Yapayalnız hissediyordum. İnsanlarla çevrili olsam da sanki görünmez bir duvarla ayrılmış gibiydim; sesler, kahkahalar, hatta hüzün bile bana ulaşamıyordu. Herkesin arasında, ama kimsenin yanında değilmişim gibi… Lezzetsiz bir yemek gibi hayat benim için tatsız ve doyurucu olmayan anlarla doluydu. İçimde yankılanan sessizlik, dış dünyadan gelen gürültüyle alay edercesine sürdü. Dışarıdan bakıldığında ayakta görünen bu kabuğun altında, aslında ufalanan bir ruh vardı. Kendi içimde kaybolmuş, kendi zihnimin esiri olmuştum. Karanlığıma gömülmüş, ismini bile bilmediğim yüksek alkol oranlı bir kokteyl yudumlarken kendime acıma seansıma ortak olan Tuğrul karşımdaki koltukta tüm sabrıyla yayılıp oturmuş, bekliyordu. Üçüncü bardaktan sonra Tuğrul’dan çift görmeye başlayınca bile kalbimdeki tari

