“Ne demek gitti?” Dedi abim şaşkınca. Hızlıca gözyaşlarımı silip bakışlarımı masaya indirdim. “Gitti işte” “Ne zaman?” “Bir saat olacak neredeyse?” Poyraz hızlıca toparlanıp telefonunu çıkarttı ve Devran’ı aradı. Mutfakta bir oraya bir buraya yürüyor, telaşla Devran’ın açmasını bekliyordu. “Yok, açmıyor!” Dedi sinirle. Elleriyle yüzünü sertçe sıvazladıktan sonra mutfaktan çıkıp kapıya yöneldi. Abim de onun peşinden giderken hızlıca ayağa kalkıp yanlarına gittim. “Nereye?” “Devran’ı geri getirmeye.” Dedi Poyraz. “Nereye gittiğini bilmiyoruz ki?” “Yerin dibinde de olsa onu bulacağım” dedi ve gitti. Poyraz bana kızmış mıydı bilmiyordum. Böyle bir şeyi yapmamam gerekiyordu. “Of!” Başımı arkaya atıp gözlerimi kapattım. Başıma ağrılar giriyordu, kafamı kaldıracak halim yoktu.

