Ama önce babamla ve İlayda’nın babasıyla yüzleşmem gerekiyordu. Onların da canlarına okumadan içimdeki öfke dinmeyecekti. Toplantıyı iş yerinde yapmaya karar vermiştim fakat son anda fikrimi değiştirdim. Burak’a dönüp sert bir sesle: “Malikanenin önünde değil… Evren’in tutulduğu mekâna bir masa getir. Toplantıyı orada yapacağız.” dedim. Burak gözlerimin içine baktı, kısa ama kesin bir ifadeyle, “Anlaşıldı, patron.” dedi ve hızla yanımdan ayrıldı. Bense bir yandan toplantının hazırlıklarını düşünürken, diğer yandan da şirketteki işlerimin biriktiğini hatırladım. Bu durum, günlerdir içimde taşıdığım öfkenin yanına ağır bir yorgunluk da ekliyordu. Daha fazla gecikmeden aracıma atladım ve hızla şirketin yolunu tuttum. Direksiyonda iken aklım hâlâ İlayda’daydı, onun ağlamaları kulaklarımda

