***Tekrar gözlerini açtığında vücudunun yandığını hissedebiliyordu , sanki onu alevlerin arasına atmışlardı ama o alevlerin arasında değil birisinin kucağındaydı . Bulanık gören gözlerini kırpıştırarak daha net görmeye çalıştı ama siyah bir gölgeden başka bir şey göremedi . Onu yakalamış olmalıydılar , artık her şey son bulmuştu , acı ve ızdırap onu tekrar yakalamıştı ; umudunu karalanmış bir kağıt gibi çöpe attı , artık ne olacaksa o lsun istiyordu , gözlerini aydınlık bir sahneyi karartan karanlık perdeler gibi ağır ağır yumdu ...
# 13 numara hazır mı?
Meraklı gözlerle etrafa bakan küçük kız minik ellerini ovuşturmaktan kendini alamıyordu , birazdan başına geleceklerin ne olduğunu bilmiyordu ama kötü bir şeyler olacağından emindi . Her duyduğu ses minik kalbinin yerinden fılayacakmışçasına atmasına neden olurken , gözlerinden damlayan boncuk gibi yaşlara da bir türlü engel olamıyordu. Omuzunda hissettiği elle küçük bir çığlık attı.
-Sakin ol , bir şey yok.
Küçük kız verdiği ani tepki yüzünden utanarak kızardı , yanındaki koltukta ondan yaşça büyük bir erkek çocuğun ona meraklı gözlerle baktığını görebiliyordu , isteyerek yapmamıştı ama yinede kendisini kötü hissetmişti. Gözyaşlarını minik elleriyle sildi ve koltuğa tekrar oturdu. Yanındaki çocuk onun tepkisinden korkmuşa benzemiyordu .
-Benim adım Admon , ya seninki nedir?
Vaha çekingen bir ifadeyle yanına oturan çocuğa tekrar baktı , çocuğun gözlerinde tuhaf bir yorgunluk vardı ve elleri sargılıydı , yinede parlak bir gülümsemeyle Vaha ya bakıyordu .
-Vaha.
Diyebildi kısık bir sesle , sanki biraz daha sesli konuşsa onu bulacaklarmış gibi.
-Sıradaki sensin galiba , sen yeni olmalısın ?
Vaha gözlerinden yaşların süzüldüğünü hissetti , konuşmak istedi ama sözler boğazında düğümlendi .
-Bana ne olucak?
Admon Vaha 'nın ne kadar korktuğunu sesinden anlayabiliyordu , onu teselli etmek istesede doğruları saklamak istemiyordu , bu küçük kız kendini olacaklara hazırlamalıydı .
-Sana korkma demicem , korkmalısın ama zorluk çıkarmazsan canın çok yanmaz.
Küçük kız beklemediği bu sözler karşısında dehşete kapıldı , bedeni buz kesti ; o sırada hemşire onun için gelmişti.
-Gitme vakti küçük fare.
Vaha koltuğa kenetlenmiş ağlıyordu , hiç tepki vermedi . Hemşire onu koltuktan çekerek uzaklaştırırken , minik Vaha nın çığlıkları koridorda yankılandı
-Hayır, hayır,hayır ,hayııııır!!!!
#
Gözlerini karanlık bir odada açtı , aslında oda olup olmadığını da bilmiyordu ; etraf zifiri karanlıktı , bir şey görmek söz konusu bile değildi.
- Kimse yok mu?
Kıpırdamaya çalışınca vücudunda olduğunu unuttuğu ağrılar kendini hatırlattı , acıların yüzünü göstermesi durmasına neden oldu , onu bulmuşlardı ve fazla yaşayacağını sanmıyordu , son anlarını acı içinde geçirmesinin bir anlamı yoktu . Yavaşça toparlanıp bacaklarını kendine doğru çekti , kollarını etrafına dolayıp karanlığın sessiz senfonisini dinledi . Sessizlik ve karanlık korkunç değildi , huzur vericiydi , güven doluydu . Her şeyi bir kenara bırakıp düşüncelerinden kurtulmaya çalıştı ; o kurtulmaya çalıştıkça düşünceler beyninden fışkırıp fısıltılara dönüştü , fısıltılar ise tiz çığlıklara ... Ama umursamadı , artık direnmek yoktu , son için hazırdı ; en azından hazır olduğunu sanıyordu .
Bir an aklına kaçtığı an hissettiği o duygu geldi, özgürlük. Hayır, burada böylece ölmezdi, bir kez özgürlüğün tadını almıştı, buradan kaçmalıydı.
- Beni buradan çıkarın!!!!!
Boğazını yırtarcasına defalarca aynı şeyi sayıkladı. Yumruklarıyla metal tabakaya vurdukça daha çok yükseldi sesi, çıldırmışçasına bağırmaya devam etti.
- Beniiii buradan çıkartınnnnnn!!!!!!
Ne kadar debelenmişti burada hatırlamıyordu, uzun bir süre bağırdığına emindi, boğazı tahriş olmuş, konuşmaya çalıştıkça yanıyordu. Nihayet çırpınmaktan yorulunca sessizliğe gömüldü tekrar.
Gözlerinde birikmiş yaşlar yanağını usulca okşayarak süzüldü , cenin pozisyonunda sırtını soğuk zemine dayayarak uzandı , tek istediği birazcık uyumaktı ; hayallerinin gerçek olduğu tek yer orasıydı.
# Karanlık...
Tek görebildiği şey karanlıktı, etrafta hiçbir ses yoktu ; tek duyduğu kendi nefes alışverişleriydi . Islak duvarlara tutunarak çıplak ayaklarla buz gibi su birikintilerinin içinden geçmeye yeltendi ama daha ilk adımını suya atmasıyla tüylerini diken diken eden bir fısıltı duydu . Korku bütün bedenini fethederken , tek yapabildiği öylece dikilmek oldu ; titreyen nefesinin karanlıkta bıraktığı seslerin yok oluşunu dinledi , belkide duyduğu kendi sesiydi , burda birşey yoktu .
- Şşşşşşşş ... Sessiz ol , bizi bulacaklar ...
Ses , bedeninin her santimine bir titreme dalgası gönderdi ; soğuğa rağmen alnından ter tanecikleri dökülmeye başladı , yanakları yanıyordu . Olduğu yere yavaşça çöktü , ses nerden gelmişti bilmiyordu , hiçbir şey göremiyordu . Dakikalarca , soğuktan uyuşan vücuduna rağmen , orada öylece bekledi ; vücudu kıpırdamayı reddediyordu .
-Şşşşşş... Sessiz ol , bizi bulacaklar ...
Burnundan almaya çalıştığı nefesi dudaklarından fışkırdı , nefes almakta güçlük çekiyordu . Onunla oynayan da kimdi , bu ses nerden geliyordu , buraya nasıl gelmişti ? Öfke ve korku , hissettiği her şeyi bir kenara itti ...
-Kimsin seeennn ?
Sesi saniyeler boyunca soğuk taş duvarlara çarparak yankılandı . Sorusuna karşılık kör bir sessizlik onu cevapladı , titreyen nefesiyle yine baş başa kalmıştı . Parmaklarını soğuk duvara sürterek oturur vaziyette ilerlemeye çalıştı , ayakları tamamen uyuşmuştu bu yüzden dizlerinin üstüne düştü . Düşüşü yavaştı ama soğuk yüzünden hassaslaşmış vücudu ufacık bir çiziği bile kabul edemeyecek durumdaydı . Gözlerini daha fazla açmaya çalışarak bir şeyler görmek için uğraştı ama karanlık siyah bir tuval gibi kusursuz bir örtüye bürünmüştü . Çok tanıdık bir kadın sesinin kahkahaları duvarlar boyunca yankılanıp Vaha 'nın korku dolu bedenine yeni bir şok dalgası gönderdi . Daha fazla ne kadar korkabilirdi bilmiyordu ama korkudan ölmek üzere olduğunu hissediyordu .
-Kim var orda ??!!!
Birkaç saniye sonra çıplak ayakların zeminde bıraktığı hafif sesler duymaya başladı .
-Kimsin ? Lütfen , kim var orda ?
-Beni tanımadın mı?
Vaha sesin tanıdıklığı karşısında bir kez daha kanının donduğunu hissetti . Titreyen bedenine karşı koyarak , hissizleşmiş ayaklarının üstünde durmaya çalıştı ; hâlâ hiçbir şey göremiyordu .
Tam yüzüne doğru bir fener yanınca ışıktan korunmaya çalıştı , bir süre sonra fener kapandı .
-Neden bunu yapıyorsun?
Kahkaha tekrar yakılandı.
-Ben senim .
Fener tam karşısında yandı , karşısındaki kadın feneri yüzüne tutunca Vaha kulakları sağır eden tiz bir çığlık kopardı; karşısındaki ta kendisiydi. #
Vaha, terden sırılsıklam bir halde karanlığın içinden başka bir karanlığa uyandı . Gördüğü rüyanın etkisiyle duvara daha çok sokuldu , sanki bir şey görebiliyormuş gibi gözlerini kapattı .
Hareket halinde olan bir yerde sayılmazdı ama arada bir ufak sarsıntılar hissediyordu , yada o öyle sanıyordu bilmiyordu . Duvarların demirden olması onun normal bir hücrede olmadığının kanıtıydı ; deney tarlasındayken itaatsizlik gibi durumlarda onları böyle karanlık ve soğuk yerlere kapatırlardı . Vaha defalarca bunun gibi hücrelerde kalmıştı ama buna alışmak imkansızdı , tersine her seferinde daha da kötü oluyordu .
Ne kadar zaman geçtiğini bilmeden öylece bekledi , bilinmezliğin içinde boğulmamak için uğraşıyordu ama sorular ve korkular kafasında kovalamaca oynamakla meşgulken bu çok zordu .
Bir süre daha öylece bekledikten sonra ayak sesleri duydu , gördüğü rüya aklına gelince başından aşağı buz gibi sular döküldüğünü hissetti. Beyni ona oyunlar oynamaya fırsat bulamadan demir bir kapının açılırken ki metalik sesi odayı doldurdu ; ardından parlak bir ışık yüzüne doğru patladı , gözlerini korumaya çalışırken bir yandan da gelenleri görmeye çalıştı ama tek görebildiği bulanık bir silüet oldu. Birkaç saniye sonra bacağına saplanan bir iğnenin etkisiyle acılar ve korkular yerini uykuya bıraktı ...