İLAYDA bir süre sonra hazırlanmış bir şekilde merdivenlerden inmeye başladı. Üzerinde sade, siyah bir kot pantolon ve gri bir spor ayakkabıyla kombine ettiği bej renkli bir kazak vardı. Saçları hafif ıslak, yüzünde ise belirsiz bir ifade... Bu kız, ne giyerse giysin, nasıl görünürse görünsün, ona inanılmaz yakışıyordu. O anki basitliği bile onu daha da çekici kılıyordu. Bu düşünce, içimdeki fırtınayı bir an için unuttursa da, babamın o zehirli sesi her şeyi geri getirdi. Hızla oturduğum derin koltuktan doğruldum. "Hadi bakalım, gidiyoruz," dedim, sesimdeki gerginliği bastırmaya çalışarak. Elimİ İlayda'ya uzattım. O, elime baktı, bir an tereddüt etti, gözlerimin içine bakarak içimdeki kasırgayı görür gibi oldu. Sonra, çekingen ama reddetmeyen bir tavırla, narin elini avucumun içine bıraktı

