bc

Giz Gerçeğim

book_age18+
23
TAKİP ET
1K
OKU
stepfather
drama
mystery
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Koş, saklan, gerçeği gizle ama asla babana itaatsizlik etme!Hayatı boyunca prangalarıyla birlikte yaşayan Aleda İren özgürlüğüne kavuşmayı bekleyen bir kelebekti. Özgürlüğüne kavuştuğunu düşündüğü an darbeyi yedi. Tepetaklak olan hayatının bir daha düzene giremeyeceğini düşündüğü vakit rahmine düşen bebeğinin haberini aldı.Ya bebeğinin babasına haber verecek ve kurtulacaktı ya da babasının onu evlendirmek istediği kişiyle hayatını mahvedecekti. Ölüm yalnızca fiziksel değil ruhen de olabilirdi.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1. Bölüm
Kendimi tımarhaneden kaçmış, ilaçlarını reddeden ve deli olduğunu bildiği halde bu durumdan zevk alan insanlar gibi hissediyordum. Ruhsuz ve dengesiz... Bunun sebebi elbette ki bende yoktu. Delirdiğimin farkındaydım. Ucu bucağı belli olmayan okyanusta, kum tanesi aramaktı benimkisi. Burada bile kendimle çelişiyordum. Benim çelişkim onların zaferiydi. Dengesizliğim ise insanların umut aşılıyordu. Belki de ölmem için gün sayıyorlardı. Nasıl olsa işe yaramaz, eve beş kuruş para getirmez aptalın tekiydim. Sahi hiç mi sevilmeye layık yanım yoktu? Bir kişi bile beni bu sevgiye hak görmemiş miydi? Kendi halime kıkırdadım. Yoktu tabii ki de. Babasının sevmediği, ailesinin yok saydığı bir kızı elin adamı mı sevecekti. Küçüklüğümde sokağa her indiğimde çocuklar bir anda kaçışmaya başlardı. Anneleri onların benimle oynamalarını istemiyorlardı. Bunun sorumlusu da babamdı. Evde her gün kavga çıktığı için insanlar pekala bizden korkuyordu. Düzgün bir ailede yetişmemişseniz eğer iyi olma ihtimaliniz yoktur insanların gözünde. Siz şimdiden bir suç makinesi olmuş ve etrafa kötülük saçıyorsunuz. Kimse sizi tanımak adına o şansı tanımayacaktır. Evet, canım babam; dünümü, bugünümü, geçmişimi ve geleceğimi mahveden insan. Ve ben; geçmişinin gölgesinden bir türlü kaçamamış o kızım. Yatağımın üzerinde duran katlanmayı bekleyen çamaşırlara tiksinen bir ifadeyle baktım. Oldum olası iş yapmaktan nefret etmiştim. İnatla bununla sınıyorlardı üstüne. Evin tüm çamaşırlarını katlamak bana düşmüştü. Hizmetçiden farkım yoktu. Onların gözünde buydum işte. Evlat değil, para harcamak zorunda kaldıkları bir çalışandım. " Aleda, daha işin bitmedi mi? Ütüler de yapılacak." Tam o an beni yetiştiren, evin hizmetlisi Meral abla kapı pervazında durmuş bana bakıyordu. Annemin dediğini o da duymuştu. " Ben hallederim kızım. Sen işini bitir. Annenden azar işitme." Başımı iki yana sallayıp atleti elime alarak katlamaya başladım. " Boşuna uğraşma abla. Sen ne dersen de benden bilecek. Bunu yaptıktan sonra onu da yaparım. Git hadi... Benimle konuştuğunu görmesin." Bir de bu vardı tabii. Bu evde hiçkimsenin benimle konuşma izni yoktu. Çok acil olmadıkça yüzüme bile bakmaları yasaktı. İnsanlarla yakın olursam onlara iş yaptıracağımı düşünüyorlardı belki de. Hayat cidden komikti. Çamaşırları katlayıp teker teker sepete dizmeye başladım. Telefonumun flaşı yanıp sönmeye başladığı vakit elime aldığım kazağı kenara bıraktım. Kimin aradığına bakmak için telefonu elime aldıktan sonra bir anda elimden çekilip alındı. " Ben sana iş yap demiyor muyum? Şuna bak, çamaşırları kenara bırakmış da aklın sıra laklak yapacak." Sıkıntıyla ofladım. Telefonum hala çalıyordu. " Hayatım sizden ibaret değil. Ayrıca işten kaçtığım falan yok. Şimdi bıraktım elimden kazağı. Bilip bilmeden konuşuyorsun." Annem göz devirdi. Onun bu hali deli ediyordu. Bir an önce evden çıkıp hava almak istiyordum. " Sana mı inanacağım yoksa gördüklerime mi?" Elinde tuttuğu telefonumu alıp arka cebime yerleştirdim. " Senin yerinde olsam gördüklerine değil söylediklerime inanırdım. Dikkatli bakıyor olsaydın çoğunu katladığımı görmüş olurdun. Ama senin tek amacın açığımı yakalamak olduğu için onu görmeye zekan yetmedi." Telefon bu sefer de titremeye başladığında daha çok gerildim. " Bana cevap mı veriyorsun? Sen kimsin ki benimle bu şekil konuşabiliyorsun?" Ben kimseydim. Kimsesizliğiyle nam salmış o kişiydim. Kimsesi olan kimsesizdim. " Seni kayda değer almasam daha mı iyi olacaktı? Cevap vermemi istemiyorsan vermem. Bende zaten bir yerin yok. Daha doğrusu yeriniz yok. Öyle değil mi sevgili kardeşim?" Başımı sağa yatırdığımda odadan içeriye giren Barkın'ı gördüm. Annemin yanında yerini almıştı. " Öyle ablacığım. Çeneni boşuna yoruyorsun ama. Şimdiye annem ne dediyse yapmıştın bile. O çenen haddinden fazla çalışıyor." Tek kaşım havalandı. " En azından bir işe yarıyormuşum... Ne mutlu bana! Senin gibi aylak gezen birisi gibi olmaktan iyidir diye düşünüyorum." Üzerime yürüyeceği vakit kenara kayarak kolundan kavradığım gibi yatağımın üzerine düşmesini sağladım. Kolu hala elimdeydi. Ters çevirdiğim vakit acıyla çığlık attı. " Bırak!" Daha çok sıktım. " Bırak. Allahın cezası bırak." Uslanmıyordu ama uslandırmasını iyi bilirdim. " Akıllanmıyorsun Barkın. Seni akıllandırmasını emin ol çok isterdim ama tırnağımın ucu kadar bile değerli değilsin gözümde." Kolunu biraz daha çevirdiğimde acıyla çığlık attı. Kulağının dibine kadar yanaştım. " Benden uzak dur. Bana bulaşma. Hayatını karartırım. Bir daha sokağa çıkamayacak duruma gelirsin. Duydun mu beni?" Hızla başını salladığında kolunu bıraktım. Anında ayağa kalkıp odadan çıktı. Yüzü kıp kızarık olmuştu. Gözlerimin hedefi tekrardan annem oldu. " Oğluna mı güveniyordun anneciğim? Gitti." Nefretle gözlerimin içine bakıp odamdan çıktı. Bir zafer daha kazanmıştım. Ya da öyle sanıyordum. Bu şu anın konusu değildi. Kendimi tutmayı bıraktım. Gücüm sadece onlara karşı ortaya çıkıyordu. Tükenmişlik hissi tüm benliğimi esir almıştı. Nefes almak neden bu kadar zordu? Kahkaha atmaya başladım. Durmadan gülüyordum. Seslerin ardına saklanmaktan geri duramayan bir benliğim vardı. Sesler beni koruyordu. Dalgın bir şekilde yatağımın üzerindeki çamaşırları katlamaya başladım. İşim bitene kadar sadece katlamaya uğraşmıştım. Başka bir şey düşünmek, hayatımı katlanılmaz duruma düşürüyordu. İşim bittiğinde yatağa oturup saçımı çekiştirdim. Sinirlerim çok bozuktu. Kendimi tanıyamıyordum bazen. Odadan çıkıp ütü odasına girdim. Bir yığın gömlek vardı. Kaşlarımı çattım. İş yapmayacaktım daha fazla. Ayaklarımı sürüyerek kapıya doğru ilerledim. Odadan çıktığım vakit salonda telefonla konuşan babamı gördüm. Kaşlarını çatarak konuşuyordu ama dudakları da yana doğru kıvrılmıştı. Duyduğu şeye hem sinirleniyor hem de bir yandan mutlu oluyordu. Ona bakmadan arkamı döndüm ve odama doğru yürümeye başladım. " Aleda buraya gel." Ayaklarım durduğunda hareket etmeden omzumun üzerinden arkama baktım. " Ne söyleyeceksen buradan söyle baba. Yanına gelmek bir düşüncem yok." Her zaman dik başlılığımdan yakınırdı. Bu sefer de onu sinir etmeyi başarmış olmalıydım. " Seni yakından ilgilendireceğine emindim oysa. Peki sen bilirsin. Düğün günü nasıl olsa öğreneceksin zaten." Hızlı adımlarla yanına doğru yürüdüm. Göğsüm sinirden inip kalkıyordu. " Ne saçmalıyorsun sen? Ne düğünü?" Kollarını göğüs hizasında birleştirdi. " Kazım Bey aradı daha demin. Sormadın gerçi ama söylemek istiyorum çünkü evleneceğin kişi o adam. Bana çok güzel bir teklifte bulundu. Kabul etmesem olmazdı diye düşünüyorum. Nasıl olsa mezun da oldun. Okul sorunun da yok." Evleneceğin adam demişti. Evlenmek istemiyordum ben. Onun dediği kişiyle asla evlenmezdim. Adam babam yaşındaydı... " O adam seninle yaşıt farkında mısın sen?" Umursamıyormuş gibi bir ifadesi vardı. " Ne olmuş yani?" Omuz silkti. " Aşkın yaşı yoktur. Bunun bir çok örneği var. Sen de biliyorsun." Vardı evet ama bu durum farklıydı. Babam yaşında birisiyle evlenmeyecektim. " Evlenmeyeceğim." Volta atmaya başladım. Babamın bu kadar kötü olması kalbimi acıtıyordu artık. " Evleneceksin. İyi düşün Aleda. Ani kararlar veriyorsun." Ses tonundan rahatsız oldum. Yutkunma ihtiyacı hissettim istemsizce. Bakışlarım yüzünde gezindi. Halinden memnundu. " Beni tehdit edemezsin. Senin o tehditlerin bende işlemiyor." Doğruydu. Yalan bir şey dememiştim. Beni kendimle tehdit edemeyeceğini bilirdi. Başıma ne gelirse gelsin istediklerini yapmazdım çünkü. " Seni kimseyle değil, kendinle değil kardeşinle tehdit ediyorum Aleda. Onun için evleneceksin. Sen hayır, dediğinde olacakları kısa bir özet geçeyim istersen." Oturduğu koltukta bacak bacak üstüne attı. " Kardeşini okuldan alsam. Şu senin sevmediğin kirli işlerimi yapan adamlara versem nasıl olur? Hem Barkın'ın yaşı da daha küçük. Alıp eğitirler." Bunu yapması demek Barkın'ın hayatının komple mahvolması demekti.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

İNFAZ

read
4.8K
bc

Sessiz Çığlık

read
10.1K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
33.4K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
14.4K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
26.8K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.4K
bc

YIKIK MESKEN

read
3.3K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook