anlamıyorum ,anlatacak bir şeyim yok ki?
Gözlerindeki yaşlar artık yağmur damlaları gibi iri iri dökülüyordu.
-O yüzden mi ağlıyorsun?
-Ben bilmiyorum ,ağlamak istemiyorum ama ...Bu çok saçma neden böyle oluyor ki?
Simon kalkıp Vaha nın önünde diz çöktü, ona dokunmadan ,bir şeyler anlamaya çalışır gibi Vaha nın yüzüne odaklandı.
-Bana bak.
Simon ,Vaha nın çenesinden tutup aralarında ufacık bir mesafe kalana kadar yüzünü ona yaklaştırdı.
Vaha nın gözlerine odaklanmış bir vaziyette duruyordu.Vaha ,Simon ın yüzündeki anlamaya çalışır ifadeyi izlemeye başladı; kaşları kızgınmış gibi hafif çatıktı ,başını hafif sağa yatırmış ,boynunun sol tarafında kabarmış bir damar vardı .Bir ressamın kusursuz olması için yıllarca uğraştığı bir eser gibiydi,gerçekten de kusursuz ...
-Lanet olsun ...
Simon bunu öfkeli değil gayet sakin bir şekilde söylemişti ama sesinde anlaşılmayan bir tuhaflık vardı .
-Ne oldu ?
-Bir şey yok ,sadece seninle uğraşmaktan yapmam gereken bir işim vardı onu unutmuşum.
Simon aniden ondan uzaklaştı ,vücudundaki kaslar yine seğirmeye başlamıştı ,anlaşılan ortada kötü bir şey vardı .
-Yalan söylüyorsun , gerginsin, başka bir şey var?
-Gerginim çünkü çok önemli bir işti, sayende zor bir duruma düşücem.
Simon ,Vaha nın bir şey söylemesine izin vermeden asansöre bindi,birkaç düğmeyi tuşladıktan sonra kapı kapandı ve gözden kayboldu.
Vaha birkaç saniye öylece Simon ın arkasından baka kaldı ,kafası karma karışıktı, az önce olanların bir açıklaması olmalıydı. Durduk yere ağlaması, istemsizce konuşması...
Yolunda olmayan bazı şeyler vardı ama ne olduğunu bir türlü anlayamıyordu :rüyaları ,unuttuğu anıları, hanüsilasyonlar, buraya nasıl geldiğini bile hatırlamıyordu ki!
-Yanlış bir şeyler var ama ne?
Hemen hemen her gergin insanın yaptığı gibi volta atmaya başladı .Simon haklıydı, Admon yalancının tekiydi ,ortada yanlış bir şeyler vardı ama ona hiçbir zaman söylememişti,her zaman ortada gizemli bir şeyler bırakmayı seviyordu .
-Eminim ki bana neler olduğunu biliyorsun Admon...
Eğer Simon bir şeyler biliyorsa ona anlatmalıydı yoksa Admon dan öğrenmek zorunda kalacaktı . İkinci seçenek en son istediği durumdu ,Admon ı bir daha görmek istemiyordu ,burda Simon la olmak çok daha iyiydi; bu yüzden Simon ın bir şeyler biliyor olması için içinden dua etmeye başladı .
Dolaptan Simon a ait bir tişörtü üstüne geçirip asansöre yöneldi ,tuşa basınca asansör kabini geldi ve kapı açıldı ,Vaha içine girip 30. kata bastı ama kapı kapanmadı .Vaha birkaç tuşu daha denedi ama asansörde tık yoktu.
-Kesin şifre koymuşundur Simon .
Vaha içinden Simon a sövse de kabinden çıkıp farklı bir yol aramaya başladı .Bu bina üst düzey güvenlikli olabilirdi ama her binanın bir olmazsa olmazı vardı ...
Vaha hızla etrafa bakınmaya başladı ,burada da mutlaka bir tane olmalıydı ama nerde?
-Of Simon nereye koydun?
Vaha bir yandan kendi kendine söylenerek aramaya devam etti
-Işte burda!'acil çıkış kapısı '
Kütüphanenin göze çarpmayan bir köşesindeydi ama bulmak imkansız değildi .
Vaha merdivenlerden aşağı baktı ,o kadar çok kat vardı ki bir an inmekten vazgeçebilirdi.
Derin bir nefes alıp hızlı bir şekilde merdivenleri inmeye başladı ,neyseki 30.katla arasında sadece 13 kat vardı!
Birkaç dakika sonra nefes nefese de olsa sonunda 30.kat işaretini gördü ,biraz soluklanıp kata giriş yaptı .Kapı Batı tarafına açılmış olmalıydı ki ,etrafta çocuklar oyunlar oynuyordu ,ayrıca etraftan yemek kokuları geliyordu .
Vaha işaretleri izleyerek meraklı bakışlar arasından orta koridoru bulmayı başardı. Simon ın onu götürdüğü yöne gitmeye karar verdi :Burası çok büyüktü 45 kat içinde Simon ı bulmak imkansız bir şeydi, bu yüzden Melisa ya sormaya karar verdi .
Kısa bir yürüyüşten sonra ufak hastanenin kapısına geldi, içeri girdi ama koridorda kimse yoktu .Muayene odasına da baktı ama orası da boştu ,sola doğru ilerleyen koridorda kapılar vardı ,birisi Melisa nın odası olmalıydı.
Koridor boyunca ilerlerken neden bilmiyordu ama içinin ürperdiğini hissediyordu, koridoru yarıladığında konuşma sesleri duydu .Çok net değildi bu yüzden Vaha ilerlemeye devam etti ,sesler bir odanın içinden geliyordu ,artık duymak daha kolaydı .
Vaha kulağını kapıya dayayarak konuşmaları dinlemeye başladı .İçlerinden biri Simon dı ,diğeri de Melisa nın sesine benziyordu ,gergin oldukları belliydi.
Vaha birkaç saniye dinledikten sonra duyduğu şeylerle beyninden vurulmuşa döndü ,istemsizce kapıdan geri çekildi ,bedeninin titrediğini hissetti...
-Bu olamaz...