Sabah gözlerimi açtığımda başımda inanılmaz bir ağrı vardı. Elim direkt başıma giderken sert bir şekilde ovaladım. Ağzımdan kaçan inlemeye engel olamamıştım. Gözlerimi zorlukla açıp yanıma baktım, Poyraz da Alin de yoktu. Bu kaşlarımın çatılmasına sebep olurken baş ucumdan bir ağrı kesici alıp yuttum. Bu sıralar çok sık başım ağrıyordu.
Zorlukla yataktan kalkıp odadan çıktım. Aşağıdan sesler geliyordu. Merdivenlerden yavaşça inip mutfağa ilerledim. Gördüğüm manzarayla olduğum yerde kalırken dudaklarımda büyük bir gülümseme oluşmuştu.
Poyraz Alin'i kucağına almış, şarkı söyleyerek kahvaltı hazırlıyordu. Bir yandan da Alin'le dans etmeyi de unutmuyordu tabi. Alin babasının bu halini komik bulmuş olacak ki tek dişi görünecek kadar sırıtıyordu.
"Kızım senin bu annen çok uykucu he, bıraksak akşama kadar uyur"
Kaşlarım çatılırken kollarımı göğüsümde birleştirdim. Beni fark etmemişti ve resmen Alin'le benim dedikodumu yapıyordu!
Yalandan öksürdüğümde Poyraz ağır çekimde bana döndü. Yalandan sırıtarak tek elini ben masumum dercesine kaldırdığında gülmemek için kendimi zor tuttum.
"Alin söyledi"
Ufak bir kahkaha atıp yanlarına gittim ve Alin'in saçlarına öpücük kondurdum.
"Günaydın uykucu, dinlenebildin mi?"
"Günaydın, dinlendim de başım çok ağrıyordu hap içtim şimdi" Poyraz'ın kaşları çatılırken bana tereddütle baktı.
"Bu sıralar çok sık başın ağrıyor Lalin, kahvaltıdan sonra hastaneye gidiyoruz"
"Uğraşamam hastaneyle, bir şeyim yok benim"
"Olmaz, gidilecek." Göz devirip kızarttığı patatesten bir ısırık aldım. Kahvaltıyı hazırlamaya yardım ettikten sonra masaya geçtik. Çayımdan bir yudum alıp Poyraz'a baktım. Alin'i sevmekten yemek bile yiyemiyordu.
"Devran'la konuştun mu?"
"Hala telefonuna ulaşılamıyor. Bugün galeriye ve evine uğrayacağım bakalım orada mı?"
Sıkıntıyla nefes verdim. Poyraz bana bakıp hafifçe gülümsedi ve elimi tuttu.
"Korkma güzelim, kimse size zarar veremeyecek. Bir daha izin vermem buna" Vermezdi, biliyordum.
"Devran bu kadar korktuğuna göre gerçekten sıkıntılı bir durum. Kiminle uğraştığımızı bilmiyoruz Poyraz"
"İsterse dünyanın en tehlikeli adamı olsun, hiç kimse bize zarar veremez Lalin" Kaşları çatılırken dudaklarımı birbirine bastırdım. Sonra başımı sallayıp kahvaltıma devam ettim.
Kahvaltımız bittiğinde beraber mutfağı toparlayıp salona geçtik. İkimizde gergindik, bunun farkındaydım. Poyraz kucağında Alin'i uyuttuktan sonra yukarı çıktı. Alin'i yatırıp geldi ve koltukta uzanıp başını kucağıma koydu.
"Sevsene beni"
Kıkırdayarak ellerimi saçlarına götürdüm ve okşadım. Poyraz huzurla gözlerini kapatırken elimi yeni çıkmış sakallarına götürdüm.
Çok korkuyordum başımıza bir şey gelmesinden. O kadar şeyden sonra rahata kavuşmuştuk ve bunun bozulmasından korkuyordum. Bir yandan da düşünmek istemiyordum ama elimde değildi. Konu sevdiklerim olunca buna engel olamıyordum.
"Güzelim?" Poyraz'ın sesiyle irkilirken başımı eğerek ona baktım. Elini burnuma götürüp sıktı ve gülümseyerek ayağa kalktı. Kollarını açtığında hızlıca kollarına girip başımı göğüsüne yasladım.
Huzurla gözlerim kapanırken daha sıkı sarıldım. Artık travma olmuştu bizde, farkındaydım. O kadar korkuyorduk ki başımıza geleceklerden... Diken üstünde yaşıyorduk.
"Ben yanınızdayım" Başımı kaldırıp gözlerine baktığımda hafifçe gülümsedi ve dudaklarıma küçük bir öpücük kondurdu. Gülümseyip uzandım ve ben de onun dudaklarına küçük bir öpücük kondurdum.
Öpücüğümüz öpüşmeye döndüğünde kollarım çoktan boynuna sarılmıştı. Poyraz'ın elleri belimden kalçama indi ve ani bir şekilde kucağına aldı. Öpüşümüz derinleşirken kendimi ona bastırmaya başlamıştım. O da kalçalarıma baskı uyguluyor, kendine daha çok bastırıyordu.
"Sence ne kadar vaktimiz var?" Dedi nefes nefese. Hafifçe sırıtarak merdivenlere baktım.
"Her an uyanabilir" Bunu dememle Poyraz'ın beni koltuğa yatırıp üstüme çıkması bir olmuştu. Ağzımdan küçük bir çığlık kaçarken eliyle ağzımı kapatmıştı. Şortumu çekiştirerek çıkarırken gözlerimiz birbirinden ayrılmıyordu. Üstüme bile çıkarmamıştı, zaman kaybetmek istemiyordu demek ki. Sweatinin iplerinden tutup kendime çektim ve dudaklarına yapıştım.
Öpüşümüz sertleşirken Poyraz bacaklarımın arasına girmişti. Sertliğini kadınlığımda hissediyordum ve bu beni daha çok tahrik ediyordu.
"Hadi" dedim sabırsızca. Poyraz yarım ağız sırıtıp sweatimi belime kadar çıkardı. Eşofmanını çıkardıktan sonra aklına bir şey gelmesiyle durdu.
"Ne oldu?"
"Prezervatif yukarıda"
"Hapım var" Tekrar kendime çektiğimde kulak mememi dişleyip fısıldadı.
"Seni böyle sabırsız görmek beni nasıl tahrik ediyor, bir bilsen..." İçim ürperirken gözlerimi kırpıştırarak ona baktım. Kadınlığım deli gibi sızlıyordu. Poyraz erkekliğini kadınlığıma dayadıktan hemen sonra içimde bir baskı hissettim.
Dudaklarımdan büyük bir inleme kaçarken Poyraz elini ağzıma bastırıp inlememi engelledi. Eli hala ağzımdayken içimde hareket etmeye başlamıştı.
İçimde hissettiğim baskı çok fazlaydı, kadınlığımı zorluyordu. Boğuk inlemelerim elinde kaybolurken bir parmağı açık ağzımdan içeri kaydı.
Üzerime eğilip hareketini hızlandırdığında gözlerimi kapatıp aldığım zevke yoğunlaştım. Her hareketinde kendimden geçiyordum. Gözlerimi açtığımda Poyraz'ın dilini ısırmış, kendini zevke teslim etmiş olduğunu fark ettim.
Üzerime daha çok eğildiğinde burunlarımız birbirine değiyordu. Gözlerimiz birbirinden ayrılmazken ağzımdaki elini yavaşça çekip yanağımı okşadı.
"Çok seviyorum lan seni"
Bir insan hem romantik, hem öküz nasıl olabiliyordu?
Poyraz Devran'a bakmaya gitmişti. Mete bize gelmişti ve Alin akşam uykusuna yatmıştı. Kahvelerimizi alıp balkona çıktık ve birer sigara yaktık. Devran olayını anlatmıştım ona, o da en az bizim kadar endişelenmişti. Yine de iyimserliğini koruyordu.
"Sinem'le aranızda ne oldu sizin? Hiç anlatmamıştın bunu bana" Mete göz devirip kahvesinden bir yudum daha aldı.
"Biliyorsun, sevgili gibiydik. Sanırım sadece bana sevgiliymişiz gibi geliyordu. Yani sevgililer öpüşür, sarılır, birbirlerine aşkım bebeğim der, değil mi?"
"Evet"
"Bizde de vardı bunlar ama Sinem beni sevgilisi olarak görmüyormuş"
"Ne alaka be?"
"Zaman geçiriyormuş belli, eski sevgilisini kıskandırmak içinmiş hepsi"
"Yuh! Sen nasıl öğrendin bunu?"
"Ortak bir arkadaşımız var, ondan. Zaten benimle görüşürken başkalarıyla da görüşüyormuş. Seninle Sinem'i ilk konuştuğumuzda bunları yeni fark etmeye başlamıştım. Daha sonra öğrenince de bitti tamamen"
"Üzüldün mü peki?"
"Ne üzüleceğim be!" Doğruyu söyleyip söylemediğini anlamak için gözlerine baktığımda doğruyu söylediğini fark ettim. Önemsemiyordu.
"Sevmiyordum zaten, beğenmeydi sadece"
"Farkındayım"
"Senin gibi bir çocuğa bunu yapıyorsa tam bir gerizekalıdır"
"Gerizekalıydı zaten"
"Bu arada, ortak arkadaş dediğim Poyraz" Şaşkınlıkla Mete'ye bakarken hafifçe gülümsedi.
"Poyraz'a ilk o zaman ısınmıştım. Sinem çocukluk arkadaşıydı ama bana yanlış yaptığını öğrendikten sonra direkt bana söyledi, Sinem'le de ilişkini kesmiş"
Poyraz... Kalbini yerim adam. Yüzümdeki gülümsemeyle kahvemden bir yudum aldım.
"Poyraz hep iyi bir adamdı Lalin. O sadece yanlış ailede büyüdü. Sevgisizlik onu o hale getirmişti" Burukça başımı salladım.
"Senin sevgin iyileştirdi onu, biliyorsun değil mi?"
"Öyle mi dersin?"
"Öyle..."
Kapı çaldığında yüzümdeki büyük gülümsemeyle ayağa kalktım. Kapıyı açtığımda karşımda sinirli bir Poyraz, kaşı patlamış yüzü kan içinde korkmuş bir Devran gördüm.
Ağzım şaşkınlıkla aralanırken kalbim çoktan hızla atmaya başlamıştı. Bir şey dememe izin vermeden hızla içeri girdiler.
"N-ne oldu?" Kapıyı kapatıp hızla içeri geçtim, Mete de gelmiş ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Poyraz hızla yukarı çıkarken Devran misafir odasına yöneldi.
Hiçbir şey demeden yukarı çıkıp odamıza girdim. Poyraz dolabın üstünde ki bavulları çıkarmış, seri bir şekilde kıyafetlerimizi dolduruyordu.
"Poyraz, ne yapıyorsun?" Delirmiş gibiydi. Hiçbir şey söylemiyor kıyafetleri dolduruyordu. Açık kapıdan içeri Devran girip bavulu yer bıraktı.
Misafir odası Devran içindi, orada kıyafetleri vardı onları toplamıştı muhtemelen.
"Devran, ne oluyor?"
O da hiçbir şey söylemedi. Poyraz'ın kısmına gidip eline ne geçtiyse bavula doldurmaya başladı. İkiside delirmiş gibi hareket ediyordu ve ben korkudan ölecekmiş gibi hissediyordum.
"Neler oluyor!" Diye bağırdığımda ikiside anında durdu. Poyraz yanıma gelip elini yanaklarıma koydu.
"Burası... Burası çok tehlikeli Lalin. Taşınmalıyız, hem de hemen taşınmalıyız"
"Taşınmazsak ne olur?" Diye titrekçe konuştuğumda Devran bavulu kapatıp dolu gözleriyle bana döndü.
"Ölürüz, hepimiz ölürüz"