6. BÖLÜM

2522 Kelimeler
Cenaze evinden ayrıldığımızdan beri tek kelime konuşmamıştık Poyraz’la. Evde tek kalacağım için abim Poyraz’a kardeşim sana emanet demişti. O dakikadan sonra Poyraz’ın yüzü asılmıştı. Büyük bir ihtimal abimin arkasından iş çevirdiğimiz için vicdan azabı çekiyordu. Çocukluk arkadaşı kardeşini ona emanet ediyordu, aklından geçenleri bilmeyi o kadar çok isterdim ki. Sorsam cevap vermeyeceği için sırtımı koltuğa yaslayıp akıp giden yolu izliyordum. Arkamızdan gelen Kemal’le Sevgi önümüze geçince arabayı yavaşlattı Poyraz. Kemal kolunu dışarı çıkarmış mola yerini işaret ediyordu. Ömer’le Aylin’in bize yetişmesiyle mola yerine girdik. Arabaları yan yana park edip dışarı çıktığımızda kollarımı gerip yorgun bakan Sevgi’ye tebessüm ettim. Onunla da konuşamamıştım. “Ben çok acıktım Ömer. Bana bir şeyler alsana.” “Alırım.” Gözlerimi devirip, “Daha yeni yedik Aylin,” dedim yanıma gelen sevgilimin elini tutarken. “Yemekler güzel değildi ben yemedim.” “Kusura bakma insanlar senin zevkine göre yemek yapamamışlar malum acıları var ya.” Oflayıp Ömer’in elini tuttuğunda yüzüne daha fazla bakmadım. Kuzenim olmasına rağmen ondan haz etmiyordum. Ömer’i daha çok seviyordum, bu kızla nasıl evlilik yoluna girer anlamıyorum, zavallı adam ne dese yapıyor, resmen Ömer’i parmağında oynatıyordu. Gölge bir yere geçip oturduğumuzda Ömer’le Aylin yiyecek bir şeyler almaya gitti. Başım Poyraz’ın omzunun üstünde konuşmadan oturan ikiliyi izliyordum. İkisi de fazlasıyla sessizlerdi, kırılgandılar. “Ne oldu size? Sabahtan beri yüzünüz asık?” Başını kaldıran Kemal, “Neden bize söylemediniz?” dediğinde gerildim. Sanırım bıçaklandığımı öğrendiler. “Kötü bir durum yok.” “Nasıl yok Zeynep? Abimin arkadaşı seni bıçaklamış. Abim resmen rezillik çıkarmış ben yokum diye. Nasıl yok dersin. Ya sana bir şey olsaydı?” Omuzlarımı kaldırıp, “Olmadı,” dedim sakin sesimle. Bu kızı şimdi sakinleştirmezsem Kemal’e patlayacaktı biliyorum. “Aynen abi, germeyin ortamı. Biz hallettik o meseleyi.” “Bize söylemeniz gerekiyordu. Kimseden haber almadığımız için ne olduğunu bilmiyorduk. Aylin söyleyince şaşırdık.” Dilini köpekler ısırsın Aylin. Sıcaktan bunalmış halde ellerimi yüzümün önünde sallayıp, “Kapatın konuyu,” dedim. “Nikâh şahidiniz ben olacağım, eğer bu olay yüzünden kavga ederseniz sizinle arkadaşlığımız bitiririz. Değil mi Poyraz?” “Evet, evimize gelemezsiniz.” Bizimle baş edemeyeceklerini anladıkları için konuyu uzatmadılar. Yani konuşmadılar ama eminim içleri yanıyordu konuşamadıkları için. “Düğün ne zaman olacak?” dedim konuyu dağıtmak için. “Biz düğün istemiyoruz. Nikâh olsa yeter.” “Sen bilirsin, ama kına gecesi yapacağız Sevgi’m.” “Biz de bekârlığa veda partisi yaparız Kemal.” Başımı ağır ağır Poyraz’a çevirip, “Şaka değil mi?” dedim kaşlarımı havaya dikerek. Gözleri önce kaşlarıma sonra gözlerime indi. “Yoo ciddiyim, ne yapalım biz de kına gecesi mi düzenleyelim?” “Hiçbir şey demiyorum Poyraz.” Başımı omzundan çekip kenara oturdum. Yanıma gelip kızma öyle bir şey olmayacak demesini bekliyordum ama bizimki bekarlığa veda partisi için hazırlıklara şimdiden başlamıştı bile. Sinsi sinsi gülen Sevgi’nin umurunda değilmiş gibi otururken ben olduğum yerde kendimi yiyordum. Bunun hesabını sana soracağım Poyraz, sen hele bir düzenle parti bak bakalım neler olacak. Zeynep kimmiş sana göstereceğim. Yarım saat dinlenmenin ardından tekrar yola çıktık. Poyraz’a kızgın olduğum için yanına değil de arka koltuğa oturdum. Yorgun olduğumu düşünmüş olacak ki bir şey dememişti. Zeynep sen trip atamıyorsun, bir saattir adama tavır yapıyorum farkında değil. İç sesim o kadar haklı ki sanırım yaşlandım. Hırsımdan kendi kendimi yiyecektim o rahat bir şekilde arabayı kullanıyordu. Oturduğum yerde dikleşip üstümdeki ince uzun kollu penyeyi çıkardım. “Ne yapıyorsun?” Sonunda dikkatini çekmiştim. “Çok sıcak, biraz serinlemek istiyorum.” “Zeynep çıldırtma beni, giy şunu üstüne.” Omzumu silkip camı araladığımda, “Zeynep,” diye bağırdı. Umurumda mı, hayır. Oh mis gibi hava, rüzgâr yüzüme çarptıkça serinliyordum. “Kızım her yerin meydanda, kapa şu camı üstünü giyin. Delireceğim lan.” Tokanın kenarlarından sarkan saçlarım omuzumu rahatsız ettiği için tokayı çıkarıp baştan topladım. Atletim aşağı kaydığı için göğsüm gözler önüne daha fazla çıkınca araba bir anda durdu. Kaşlarımı çatıp, “Ne yapıyorsun?” diye bağırdım. “Kendine gel.” “Giy şu penyeyi üstüne, lan millet sana bakıyor. Katil mi olmamı istiyorsun?” “Olabilirsin, benim için sıkıntı değil. Ben seni beklemeye alışık olduğum için bu sefer cezaevinden gelmeni beklerim.” Burnundan nefesini verip tekrar aldı. “Tamam, yok bekârlığa veda partisi. Senin istediğin oldu, şimdi üstünü giyin yoksa fena olacak.” Yola gel diyerek penyemi giydim. Öfkeyle arabayı çalıştırdığında dikkat ederek ön tarafa geçtim. “Niyetin bizi öldürmek mi?” “Ne oluyor ya, iyi misin sen? Ters ters konuşmalar, yüzüme bakmamalar. Varsa bir sıkıntın söyle de bilelim, çocuk gibi neyin tavrını yapıyorsun?” Cevap vermeyince ayağımı yere vurup önüme döndüm. Sen benimle konuşmak istediğinde bak bakalım ben seninle konuşacak mıyım? Eve gelinceye kadar tek kelime etmemiştim. O arada bir istediğin bir şey var mı diye sormuş her seferinde cevap alamamıştı. Konuşmak için konu açsa da yine ona uymamıştım. Anlıyorum bir sorunu vardı, bunu susup saklamak yerine benimle paylaşabilirdi. O tersleyip bizi üzmeyi seçiyorsa ben de ona uyardım. Üstümü çıkarıp yatağa uzandığımda saati kontrol ettim. On ikiye geliyordu. Ailem olmadığı için Sevgi bu akşam biz de kalıyordu, yorgunum diyerek misafir odasına çekildiğinde beni çatı katımla baş başa bıraktı. Gözlerimi kapatıp uykuya dalmak üzereyken güm diye gelen sesle gözlerimi hızla açtım. Elim göğsümün üstünde odamın içine atlayan Poyraz’a kaşlarımı çatarak baktım. “Delirdin mi sen? Neden izinsiz giriyorsun odaya?” Ayakkabılarını çıkarıp yanıma uzandığında, “Yok artık,” dedim. “Zeynep çok yorgunum, uyuyalım lütfen.” Belime dolanan kollarını itip, “Öteye kay,” dedim. “Sana kırgınım ben ne uyuması.” Sanki onunla konuşmuyormuşum gibi rahatlıkla boynumu öpüyordu. Tırnaklarımı koluna batırıp, “Delirdin mi?” dedim sesimi kısık tutmaya çalışarak. Sevgi’yi uyandırmak istemiyordum. “Üzgünüm Zeynep, bu yüzden bir an çıkıştım sana. Özür dilerim.” Havada duran elim omzuna düşerken, “Neden üzgünsün?” dedim sakin sesimle. “Herkes sevdiği kadınla evleniyor, ben gizli gizli buluşuyorum. Abin kız kardeşim sana emanet derken dilimin ucuna gelen kelimeleri zorla yuttum. Merak etme sevdiğim kadını korurum diyemedim. Neden Zeynep, neden hâlâ gizli saklı yaşıyoruz bu ilişkiyi? Neden sürekli engeller çıkıyor karşımıza?” Kalçamı aşağı kaydırıp başımı göğsüne yasladım. “Aslında gizli sayılmaz Poyraz, abim hariç herkes biliyor bence.” “Abin öğrensin hemen evleneceğim seninle. Ben beklemek istemiyorum, ben nereye gidersem karımda benimle gelsin istiyorum. Kemal gibi sevdiğim kadını yanımdan ayırmak istemiyorum. Onca yıl uzaktan sevmişim bu saatten sonra doya doya seveyim seni.” Kollarımı ona dolayıp, “Ben de her şeyden çok istiyorum,” dedim tüm içtenliğimle. Dudaklarımız buluştuğunda gözlerimi yumdum. Özlemiştim onu. Sıcacık dudakları dudaklarımı kendine esir ederken karşılık vermekten geri durmuyordum. Dudakları boynuna indiğinde, “Dur,” dedim. Devam ederse farklı boyuta geçecektik, bunu da ben şimdi istemiyordum. “Ne oldu?” “Zina yapıyoruz cehennemde yanacağız.” Sen ciddi misin Zeynep der gibi bakıyordu yüzüme. “Evet ciddiyim,” dediğimde sırıtıp burnumu ısırdı. “Konuşmadan da nasıl anlıyor sevdiğini.” “Ne sandın, ben senin her bakışını çözmüşüm. “ “Hımm, bak bakalım şimdi ne diyor bakışlarım.” Elimi yanağının üzerinde gezdirip, sevişmek istiyorum diye bağıran gözlerini izledim. “Arzudan laciverte dönen gözler pekte masum şeyler söylemiyor.” Kahkaha atıp, “Bak ya,” dedi bu sefer burnunu boynuma sürterek. “Senden gizli saklı bir şeyde yapılmaz.” “Kesinlikle, ben senin ciğerini bilirim ona göre akıllı ol.” Yatağın içinde dönüp beni üstüne aldı. “Sen benim her şeyimsin kadın. Birlikte yaşamak için ne olursun daha fazla beklemeyelim. İnan seni görmediğim zaman kalbim acıyor.” “Abimle konuşunca hemen evleniriz.” “Söz mü?” “Söz sevgilim.” * Son günlerde hayatımın en güzel günlerini yaşıyordum. Her sabah işe giderken Poyraz’la gidiyor akşamları eve onunla birlikte dönüyordum. Ailelerimiz samimi olduğu için akşam yemeklerini de birlikte yiyorduk. O kadar güzel özel anlarımız oluyordu ki birilerinin mutluluğumuzu bozacağından korkuyordum. O da bundan korktuğu için sürekli abimle konuşmak için fırsat yaratıyordu. Ne zaman abimle konuşmak için dışarı çağırsa abimin ya işi oluyordu ya da hasta. Anlamıyorum neden inatla konuşmuyor Poyraz’la. Aile içinde hiç susmuyor Poyraz tek konuşalım dediğinde yanaşmıyordu. Aklından geçenleri deli gibi bilmek istiyordum. Bu duruma sinirlenen Poyraz’ı sakinleştirmek hep bana kalıyordu. Her gece odama geliyordu. Anneme yakalanma korkusu yaşarken o rahat bir şekilde takılıyordu. Odaya ne zaman gelse yanında bir şey getiriyordu. Küçük bir televizyon, atari, kâğıt oyunları… Eline ne geçerse odama getiriyordu. Onun varlığına o kadar çok alışmıştım ki, o olmadan uyuyamıyordum. İtiraf etmeliyim ki onsuz geçen gecelerim zor geçiyordu. Odamın camına vurduğunda yataktan hızla kalkıp camı açtım. “En yakın zamanda cama kilit taktıracağım, sen rahat girip çık diye.” “Süper olur.” Elindeki cips paketlerini yere bırakıp koşar adım kapıya yaklaştı. O kilidi çevirirken yere oturup bacaklarımı bağdaş yaptım. “Dondurma almışsın, hani almayacaktın?” “Kıyamadım yine.” Dondurma yerken kendimden geçtiğim için her yeri çikolata yapıyordum. Bu durumdan rahatsız olan beyefendi onun yanında dondurma yememi yasaklamıştı. Manyak kendi iradesine sahip olamıyorsa ben ne yapayım? Dondurma yerken tahrik olan erkekte benim sevgilimdir eminim. Karşıma oturup üzerindeki tişörtü çıkardığında, “Ne yapıyorsun?” dedim şaşırarak. Gözleriyle göğsünü gösteriyordu, bakışlarımı göğsüne çevirdiğimde gözlerim şaşkınlıktan büyüdü. “Nasıl ya?” “Sevgin içime fazla geliyor artık. Her an her şey yapabilirim.” Titreyen parmaklarımı ismimin yazdığı göğsünün üstünde gezdirirken gözlerim doldu. “Sen ne güzel bir adamsın.” “Güzel olan sensin Zeynep’im.” “Kucağına gelebilir miyim?” Kollarını iki yana açıp, “Sorman hata,” dediğinde kucağına çıkıp bacaklarımı beline doladım. Sıcacık olan göğsüne dudağımı bastırıp, “Çok seviyorum seni,” dedim. “Bu çok güzel, ben de senin adını göğsüme dövme yaptırmak istiyorum.” “Olmaz güzelim, canın acır. Sen benim ismimi dudaklarından eksik etmezsen beni dünyanın en mutlu erkeği yaparsın.” Dudağımın üzerinde gezen başparmağını dişlerimin arasına alıp ısırdım. Gözlerini kısıp beni kendine çektiğinde geriye doğru yattı. Karnının üzerinde otururken bir süre yakışıklı yüzünü, kalıplı bedenini izledim. Bundan zevk alır gibi hali vardı. Bir kolunu başının altına almış kıvrılan dudaklarıyla beni izliyordu. Ondan uzak durmak istemeyen dudaklarımı tutamadım. Çenesini, boynunu, yanağını ve ismimin yazılı olduğu sol göğsünü öptüm. Dudaklarım ve dilim en çok ismimin olduğu kısımda dolaşıyordu. Tenine değen her dil darbesinde karnı kasılıyordu. Belimin üzerinde duran elleri etime saplanacaktı sıkmaktan. Olduğu yerde doğrulup beni yatağa yatırdığında üzerimdeki yerini aldı. Bu sefer ona itiraz etmeyecektim. Günahı sevabı boynumaydı. Ellerim sırtından dolaşırken onun elleri geri kalmıyordu. Bedenimin kuytu köşelerini dolaşıp en hassas yerleri teğet geçiyordu. Kuvvetli bedenini üzerime bıraktığında sımsıkı sarıldım ona. Boynumda soluklanırken aşağıdan gelen abimin sesiyle başımı kapıya çevirdim hemen. “Abim yine bağırıyor.” Parmağını dudağıma getirip, “Şşşt,” yaptı kendini bana bastırırken. Yüzümü ona çevirip kaşlarımı çattım. “Rahat dur.” “Her zaman yarım kalıyoruz. Olmuyor böyle.” “Ne yapalım devamını mı getirelim?” Sesim yüksek çıkmış olacak ki eliyle ağzımı kapatıp, “Abinin böyle öğrenmesini istemem,” dedi. Omzumu silkip dilimi avuç içinde gezdirince sert bir şekilde belden aşağıma sürtünüp, “Zeynep,” dedi boğuk sesiyle. “Uyuyalım güzel kadınım. Yarın Kemal’le Sevgi’nin günü hazırlıklar için erken kalkmamız lazım.” “Haklısın.” Üstümden kalkıp örtünün altına girdiğinde başımı göğsüne yasladım. “Dondurma yine eridi.” “Aman, şimdi karşımda onu yiyerek beni deli etme.” Sırıtıp, “Tamam tamam,” dedim. “Uyuyalım.” Yarın Sevgi’nin kına gecesi vardı. Canım arkadaşım Kemal’in tüm ısrarlarına rağmen sonunda evleniyordu. Kemal her an vazgeçer diye onu yalnızda bırakmıyordu. Abim kız evlene kadar biz de kalsın demesine rağmen bizimki izin vermemişti. Aynı evde kaldıkları içinde bizimkiler imam nikâhını kıydırmıştı. Kim bilir şu an nasıl heyecanlıdır. *** Sabah erkenden uyanıp odadan çıktım. Poyraz sabah ezanı okunurken kendi evine geçmişti. Kahvaltıyı Kemallerin evinde yapacağımız için aşağı inip, “Ben gidiyorum,” diyerek evden çıktım. Koşar adım Kemallerin evine ilerlerken Aylin’le Ömer dikkatimi çekti. Ömer’in evlerinin önündeki ağacın arkasında tartışıyorlardı. Meraklı bir kız olduğum için sakin adımlarla onlara doğru yaklaşıp dinlemeye başladım. “Ne hakla seni arıyor o adam?” diye bağırıyordu Ömer. Hangi adam arıyordu acaba, Aylin kim bilir ne haltlar karıştırmıştı. “Sevgilim ben aramamasını söyledim inatla beni aramaya devam etti. Korktum sana söylemeye.” “Annen söylemese haberim olmayacak Aylin, bu adam sizin evin telefon numarasını nereden bulmuş, sen vermişsin ki arıyor. Ben gelemem böyle şeylere, bak asabi biriyim ben.” “Tamam canım, söz veriyorum bir daha ararsa sana söyleyeceğim.” Onları daha rahat dinlemek için yaklaştığımda belime dolanan kollar yüzünden yerimden sıçradım. “Bu yaptığın yanlış sevgilim.” “Senin de sürekli arkamdan bana sarılman yanlış. Anlamıyorum zaafın mı var ne, sürekli arkadan yapışıyorsun.” Erkeksi sesiyle kıkırdayıp, “Seksi kalçalara sahipsin,” dediğinde dirseğimi karnına geçirip öne doğru ilerledim. Bu sürede ağacın arkasından çıkan Aylin ve Ömer’le göz göze geldim. “Selam.” “Aleyküm selam Zeynep, nereye?” “Kemal’e gidiyoruz, hazırlıklar için.” Aylin yüzünü buruşturup, “Ben eve giriyorum Ömer,” dediğinde, “Kıçımın kenarı,” diyerek arkasından söylendim. “Ayıp oluyor sevgilim,” diyen Poyraz’a, “Olmuyor,” dedim. “Ömercim bak düğüne daha var sen tekrar düşün.” Dudakları iki yana kıvrılınca, “Annenden mi korkuyorsun?” dedim. “Sen merak etme Güneş teyzeyle konuşurum ben.” “Saçmalama Zeynep, biraz deli dolu bir kız zamanla olgunlaşır.” Omzumu silkip Poyraz’ın elini tuttum. “Sen öyle diyorsan ben karışmam artık. Hadi gidelim sevgilim.” “Gelirsin Ömer.” “Gelirim.” Onun yanından ayrıldığımızda, “Ayıp ettin,” diyen sevgilime, “Bana ne,” deyip hızlı adım atmaya başladım. “Her ne olursa olsun adamın nişanlısı, karışma. Bozulursa Zeynep bozdu der o manyak Aylin.” “Aha,” diyerek bağırdığımda, “Sus kız,” dedi arkasını kontrol ederek. “Aylin’in manyak olduğunu sen de kabul ediyorsun değil mi sevgilim?” diye bağırdığım için gözlerini kocaman açıp Ömer’in duyup duymadığını kontrol ediyordu. “Sen benim çocukluk arkadaşımla aramı mı bozacaksın? Kızım manyakta olsa kardeşimin karısı olacak, saygı duymak lazım.” “Aman boş ver ne halleri varsa görsünler.” Sırıtan yüzünü ısırasım vardı ama sokak ortasında yapamayacağım için yüzüne bakmadan Kemal’in evine geldik. Yeni gelin moduna giren Sevgi bahçede oturmuş, Kemal’de yanında tane tane bir şeyler anlatıyordu ona. Yine ne oldu kim bilir. “Günaydın,” diyerek bahçeye girdiğimizde bakışlarını bize çevirdiler. “Günaydın.” “Hayırdır, düğün arifesi kavgamı ediyorsunuz?” “Yoo, sohbet ediyoruz. Zeynep sen Sevgi’yle ilgilen Poyraz biz seninle lambaları kahveden alalım. Anca hazırlarız.” “Kahvaltı yapsaydık? Hani biz bir şey yemeden geldik de.” Başını kaşıyan Kemal, “Siz hazırlayın o zaman,” dedi. “Annem çarşıya gitti babamla. Kahvaltı hazırlanıncaya kadar geliriz biz.” “Tamam.” Onlar bahçeden çıkınca Sevgi’nin yanına oturdum. “Ne oldu kız, niye yüzün asık?” Oflayıp bana döndü. “Zeynep ben korkuyorum, Kemal’i çok seviyorum ama cinsel birleşmeye kendimi hazır hissetmiyorum.” “Strestendir belki.” “Psikolojim çok bozuldu. Kemal’e bu sabah bu konudan bahsettim, kafana takacağın en son şey bile olmasın dedi. Beni bir ömür beklermiş. Sence bekler mi?” “Hayır tabii ki, adam karısını niye bir ömür beklesin Sevgi? Siz evleniyorsunuz, birbirinize karşı sorumluluklarınız var. Bir ay bekler, iki ay bekler hadi olmadı bir sene beklesin e daha sonrası? Bu adam baba olmak ister.” “Haklısın, peki nasıl yeneceğim bu korkumu?” “Bir süre birbirinize zaman verin, bu zamanı verirken ayrı durmayın. Aynı yatakta uyuyun, sarılın, öpün tenleriniz ayrı kalmasın. Gerisi kendiliğinden oluşur zaten.” Başını göğsüme yasladığında kolumu omzuna doladım. “İyi ki hayatımdasın Zeynep, arkadaştan ötesin benim için. Kardeşimsin.” “Her zaman sevgili dostum. Hiçbir zaman senden ayrılmayacağım.”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE