Kenan'ın özenle hazırladığı masada, lüks porselen tabaklardaki rengarenk kahvaltılıkları tadarken, bir an için her şeyin "normal" olabileceği yanılgısına kapılmıştım. Çatalımı hafifçe bırakıp kaymaklı balığa uzandığım o saniyede, İlayda'nın sesi o sakin, gergin sessizliği aniden ikiye böldü. "Konuşmamız gerek." Başımı kaldırıp yüzüne baktım. Daha bir dakika önce, kahveyi nasıl içtiğimi izlerken dudaklarında oynatan o esrarengiz, hatta belki de nispeten sakin gülümsemeden eser kalmamıştı. Yüzü ciddi, adeta çelik gibi sertleşmişti. İçimde bir şeyler aniden dibe çakıldı. Hissettim. *Haaahhh... Şimdi sıçtın.* Zaten bu kadar kusursuz bir kahvaltı hazırlaması, bu özen, bu sakin görüntü, hepsi bir illüzyondu. Altında mutlaka bir bokluk yatıyordu. Beklemediğim bir anda, belki de en savunmasız ol

