Saat gece yarısını geçmişti. Bizimkiler gitmişti bizde Poyraz'la mutfağı topluyorduk. Mete'de yol yorgunuydu bu yüzden uyumaya gitmişti. Aklımda hala Devran vardı. Bugün onun için çok zor bir gün olmuştu ama ne kadar dil döksekte bizde kalmamıştı. Onu böyle görmek Poyraz'ı üzüyordu. Her ne kadar güçlü durmaya çalışsa da içten içe onu düşündüğünü biliyordum. Aralarında ki kardeşlik çok güçlenmişti şu geçtiğimiz bir senede.
"Daldın?" Poyraz yandan bir bakış atarak yanıma geldi ve tabakları tezgaha bıraktı.
"Bizimkileri düşünüyordum" Poyraz dudaklarını birbirine bastırdı ve arkama geçip kollarını sıkıca belime doladı.
"İyiler, daha da iyi olacaklar" Başımı salladım yavaşça.
"Sen kafanı bunlarla yorma güzelim"
"Sadece... Ne bileyim" Poyraz dudaklarını enseme bastırdığında hafifçe gülümsedim.
"Sen mutlu ol. Sen mutlu ol ki ben de mutlu olabileyim..."
Kalp atışım hızlanırken kıkırdamadan edemedim. Yüzümde büyük bir gülümseme oluşurken arkamı dönüp belimi tezgaha yasladım. Kollarımı boynuna doladım ve başımı yana yatırdım.
"Sen çok romantik bir koca oldun, biliyor muydun?" Dediğimde serseri bir şekilde sırıtarak bana yaklaştı ve dudaklarını yanağıma sürttü.
"Seni düşünerek söylediğim her söz şiir oluyor. Seni öpüyorum, yine şiir oluyor"
"Poyraz" diye mırıldandım iç çekerek. Kalbim aşkla dolup taşıyordu sanki. Poyraz'ın dudaklarında harika bir gülümseme oluşurken saçlarını okşadım.
"Seni özledim" Fısıldayarak söylediğim cümleye karşı Poyraz bana biraz daha yaklaştı. Gözlerimiz birleştiğinde sabırsızca dudaklarımı ıslattım. Poyraz sert bir şekilde dudaklarımızı birleştirdiğinde kalbim tekliyordu. Dudaklarımız sert ve sabırsız bir şekilde savaşırken elleri kalçama indi ve beni kaldırıp tezgaha otutturdu.
Bacaklarım aralanırken Poyraz çoktan bacaklarımın arasına girmiş, ellerini arsızca bacaklarımda dolaştırmaya başlamıştı. Alt dudağımı ısırdığında dudaklarımdan boğuk bir inleme kaçtı. Saçlarını sertçe çekiştirirken bacaklarımdaki baskısı artmıştı. Ellerim tişörtünün içine kaydığında sıcak tenini hissettim. Dudaklarımız ayrıldığında başımı geriye attım. Poyraz hızla boynuma yönelip açlıkla ısırmaya, emmeye başladı. Nefes alışverişim hızlanırken onu deli gibi arzuluyordum. Kalçalarımdanil tutup kucağına aldı ve duvara sertçe yasladı. Erkekliğini hissetmemle dudağımı ısırdım.
Sevişmeyeli uzun bir süre olmuş gibi hissediyordum. Yaklaşık 2 haftadır sevişmemiştik ki bu bizim için uzun bir zamandı!
"Lalin" Poyraz inlemeye benzer bir ses çıkarıp başını boynumdan çektiğinde arzulu gözlerle onu izliyordum.
"Oday-" Ben sözümü tamamlamadan Poyraz başını salladı ve merdivenlere yöneldi. Tam dudaklarımız tekrar birleşecekti ki misafir odasının kapısı açılmasıyla gözlerim irileşti, Mete geliyordu. Poyraz beni kucağından indirdiğinde yutkunup üstümü düzelttim.
Mete odadan çıkıp merdivenlere döndüğünde duraksadı ve merdivenin sonunda dikilmiş bize baktı.
"Ne oldu?"
"Hiç" diye mırıldanıp mutfağa ilerledim.
"Su içecektim" Derin bir nefes alıp tabakları bulaşık makinesine yerleştirdim. Poyraz odaya çıkarken Mete'de yanıma gelip su doldurmuştu.
"Yanlış bir anda mı geldim?" Dediğinde gülümseyerek başımı olumsuzca salladım.
"Hayır, uyumaya gidiyorduk bizde"
"Çok yorulmuşum" dedi kıvırcık saçlarını karıştırarak.
"Sen güzelce dinlen bu gece, yarın bol bol konuşuruz" dediğimde hafifçe gülümseyip yanağımdan makas aldı ve elinde bardağıyla merdivenlere yöneldi.
"İyi geceler"
"İyi geceler" diyerek ona öpücük gönderdim ve mutfaktaki işimi bitirip odaya çıktım. Poyraz üstünü değiştirmişti. Altında sadece şortla beşiğin yanında Alin'e bakıyordu.
"Uyuyor mu?"
"Uyuyor güzelim" Hafifçe gülümseyip giyinme odasına gittim ve üstümdekileri çıkarıp siyah geceliğimi giydim. Saçlarımı topuz yaptıktan sonra odaya döndüm. Poyraz yatağa uzanmış Alin'i izliyordu. Dudağımı kemirip yatağa ilerledim ve yanına uzandım. Kısa bir sessizlikten sonra Poyraz bana döndü ve gülümsedi. Kolunu açtığında usulca koluna yattım ve elimi göğüsüne koydum. Huzurla gözlerimi kapattığım sırada Poyraz burnunu saçlarımda gezdirdi.
"Mete uyudu mu?" Dedi boğuk, oyuncu sesiyle.
"Evet..." diye mırıldandığımda eli çıplak kolumda narince gezinmeye başladı. Vücudum özlemle kıvranırken sakinleşmeye çalıştım. İlk seksimizde de bunu yapmıştı. Dudaklarım istemsizce kıvrılırken Poyraz bana döndü.
"Hayvanlaşmak istemiyorum ama tutamıyorum kendimi" dediğinde kısık bir kahkaha attım.
"Tutmana gerek yok" dediğimde gözlerinden bir karaltı geçti. Dudakları serseri bir şekilde kıvrılırken belimden sertçe tutup kendine çekmişti.
"Değil mi yani... Yazık bana da" Kaşlarım alayla havalanırken sırıtması genişledi ve dudaklarıma yaklaştı. Gözlerim kapanırken Poyraz'ın dudaklarını dudağımın üstünde hissettim. Tam birleşecekti ki Alin ağlamaya başladı. Poyraz derin bir nefes aldı.
"Hay babanın şarap çanağına..."
Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Poyraz dudaklarıma öpücük kondurup ayağa kalktı ve beşiğe yöneldi. Başımı koluma yaslayarak bakışlarımı onlara çevirdim. Poyraz Alin'i beşikten aldı ve kollarına yatırıp hafifçe sallamaya, odada gezinmeye başladı. Gülümseyerek onları izlerken Poyraz Alin'in kokusunu içine çekti ve hafifçe gülümsedi.
"Sen bugün babanın sesiyle uyumadın, ondan bu mızmızlığın" Alin'in mırıltılarıyla Poyraz gülümsedi ve burnuna dokundu.
Her gece yatmadan önce ona yazdığı şarkıyı söylerdi. Alin'de o şarkıyla uyumaya alışmıştı.
"Tek dileğim senin için,
Gülüşün hiç sönmesin.
Minik ellerin ellerimde,
Gülüşün gözlerimde kalsın.
Sen ki benim en değerli varlığım,
Bir sana gücüm yetmez..."
Poyraz mırıltılarla şarkısını söyledikçe benim gözlerim doluyordu. 15 dakikanın sonunda Alin uyumuştu. Poyraz Alin'i dikkatlice beşiğine yatırdı ve diz çökerek beşiğin köşesinde durdu, Alin'i izliyordu.
"Meleğim benim, güzel kızım" diye mırıldandığını duydum. Poyraz burnunu çektiğinde kaşlarım çatıldı, ağlıyor muydu? Yataktan kalkıp yanına gittim ve yanına oturdum. Kırmızı gözlerini diğer yana çevirerek gözlerini sildi.
"Hayatım ne oldu birden bire?" Yüzünü saklıyordu.
"Poyraz, bana bakar mısın? Anlat bana" Poyraz ayağa kalkıp yatağa oturduğunda endişeyle yanına gittim. Kırmızı gözlerini bana çevirdiğinde içimde bir şeyler koptu. Ne olduğunu anlamayan gözlerle ona bakıyordum.
"Lalin" diye mırıldandı ağlak sesiyle. Çenesi titrediğinde buruk bir gülümsemeyle ona baktım. Poyraz başını kucağıma koyduğunda ellerimi narince saçlarında gezdirdim ve anlatmasını bekledim. Poyraz'ın gözlerinden yaşlar süzülürken sesi çıkmıyordu. Burnunu çekip gözlerini sildiğinde başına ufak bir öpücük kondurdum.
"Çok hızlı büyüyor. Yürümeye başlayacak yakında, düşecek dizleri acıyacak. Parkta oynarken düşecek, ağlayacak. Biraz daha büyüyecek kreşe gidecek. Bütün gün yalnız olacak orada. Daha da büyüyecek, okulda arkadaş edinecek. Belki arkadaşları ona kötü davranacak, bize ihtiyacı olacak. Daha çok büyüyecek, ergen olacak. Bir sürü şey yaşayacak, aşk acısı gibi. Ağlayacak belki odasında, bizimle konuşmak istemeyecek. Ben ne yapacağım Lalin? Her anında nasıl yanında olacağım onun?"
Poyraz başını bacağıma gömerken ona şaşkınca bakıyordum. Ne diyeceğimi bile bilemiyordum.
"Ya yetersiz bir baba olursam?"
"Poyraz... Sevdiğim. Sen çok iyi ve ilgili bir babasın. Alin daha çok küçük. Evet hızla büyüyor ama biz onun her anında yanında olmaya çalışacağız. Her mutsuzluğunda her sevincinde yanında olacağız. Sen bunları düşünerek neden kendini üzüyorsun?"
"Ya benim gibi biri çıkarsa karşısına!" Dedi bir anda ve ağlamaya başladı. Kaşlarım çatılırken şaşkınca ona bakıyordum.
"Ne?"
"Biz zorla evlendirildik. Ben sana çok kötü davrandım, sevmediğin halde benimle birlikte oldun. Bir sürü şey yaşattım sana, mutlu edemedim. O sıçtığımın uyuşturucusunu kullandım üzdüm seni. Ben nasıl yaptım bunları Lalin? Ben nasıl bir adamım böyle? Ya benim kızımın da karşısına böyle biri çıkarsa... Ben, ben utanıyorum kendimden"
Poyraz titrek sesiyle bunları söylerken ben şoka girmiştim. Kendini böyle mi görüyordu cidden? Benim ona nasıl aşık olduğumu, gözümde harika bir adam olduğunu göremiyor muydu?
"Haklısın" dedim bir anda. Onun anladığı dilden konuşmalıydım. Poyraz durup bana baktığında ona düz bir şekilde baktım. Haklısın dememle çenesi titrerken başını salladı ve başını tekrar bacağıma yasladı.
"Sen beni çok üzdün. Çok şey yaşadık. Seni en başta sevmiyordum, ona rağmen birlikte olduk. Senin zorunla değildi, ben de istedim. İstemediğimde bana dokunmadın hiçbir zaman. Poyraz... Biz çok zor şeyler yaşadık. Çok yanlış yaptık, çok yıkıldık. Yeri geldi ailelerimize, yeri geldi birbirimize karşı. Ama bak buradayız, görmüyor musun? Dünyalar güzeli bir kızımız var" Poyraz'ın sesi çıkmazken dudaklarımda ufak bir gülümseme belirdi.
"Poyraz biz bugünlere sevgimiz sayesinde geldik. Sen bana hiç zarar vermedin, her anımda yanımda oldun. Beni çok güzel sevdin... Çok değiştin, çok anlayışlı ve sevgi dolu bir adam oldun. Hep böyleydin aslında, sadece babanın sevgisinden yoksun ve bunun eksikliğini çeken bir adamdın. Senin tek ihtiyacın sevgiydi, biri seni sevsin istedin... Ben seni sevdim, sonra iyileştin sen. Böyle bir adama dönüştün. Sen çok iyi bir babasın, çok iyi bir koca" Poyraz'ın dudaklarında ufak bir gülümseme yayılırken bana baktı. Buruk bir gülümsemeyle gözlerinde ki yaşı sildim.
"Evet zorla evlendirildik, birbirimize mahkum edildik. Ama ben bu dünyaya bir daha gelsem, yine seni severim. Sen benim bu dünyada ki en büyük şansımsın. Bunu unutma"