"Tülay Hanım iyi misiniz!" Figen’in getirdiği kolonyayı biraz elime döküp burnuna doğru tuttuğumda gözleri kıpırdar gibi oldu. Anıl'ın kaza yaptığını telefonda öğrendikten sonra tansiyonu düşmüş ve bayılmıştı. "Beni duyabiliyor musunuz?" Gözlerini birkaç kez kırpıp sonunda ayıldı. Ayılır ayılmaz bir bardak suyu doldurup uzattım ona. "Buyrun için" Biraz tereddüt etti, bir bana bir de bardağa baktı. Sonra titreyen elleriyle bardağı alıp dudaklarına götürdü. Bir yudum su içtikten sonra "Bir haber aldın mı?" diye sordu. "Ben...bilmiyorum, daha aramadım" dedim telefona bakarak. Bersu ve Vedat Bey hastaneye koşsa da ben Tülay Hanım'ın yanında kalmayı seçmiştim. "Ara! Çabuk ara!" dedi telaşla bakıp telefonunu uzatarak. "T-tamam" Bersu'nun numarasını bulup kulağıma yerleştirdim. Telefon bir

