Esma boşlukta salınır gibi olunca çocukların yataklarının yanına yığıldı. Güçlü görünmek için verdiği tüm çaba sadece yalnızlığa mahkum etmişti onu. Tam kavuştum derken, daha kaç defa ayrılacağız diye için için ağlarken kapı aralandı. Yengesi gelmiş olmalıydı. Başını gömdüğü kollarından kaldırmadan bekledi. Şimdi yengesi gelir saçlarını okşar derdini paylaşırdı. Bekledi. Ses yoktu. Kapı açılıp kapanmış, içeri giren de olmuştu. Ama her kimse orada dikiliyor bir adım dahi atmıyordu. Gelen belki de dayısıydı. Esma’yı böyle üzgün görmeyi beklemediği için mi şaşırmıştı acaba. Esma karanlığa alışan gözlerini kırpıştırarak başını kaldırdı. Bir çift koyu renk çorap, füme kot pantolon dayısının olamazdı. Uzun biçimli bacaklar, pantolonun üzerine salınmış beyaz tişört. Gözlerinin aheste

