Kaç saat uyuduğum hakkında bir fikrim yoktu. En son Peter'in güzel sesini duymuştum ondan sonra kendimi karanlığın kollarına bırakmıştım. Yerimde huzursuzca kıpırdandım ellerimi gözlerime götürerek ovuşturdum. Kısık bakışlarım odanın içinde dört nala koşan bir atın ürkekliğiyle gezinirken Peter'in kısık gözleriyle karşı karşıya gelmek beni daha da çok korkutmuştu. Birkaç saat öncesine kadar yüzündeki ifade pamuk kadar tatlı iken şimdi yüzünde bir şeytanın korkunç bakışları vardı. ''Biraz düşündüm de,'' dedi mırıldanarak. Uyku sersemi ile yattığım koltukta doğruldum. ''Belki de birbirimize göre değiliz.'' Bu ne demekti şimdi? Afallayarak yeşil gözlerinin içine bakarken buldum kendimi. Ölüm kadar soğuk bakışlarla hiç şüphesiz yüzüme yerleşen ifadeyi izliyordu. Ölüm soğuktu. Hele de s

