Hayatta bazı zamanlar vardı, insan evi gibi hissettiği yere yabancılaşıyordu; beraber gülüp eğlendiği insanlarla aynı odada oturamayacak raddeye geliyordu. O raddeye gelmiştim. Yüreğimin orta yerinde kocaman bir boşluk hissiyle baş etmeye çalışarak Halil İbrahim ile paylaştığım odada, zamanında yaşadığımız nabzımın ritmini değiştiren anılar silikleşirken tek başıma oturuyordum. Eve ilk geldiğim günlerde salondan yükselen konuşma ve kahkaha sesleri artık durulmuştu, herkes Halil İbrahim’e bir nebze tepkiliydi. Kandırılmış gibi hisseden tek kişi ben değildim muhtemelen. Telefonumdan dizi izlerken konusu hakkında en ufak fikrim yoktu. Tek derdim saniyelerin, dakikaların, saatlerin ve günlerin akıp geçip gitmesiydi. Kapı tıklandığında bomboş bakışlarım sağ elimde tuttuğum telefonun ekranı

