Sol yanıma ucunda öldürücü bir zehir olan hançer saplanmıştı... Dudaklarım gözlerimden durmadan akan yaşların tuzlu tadını alabiliyordu. Oturduğum koltukta küçüldükçe küçülüyor az önce yaşananları zihnimde canlandırıp duruyordum. Aldığım her nefeste göğsüme bir sancı saplanıyordu. Titreyen ellerimi bedenime dolayıp ıslak yeşillerimle gittiği tarafa baktım. Bana attığı son bakış ôyle canımı yakmıştı ki kendimden bir kez daha nefret etmiştim... "Çok üzgünüm..." Ne yapacağımı bilmiyordum ama böyle oturup beklemek de büyük bir eziyetti. İçim olabileceklerin etkisiyle korku ve endişeyle titriyordu. Alt dudağıma dişlerimi geçirip dayanamayarak ayağa kalktım. Titreyen ellerimi birbirine kavuşturup küçük adımlarla yürümeye başladım. Geldiğim yer çalışma odasıydı. Derince yutkunup gözlerimi

