Bazen düşünüyorum, bir dahaki görüşmemizde kaç yaşında olacağız. O yaşlanmış, hayal ettiği hiçbir şeye kavuşamamış bir kadın mı olacak? Nerede olacağız, nereye gideceğiz? Ne zaman? Paramparça olmuş dizlerimden akan kan ayak bileklerime kadar ulaşmıştı. Hızla nefes alıp vermekten ağzım kurumuş ciğerlerim ağrıyordu. Dik tutmak için çaba sarf ettiğim omuzlarım titriyordu. Birkaç defa yutkunmaya çalıştım, kurumuş dilim damağıma yapışıyordu. "Pes mi ediyorsun." Dedi Robert, elinde tuttuğu dijital saati cebine koyarken. Yeniden yutkundum. Pes etmeyi o kadar çok istiyordum ki ağlayabilirdim lakin pes edemezdim. "Hayır efendim." Dedim ve önümde hareketsiz duran kuklalara baktım. Şu an hareket etmiyor olsalar da yere düşürdüğüm demir çubuğu elime aldığım anda bana saldırmaya başlayacaklar

