Onun başına bir şey geleceği düşüncesi bile olay yaşanmadan canımı yakabiliyordu. Ve öyle bir boka batmıştım ki kendi canımın acısından çok onun canının acısını düşünecek kadar dipteydim. Peter’in diyecek bir kelimesi yoktu sanırım çünkü sadece gözlerimin içine bakmakla yetiniyordu ve yanaklarıma doğru akan gözyaşlarımı inceliyordu. Burnumu sertçe içime çektim ve ağlamamı bastırmaya çalıştım ancak durması mümkün değildi. Kafamda onlarca düşünce yığını vardı. Birinin ucundan tutsam diğerinin aklımda kazdığı kuyuya düşecektim. Kelimeler üzerime yıkılacaktı, o satırlarda bir daha kendimi bulamamak üzere kaybolacaktım ve tükenecektim. Zaten bunları yapmamış olursam bile o beni, dört yılda hiç tükenmediğim kadar tüketmişti. Bir insan, bir insana kötü davrandığında karşı tarafın ondan soğum

