Tuluyhan' dan... Evin içinde dönüp duruyorum. Sanki ev değil de hücre de gibiyim. Gün boyunca odasından çıkmadı. Kapının önünden kaç kere geçtim, sayısını unuttum. Her seferinde durup dinledim… bir ses, bir hareket, bir nefes… Hiçbir şey. Bi ara dışarı çıktım geri geldiğimde sadece mutfağa girdiğini fark ettim. Sonra bir anda çıktı. Üzerinde askılı elbisesi omuzlarına dağıttığı kıvırcık saçlarıyla hazırdı.Ve… gitti. Kiminle? Cihan abiyle. Saçma ne işi olur ki onunla? “Saat kaç oldu…” diye mırıldandım kendi kendime. “Hâlâ ortalarda yok hanımefendi.” Elim saçlarımın arasına gitti, sertçe geçirdim. Sinir miydi bu? Yoksa… başka bir şey mi? Kıskançlık? “Yok artık…” dedim. “Niye kıskanayım ki?” Bir süre daha bekledim… Yok. Bu kadar da olmazdı. “Göreve gideceksin…” dedim kendi k

