AMARE 2 | 5

1025 Kelimeler
Eve döndüğümüzde ilk işim odama çıkmaktı. Annemle babam misafir odasında uyumuşlardı, Alin'de bizim odamızdaydı. Başım hala dönüyordu ama çok umursamadım. Poyraz'la odaya girdiğimizde hemen beşiğe baktık, mışıl mışıl uyuyordu. "İyi misin, başın dönüyor mu?" Dedi Poyraz montumu çıkarırken. "Biraz dönüyor ama iyiyim" "Üstünü değiştir güzelim, uyuyalım" Başımı sallayıp sarsak adımlarla giyinme odasına gittim ve hızlıca üstümdekileri çıkardım. Ev çok sıcaktı, üstüme mor geceliğimi geçirip saçlarımı topladım. Poyraz'da giyindikten sonra mayışmış bir şekilde yatağa yattık. Kollarını açtığında kıkırdayarak ona sarıldım ve dudağına ufak bir öpücük kondurdum. "Uyu bakalım, koca bebek" dedi gülerek ve burnumu öptü. Arkamı döndüğümde kollarını sıkıca belime dolamıştı. Huzurla gözlerimi kapatıp kendimi ona yasladım. Bir süre sessiz kalmıştık, uyuduğunu zannetmiştim ki fısıldayarak konuştu. "Lalin böyle yatmasan mı?" "Ne oldu?" Gözlerimi bile açamıyordum. Poyraz hafifçe kımıldanıp elini belime koydu. "Tahrik oluyorum" dediğinde gülüp kalçamı çektim. Normalde uğraşırdım ama çok uykum gelmişti. "Böyle daha iyi" Gözlerimi kapatıp ellerimi elinin üstüne koydum. Çok geçmeden karanlığa teslim olmuştum. Alin'in ağlamasıyla gözlerimi açtım, acıkmış olmalıydı. Hemen yataktan kalkıp beşiğin yanına gittim. "Günaydın bebeğim" Gülümseyip Alin'i kucağıma aldım ve yatağa döndüm, Poyraz mışıl mışıl uyuyordu. Üstüme sabahlığımı geçirip odadan çıktım ve mutfağa indim. Saat sabahın altısıydı ve herkes uyuyordu. Alin'le oynayarak mamasını hazırladıktan sonra geri odaya çıktım. Yatakta bağdaş kurarak oturdum ve biberonu minik dudaklarına götürdüm. Alin açlıkla biberonu kavrarken gülmeden edememiştim. Çok tatlıydı. Sütü bittikten sonra direkt uyuyakalmıştı. Alin'i Poyraz'la aramıza yatırıp dikkatlice yanına uzandım. İkiside yanımdaydı, uyuyorlardı. Bu görüntüleri istemsizce gözlerimin dolmasını sağlarken bir kez daha şükür ettim. Umarım başımıza tekrar kötü bir şey gelmezdi. Gözlerim ağırlaşmaya başladığında kendimi daha fazla tutamadım ve uykuya daldım. Bu sefer Alin'in kahkasıyla uyanmıştım. Gözlerimi zorlukla birbirinden ayırdığımda Poyraz'ın Alin'le oynadığını gördüm. Dudaklarımda ufak bir gülümseme belirirken başımı tekrar yatağa koydum. "Uyandırmak istememiştim" dedi Poyraz yanağımdan makas alırken. "Önemli değil" Poyraz parmaklarını narince Alin'in karnında gezdiriyordu. Alin'de gıdıklanıyor, gülüyordu. "Babasının prensesi" diye mırıldanıp yanağına bir öpücük kondurdu. Karnım guruldadığında duvarda ki saate baktım, 12.34 "Kahvaltı hazırlayayım" Dediğimde Poyraz bana döndü. "Uğraşma güzelim, dışarıda yeriz" "Hallederim ben" dedim ve uzanarak Poyraz'ın dudaklarına öpücük kondurdum. "Alin'e banyo yaptıracaktım, bana yardım eder misin?" "Tamam, sonra hazırlarım kahvaltıyı" Poyraz Alin'in kıyafetlerini hazırlarken ben de banyoya gidip küçük küvetine su doldurdum. Poyraz Alin'le beraber banyoya geldi ve dikkatlice küvete yatırdı. Alin suyla irkilirken Poyraz ördeğini ona veriyordu. "Sen saçını şampuanla, ben gözüne gelmesin diye elimi koyacağım" dedi Poyraz ve elini başına siper etti. "Hayatım zaten göz yakmıyor şampuanı" "Tamam ben gözüme sürüp test ettim ama ne olur ne olmaz, tutayım ben" Kahkaha atıp başımı salladım ve elime şampuan döküp saçlarını köpürttüm. "Ya Poyraz elini çek, engel oluyorsun" dediğimde omuz silkti, çıldırtacak bu adam beni! Şampuanlamam bitince saçlarını duruladım ve yumuşak lifini aldım. Poyraz Alin'i kaldırdığında her yerini köpürterek yıkamıştım. "Oy" dedi Poyraz ve göbeğine bir öpücük kondurdu. Ağzı köpük olmuştu ama o bundan hiç şikayetçi değildi. Alin'i yıkadıktan sonra mor bornozuna sarıp tekrar içeri girdik. Poyraz Alin'i kurularken ben de kıyafetlerini getirmiştim. Bezinide verdikten sonra kapıya yöneldim. "Sen giydir, kahvaltı hazırlamaya gidiyorum" "Tamam bebek" Mutfağa inip çay suyu koydum. O kaynarken masaya kahvaltılıkları yerleştiriyordum. "Günaydın kızım" Annemin sesiyle irkilirken hızla arkamı dönmüştüm. "Günaydın anne, korkuttun ya" dediğimde gülmüş, yanıma gelip kahvaltıyı hazırlamama yardım etmeye başlamıştı. Kısa sürede kahvaltıyı hazırladıktan sonra Mete'yi ve babamı uyandırdık. Poyraz zaten uyanmış, Alin'le dışarıyı izliyorlardı. "Günaydın herkese" dedi Mete başını ovalayarak ve masaya oturdu. Elimde ki hapı ona uzatıp su verdim. "Birtanesin" dedi ve hapı içti. Hep beraber masaya oturup kahvaltıya başladığımızda Poyraz Alin'i kucağına alarak sandalyesine oturdu. Babam bir şeylerden rahatsızdı, neyden rahatsız olduğunu bilmiyordum ama oldukça sessiz görünüyordu. Sıkıntıyla bir nefes verip çayından bir yudum aldı, bunu Poyraz da fark etmişti. "Bir sorun mu var, baba?" Dedim dayanamayarak. Babam hafifçe öksürerek bana döndüğünde arkama yaslandım. "Ben..." duraksayarak kararsız bir şekilde anneme döndü. Annem başıyla onayladığında tekrar bana döndü. "Ben çok üzgünüm kızım, biliyorum daha önce de konuştuk bunu ve affettiğini söyledin. Ama ben bu kadar kolay olmadığının farkındayım. İzmir'e dönseniz? Yine o eski halimize dönsek, olmaz mı?" Kararsız bir şekilde babama bakarken Poyraz'ın kaşları çatılmıştı. Babam sözüne devam ettiğinde gerildiğimi hissediyordum. "Orada mutlu olduğunu biliyorum, lütfen dön. Hem Alin'le bizim evd-" "Neyden bahsediyorsun sen?" Dedi Poyraz sinirle. Poyraz'ın sesinin yükselmesi Alin'i huzursuz ederken Poyraz sakinleşmek için derin bir nefes aldı ve Alin'in başından öptü. "Sen benim karımı, benim kızımı İzmir'e götüreceksin, bir de seninle yaşayacaklar. Öyle mi?" Sesi her ne kadar kısık olsa da her cümlesinden öfke taşıyordu. Babam neyden bahsediyordu cidden? "Ben öyle bir şey demedim oğlum" Babam oturduğu yerde doğrulup Poyraz'a meydan okurcasına baktığında Poyraz ayağa kalkmıştı. Mete ise şaşkınlıkla olanları izliyordu. "Yaptığın bokluğu, bizim yuvamızı bozarak mı düzeltmeye çalışıyorsun?" "Hayır... Ben sadece Lalin'in mutluluğundan emin olmak istiyorum. Sizi zorla evlendirdik ve artık bir çocuğunuz var. Çocuk için evliliğinizi devam ettirmeye ger-" "Mete Alin'i al" Poyraz'ın çenesi kasılırken Mete hemen ayağa kalkıp Alin'i aldı ve merdivenlerden yukarı çıktı. Şaşkındım. Ne diyeceğimi bile bilemiyordum. "Baba sen ne diyorsun? Biz zorla evlendirildik evet ama birbirimizi seviyoruz. Boşanmak istesek Alin'den önce de boşanırdık" "Kızım biz sadece mutluluğunuzu istiyoruz. Evliliği çocuk için devam ettirmeyin diyoruz ya-" "Lan ne diyorsunuz siz! Bunu anlamak neden bu kadar zor, ben Lalin'i seviyorum ve ondan bir kızım var, hala mutlu değilseniz boşanın diyorsunuz!" "Anne, baba buna bir son verin ve bu konuyu bir daha açmayın. Biz mutluyuz ve böyle bir şey olmayacak" dedim ve ayağa kalkıp Poyraz'ın yanına ilerledim. Çok sinirli görünüyordu, haklıydı da. Elini tutup merdivenlere çekiştirdiğimde ikiletmeden beni takip etti. Odaya girip yatağa oturduk. "Sen babana boşanmak istediğini mi ima ettin?" Poyraz hayal kırıklığı dolu sesiyle konuştuğunda irileşmiş gözlerimle ona döndüm. "Ne? Hayır!" "Nereden çıktı o zaman bu?" "Bilmiyorum Poyraz..." Poyraz kolunu omzuma atıp beni kendine çektiğinde başımı omzuna yasladım. Huzurla gözlerimi kapatırken kokusunu içime çektim. Çok şey atlatmıştık, birbirimizi çok seviyorduk. Dünyalar güzeli bir kızımız vardı. Annemle babam niye böyle bir şey demişlerdi bilmiyordum. "Seni seviyorum, biliyorsun değil mi?" Dedi saçlarıma öpücük kondururken. "Biliyorum..." diye mırıldanıp boynuna bir öpücük kondurdum. "Ben de seni seviyorum" Kollarımı sıkıca boynuna sardığımda Poyraz başını boynuma gömdü ve derin bir nefes aldı. Zorla evlendirilmiş olmamız bir şey değiştirmiyordu. Hep zorla kurulmuş bir evliliği zorla bozarlar diye korkuyordum, umarım başımıza böyle bir şey gelmezdi. Gerçi... Buna ne Poyraz izin verirdi, ne de ben. Böyle bir şey asla olmayacaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE