Sabah olduğunda, odanın içi hâlâ geceye dair bir sıcaklık taşıyordu. Perdelerin arasından süzülen solgun gün ışığı, yatağın üzerine vuruyor, iki bedeni yumuşak bir aydınlıkla sarıyordu. Umay, gözlerini açtığında ilk fark ettiği şey Kuzgun’un hâlâ yanında olmasıydı. O, derin bir uykudaydı. Göz kapaklarının altında hafif bir kıpırtı vardı, kaşları ise her zamankinden daha huzurluydu. Gece boyunca içinde biriken duygular hâlâ oradaydı ama sabahın sessizliğiyle daha yumuşamıştı. Elini yavaşça Kuzgun’un yüzüne götürdü. Parmakları, onun keskin hatlarını nazikçe takip etti. Onunla geçirdiği bu zaman, ona ait olmanın hissi... Bunları sonsuza dek saklamak istedi. Ama biliyordu, her güzel şey gibi, bu an da geçecekti. Bir süre sessizce onu izledi, sonra yavaşça doğrulup yataktan kalktı. Odada, ge

