AMARE 2 | 4

1469 Kelimeler
Ertesi gün evde temizlik yaparken telefonum çalmıştı, annem arıyordu. Dudaklarımda ufak bir gülümseme belirirken telefonu açıp kulağıma yasladım. "Efendim anne?" "Ne yapıyorsun kızım?" "Temizlik yapıyorum, Alin'i uyuttum şimdi. Sen ne yapıyorsun?" "Antalya'ya geliyoruz biz de" "Ne?" Dedim şaşkınca, böyle bir şeyi beklemiyordum. "Torunumuzu özledik, bindik arabaya geliyoruz. Ne o, sen bizi özlemedin mi?" "Özlemez olur muyum? Gelin tabi..." "Hem sizde dışarı çıkarsınız, ben bakarım Alin'e." "Kızımı bırakıp gezmeye gidemem ben" "Ayol yabancıya bırakacaksın sanki, bana bırakacaksın. Anneliği senden mi öğreneceğim, sıçtığım bok beni beğenmiyor" Gür bir kahkaha attığımda annem de kahkaha attı. Gözümde ki yaşı silip elimde ki bezi kenara bıraktım. "Ya tamam, neden kızıyorsun?" "Kızarım ben, iyi hadi kapat haber vermek için aramıştım. Levent'e söyle bir iki saate size gelsin. Oğlumu da özledim" "Tamam anne, öptüm" Telefonumu kapatıp sırıttım. Bu akşam hep beraber bir şeyler yapabilirdik. Mete öğleden sonra ev için dışarı çıkmıştı, akşama doğru gelecekti. Telefonumu bırakmadan abimi aradım. Kısa bir süre sonra açmıştı. "Efendim?" "Abi annemler geliyormuş iki saate, bize gelirsin" "Nerden çıktılar bir anda?" "Ben de anlamadım, bizi özlemişler" "Tamam canım iki saate sizdeyim" Telefonu kapatıp bu sefer de Poyraz'ı aradım. Sekreterdim sanki! "Efendim aşk bebek, bir sorun mu var? Alin'e mi bir şey oldu? Geleyim mi?" Göz devirip telefonu kulağımdan uzaklaştırdım. Hemen endişeleniyordu bu da! "Ay hayır Allah korusun. Annemler geliyormuş. Akşam dışarı çıkarsınız ben bakarım Alin'e dedi. Devran'a, Mira'ya falan haber ver diye aradım" "Ben kızımı bırakıp da gezmeye gidemem" Benimle aynı cümleyi söylediğinde kıkırdadım. "Ben de anneme öyle söyledim, kızdı bana. Sıçtığım bok beni beğenmiyor dedi..." Poyraz gür bir kahkaha attığında ben de kendimi tutamayıp gülmüştüm. "Tamam tamam, ayarlarım ben bir şeyler" "Öpüyorum, kolay gelsin..." "Bir şey istiyor musun güzelim?" "Bir eksik yok canım" "Tamamdır, öptüm" Telefonu kapattığımda yüzümden silemediğim bir gülümseme vardı. Başımı sallayıp güldüm ve temizliğe devam ettim. İki saatin sonunda bayılmış bir şekilde koltukta yatıyordum. İş üstüne iş yapmıştım, kolumu kaldıracak halim kalmamıştı! Zil çaldığında güçlükle ayağa kalkıp kapıya yöneldim ve kim olduğuna bakmadan açtım. "Biz geldik!" Annem sevinçle konuştuğunda gözlerim dolmuştu, onları çok özlemiştim. Anneme kocaman sarıldığımda o da bana sarıldı, gözleri dolmuştu onunda... Annemden ayrılıp bana gülümseyerek bakan babama da sarıldım. "Çok özledim sizi..." "Biz de seni çok özledik güzel kızım" Burnumu çekip geri çekildim ve geçmeleri için yer verdim. Annemler içeri geçerken arkadan abim geliyordu. "Hoş geldin abi" diyerek yanağına öpücük kondurdum. Abim bana gülümseyip içeri girdi. "Oğlum!" Annem abime de sıkıca sarılıp dolan gözleriyle bizi izledi. Abimle babamın arası hala limoniydi. Kısaca selamlaştıktan sonra koltuklara oturduk. "Aç mısınız anne? Hazırlayayım mı bir şeyler?" "Yok kızım biz yedik. Türk kahvesi içeriz ama" Gülümseyip ayağa kalktım ve mutfağa gidip kahve makinesinin fişini taktım. Kısa bir süre sonra kahveleri yapıp içeri geçmiştim. Herkes kahvelerini içerken sanki geçmişe dönmüş gibiydim. Hiçbir fark yok gibiydi... Oysa çok şey değişmişti. En büyük değişiklik de yukarıda kızımın uyuyor olmasıydı! "Alin nerede?" Dedim babam gülümseyerek. "Uyuy- artık uyumuyor" sözümü bölen şey telsizden Alin'in ağlamasını duymamdı. Ayağa kalkıp hızla merdivenlerden çıktım ve beşiğe ilerledim. Alin ağlıyor, etrafa bakınıyordu. "Ağlama ama..." Diye mırıldanıp kucağıma aldım. O ağladıkça ben mutsuz oluyordum. Korkmuştu... Hafifçe kucağımda sallayarak salona geri döndüm. Annem kollarını uzattığında gülümseyerek Alin'i kucağına verdim. "Oy, benim güzel torunum!" Dedi ellerine öpücük kondururken. Babam da annemin yanına yaklaşmış, Alin'i seviyordu. Onların bu hallerine titrek bir iç çektim. Kapı çaldığında ayağa kalkıp hızla kapıyı açtım, Mete gelmişti. Kocaman sarılıp geri çekildim ve annemle babamı gösterdim. "Aa, Mete oğlum... Sende mi buradaydın?" "Evet, artık burada yaşayacağım" dedi Mete gülerek ve annemlerle selamlaştı. Kıkırdayarak kapıyı kapattım ve yanlarına geçtim. Akşama kadar oturmuş, sohbet etmiştik. Anlatacak çok şey vardı ve biz hiç susmamıştık. Alin babamın kucağında keyifle yatıyor, bizi izliyordu. "Hadi hazırlanın siz" Mete anlamayarak bana baktığında ona döndüm. "Annemler bu gece dışarı çıkın diyor da" "Anladım" dediğinde annemlere döndüm. "Anne çıkmayalım biz bugün, siz geldiniz vakit geçirelim. Veya hep beraber çıkalım?" "Ay kızım konuşacağımızı konuştuk zaten, ben hiçbir yere gelemem yorgunluktan öldüm! Hem yarında buradayız, siz çıkın gençlerin arasında ne işimiz var bizim?" Dudaklarımı büzdüğümde babam onaylarcasına başını sallıyordu. En sonunda kabullenip saate baktım, Poyraz ve Devran birazdan gelirlerdi. Abim hazırlanmak için evine gittiğinde Mete'yle üst kata çıktık. O misafir odasına giderken ben de odama girip giyinme odasına geçtim. Biraz bakındıktan sonra altımda siyah dar paça, yüksek bel pantolonumu, üstüme de beyaz bol bir kazak giydim. Banyoya gidip saçlarımı taradıktan sonra dişlerimi fırçaladım ve rimelle gül kurusu bir ruj sürdüm. Siyah çantamı hazırlayıp siyah rugan postallarımı giydim. Hazırdım. Siyah şişme, bol montumu elime aldıktan sonra aşağı indim. Annemle babam hala Alin'le oynuyorlardı. Kapı çaldığında hızla kapıyı açtım, Poyraz ve Devran tam karşımda duruyorlardı. "Hoş geldiniz, ben de şimdi hazırlandım. Üstünü değiştirecek misin sevgilim?" "Hayır değiştirmeyeceğim bebeğim, Alin'i göreyim çıkarız" Başımı tamam anlamında salladığımda Poyraz içeri girip annem ve babamla selamlaştı. Alin'i kucağına alıp sarıldığında Devran'a dönmüştüm. "Nasılsın?" "İyiyim, sen?" Dedi hafifçe gülümseyerek. "İyiyim ben de..." Geçen gördüğümden daha iyi görünüyordu. Kısa bir süre sonra herkes buradaydı. Mira ve abim de gelmişti. "Dikkatli olun gençler" dedi babam kapının önünde bizi yolcu ederken. "Oluruz, bir şey olursa arayın mutlaka" Anneme öpücük atıp babama el salladım. Kapıyı kapattığında evin bahçesinden çıkıp arabalara bindik. Üç arabayla gidecektik ama önemli değildi, zaten nereye gittiğimi de bilmiyordum. Poyraz arabayı çalıştırıp Devran'ın öne geçmesini bekledi. Mete'de Devran'ın arabasındaydı. "Özledin mi beni?" Diye çapraz bir şekilde gülümsediğinde kıkırdayıp dudaklarına öpücük kondurdum. "Çook!" Poyraz gülüp gaza bastı ve Devran'ı takip etti. Kısa bir süre sonra limandaydık. Neden buraya geldiğimizi anlamamıştım. Arabaları sırayla park ettiklerinde indim ve kapıyı kapattım. Hava çok soğuk değildi, Antalya'da yaşamanın faydaları da vardı. Tabi hatrı sayılır bir soğukluk vardı ve montsuz gezemezdim. Bizimkiler bize doğru geldiğinde bir Poyraz'a bir Devran'a bakıyordum. "Burada ne işimiz var?" "Biz bir şey yaptık" dedi Poyraz sırıtarak ve kolunu Devran'ın omzuna attı. Devran'da gülüyordu. "Ne yaptınız?" Dedi Mira heyecanla. Poyraz ve Devran sırıttılar ve arkamızda bir yeri gösterdiler. Arkamı dönerken hala anlamaya çalışıyordum. Üçümüz de arkamızı döndüğümüzde şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Kocaman bir yattı! "Şaka?" Dedim Poyraz'a dönerken. "Abi oha, yat mı satın aldınız?" Devran başıyla onaylarken ben hala şaşkınca ikisine bakıyordum. "Yatırım yapmak istedik, alacak bir şey bulamayınca bizde yat aldık" dedi Poyraz alayla. "Vay be!" Dedi Mete gülerek. "Hadi geçelim" dedi Devran ve yata ilerledi. Poyraz elimi tuttuğunda hala yatı inceliyordum. Yata bindikten sonra deri koltuklara oturduk, önümüzde büyük bir masa vardı. "Ben açılırım" Devran içeri geçerken Poyraz yanıma oturmuştu. Hava soğuktu ama önemli değildi. Isıtıcı bile vardı burada! "Bana söylememiştin?" Dedim Poyraz'a dönerken. "Güzelim bugün aldık zaten" Yanağına öpücük kondurup önüme döndüm. Abim Mira'nın omzuna kolunu attığında Mete bana döndü. "Ben niye hep sapım ya?" Hepimiz gülerken Mete kaşlarını çatmıştı. "Sinem'e ne oldu?" Dedi Poyraz sırıtırken. "Onunla olmadı ya... Birkaç kez yalanını yakaladım, çok sürmeden de konuşmayı kestik. Sen konuşuyor musun hala?" "En son sizinleyken gördüm işte ben de" Sinem iyi bir kıza benziyordu ama sanırım sevgili konusunda pek iyi değildi. Yargılamak bana düşmezdi... Yat hafifçe sallanırken başımı Poyraz'ın göğüsüne yasladım, çoktan uykum gelmişti. Denizin ortasındaydık sanki, etrafımızda hiçbir yer yoktu. Zifiri karanlıktı, bir tek yattaki ışıklar vardı. Devran elinde poşetlerle geldiğinde içlerinde ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Mete doğrulup Devran'a yardım ettiğinde poşetleri açtılar, rakı! "Vay, rakı masası mı kuracağız?" Dedi abim keyifle. "Aynen öyle kardeşim" dedi Poyraz sırıtarak. En son ne zaman içtiğimi bile hatırlamıyordum. Mira'ya baktığımda gözleri ışıldıyordu. "Hiç öyle bakma Mira, sen içmeyeceksin" dedi Poyraz. Mira'nın kaşları çatılırken hızla konuşmaya başladı. "Ama abi niye böyle yapıyorsun! Bu kadar insan var ne olacak ben de içsem? Hem çok içmeyeceğim, rakı sevm-" "Sus Mira, şaka yapmıştım. Çenen soğusun" Mira ağzına fermuar çekerek arkasına yaslandığında masayı hazırlamaya başladık. Devran ve Poyraz zaten her şeyi almışlardı, kısa sürede hazırlamıştık. Herkes oturduğunda rakıları koyduk, ağır bir ortam vardı. Devran bir müzik açıp ses bombasına bağladı ve sesi sonuna kadar açtı. (Yukarıdan şarkıyı başlatabilirsiniz) Herkes rakılarını kaldırıp ortaya uzattığında gülümsedim ve ben de kaldırdım, çarpıştırıp içtik. Rakının tadını pek sevmezdim ama iki tane içtikten sonra su gibi gidiyordu. Boğazımda oluşan tatla yüzümü buruştururken bir sigara yaktım, tadını hafifleştiriyordu. Bilenler şarkıya eşlik ederken hafifçe gülümsedim, resmen efkar yapıyorduk! Ağzıma bir parça kavun atıp rakımdan içtim. Herkes çok hızlı içiyordu. Gaza gelip bardağımı dikledim ve masaya çarptım yanlışlıkla. İkinci bardakları koyarken sigaralar yakılmıştı. "Vay be... Özlemişim şu ortamı" dedi Poyraz gülerek ve kolunu omzuma attı. "Ben de" dedi abim hafifçe gülümseyerek. "O zaman... Bu gruba içelim" dedi Mira bardağını ortaya uzatarak. Bardaklarımızı ortaya götürüp çarptık ve rakılarımızdan içtik. Bir zaman sonra hepimiz çakır keyif olmuştuk. Mira ve abim gülüşüyor, Devran ve Mete ciddi bir şeyler konuşuyorlardı. Poyraz'a baktığımda zaten bana baktığını fark ettim. Yanağına öpücük kondurup rakımdan bir yudum daha aldım. Başımı tartamayacağım kadar içmiştim, içimden ağlamak geliyordu ama neye ağlayacağımı da bilmiyordum. Devran rakısını alıp ayağa kalktı ve yatın kenarına gitti. Elini cebine atıp rakısından içerken Poyraz'da rakısını alarak yanına gitti. Hepimizin bakışları ona dönmüştü. Rakılarını çarptırıp diklediklerinde gülümsedim, kardeşlikleri çok güzeldi. Poyraz kolunu Devran'ın omzuna attığında birden bağırarak şarkının nakaratına eşlik etmeye başladılar. "Vurgunum, yorgunum... Senin yoluna, ölürüm ben!"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE