Bütün geceyi hastanede geçirmiştim: ne acilde aldığı sakinleştiriciyle uyuyan annemi ne de morga indirilen babamı terk edemediğim için. İşin aslına bakarsak ağlamak ve duvarı izlemek dışında yaptığım hiçbir şey yoktu, babamın kimliğini alan Akif ve Tuğrul cenaze işlemleri için koşturup durmuşlardı. Kendi hayatıma yabancılaşmış durumdaydım. Halil İbrahim ise beni yalnız bırakmamaya kararlıydı. En azından Karşıyaka Mezarlığında babamın içinde bulunduğu tabut, musalla taşına konulana dek yalnız kalmamıştım. Şimdiyse tabutu görebileceğim bir açıda Halil İbrahim’in yanıma gelip elimi tutacağı anı bekliyordum. Annem bir köşede aldığı ilaçlar yüzünden yarı uyanık halde, Canan Hanım’ın desteğiyle oturuyordu. Yanlarındaydım: var mıydım yok muydum, emin de değildim. Hüma ile İpek arada sırada gö

