izlemişlerdi. ve sessizce evden çıkmışlardı. Alçin, onları gördüğünde hızla aracın kapısını açmış Sıla, ve arkadaşlarını araca alarak onlara sıkıca sarılmış ağlamaya başlamıştı. Kızlarda ondan farksızdı Bora, araca bindikten sonra son kez ormana baktı ve bu iş bitmedi diye mırıldandı motoru çalıştırarak hızla oradan uzaklaşırken elinde bir düğmeye bastığında arkalarında kalan ev büyük bir gürültü ile havaya uçmuştu; Artık zebaniler ile zevklenirsin piç derken öfkeyle direksiyonu sıkıyordu parmakları.
Patlamanın etkisiyle hepimiz korku ile birbirimize sarılmıştık. Dikiz aynasından Bora, ile göz göze geldiğimizde ona minnet ile bakmıştım. Sıla'ya sıkı sıkı sarılırken kollarım arasında hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
__ Zebaniler az kalır piç kurusu tam zamanında bizi gelip kurtarmasaydınız çok kötü şeyler olacaktı. Derken Pelin, yüzünden yaşadığı korkuyu o an silmek ister gibiydi.
__ Size bir şey yaptılar mı? O pislikler size dokunmadı değil mi? Diye endişe ile sormuştum...
__ Hayır dokunmaya fırsatları olmadı merak etme hepimiz iyiyiz ama Sıla, çok korktu..." o pislik..."
__Pelin yoksa o kardeşime? Dokunmadı değil mi? Diye korkuyla sormuştum.
__ Sakin ol Sıla'ya hiç bir zarar gelmedi ama adam tam bir ruh hastası idi, düşünmek bile istemiyorum, siz yetişmeseydiniz adamları bize tecavüz edecekti, Sılaya da o pislik... Dediğinde nutkum tutulmuştu o anın düşüncesi ve korkusuyla.
__ Sus lütfen tamam anladım konuşmayalım bunları kardeşim korktu yeterince. İçten içe şu an o adamı ben öldürmek istemiştim ama ölmesi bile benim içimdeki bu intikam ateşi arzusunu söndürememişti. Bora'nın evine geldiğimizde kahya, kapımızı açmış eve kadar eşlik etmişti. Kız arkadaşlarım şaşkınlık içinde etrafı incelerken neden polise, değil de buraya geldiğimizi merak ediyorlardı.
__ Biz neden polise gitmek niye buraya geldik? Diye sordu merakla Pelin...
__ Evet Pelin, haklı niçin polise gitmiyoruz? diye Pelin'in sözünü yenileyince Özge, Bora'ya dönmüşlerdi.
__ Çünkü hala tehlikedesiniz dediğinde Bora, korku ile bakışmıştık.
__ Adam ölmedi mi neden tehlikede olalım ben anlamıyorum, diye sormuştum.
__ Adam öldü ama ondan daha beterini henüz görmediniz hanımlar, kadın tüccarı organ mafyasının, kardeşi idi o adam. Polisler bile ona bir şey yapamaz, yapsa idi biletini kestiğim piçi iki ay evvel salmazlardı.
__ Nasıl yani biz biz! Nasıl bu pisliğe bulaştık ya! Bizim ile neden uğraşıyorlar? Diye korkuyla sorduğunda Pelin...
__ Onu da sevgili arkadaşınıza sorun ha! Yine de gitmek istiyorsanız kapı orda yol orda acımasızca deyi vermişti.
__ Ben size odalarınızı göstereyim isterseniz gitmenin hiç iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum lütfen Bora, beye güvenin ondan size kötülük gelmez derken kahya Yahya, bize onun adına güven vermeye çabalamıştı.
__ Denize düşen yılana sarılırmış Yahya, bey ben hiç kimseye güvenmiyorum ama maalesef kardeşimin ve arkadaşlarımın güvenliğini seçmekten başka şansım yok. Sözlerimi üzerine basa basa, onun gözlerinin içine bakarak söylemiştim. Neden bunu yapmıştım. Bilmiyorum Bora'nın yüzünde bir sinir kası seğirmişti. O an yanımda bir ağaç olsa korkudan bu bakışlardan kurtulmak için hiç düşünmeden ona tırmanırdım doğrusu.
__ Yahya, misafirlere kalacağı odalara götür ben odama çıkıyorum ihtiyaçlarını giderin diyerek yanımızdan ayrılıp merdivenlere yönelmiş odasına gitmişti. O gittikten sonra Yahya, bey arkadaşlarımı alt katta ayrı odalara yerleştirmişti. Sıla, hariç okadar korkmuştu ki onu yalnız bırakmak istememiştim. Çocukluğundaki gibi bu gece koynumda bana sarılarak uyumuştu. Tüm gece kabus görmüş sıçrayarak uyanmış öksürmeye başlamıştı.
__ Ablaa!
__ Sakin ol birtanem ben yanındayım. Hişt! Geçti. Derken komidinin üzerine baktığımda su göremeyince kardeşime dönüp, sana su getireceğim, tamam mı? Şimdi gelirim. Derken yatağın içine gömülmüştü iyice kardeşim mayışırken.
"Yataktan inip dışarı çıkmış parmak uçlarımda aşağıda ki kata inmiştim. Mutfaktan bir bardak su alıp, tam çıkarken Bora, ile burun buruna gelmiş neredeyse elimdeki bardağı düşürüyordum; Sen olmadık zamanlarda niye dibimde bitiyorsun acaba? Ödümü kopardın diye çıkışmıştım ona.
__ Sen korku nedir biliyor musun? Gerçekten, hani burası benim evim ya su almaya indim bende. Bakışlarımı üzerine çevirdiğimde üzerinde füme kareli pike bambo cotton bir bornoz olduğunu fark etmiş biraz gerilemiştim. Yakasının açık kısmına takılı kalmıştı bakışlarım, bu görüntüden kurtulmak için sağa adım attığımda, Bora'ya çarpmış aniden sola adım attığımda ise, bu kez o bana çarpmıştı. Hangi adımı atsak sürekli aynı şey tekrarlanıyordu, heyecandan birden hıçkırmaya başladığımda içimden kendi kendime ardı ardına küfürler etmeye başlamıştım.
__ Sen iyi misin? Diye merakla yüzüme bakmıştı.
__ İyim neden iyi olmayayım, daha fazla konuşmamak için elimdeki bardağı bir dikişte içip, bitirmiş yeniden su alıp hızla mutfaktan çıkıp, merdivene yönelmiştim. Odaya girdiğimde Sılaya suyu uzatıp içirmiştim.
__ Abla tamam ben içerim çocuk gibi hala bana kendi ellerin ile su içirtiyorsun. Dur bakıyım senin suratın niye böyle kıpkırmızı abla hasta mısın yoksa?
__ Yoo! Hayır! Bir şeyim yok iyim hadi bakalım uyumaya devam diyerek yanına yatıp ışıkları kapatmış daha fazla soru sormaması için çok yorgunum tatlı rüyalar bücür diyerek kendimi uykunun kollarına bırakmıştım. Ertesi sabah gün ışığı ile birlikte uyanmıştım. Gece boyunca düşünmüştüm, bizim bir hayatımız düzenimiz vardı. Buradan gitmeliydik. Bunun için kızlar ile konuşmak için odalarına girdiğimde kızları bulamamış paniklemiştim. Hızla aşağıya inmiş kahya Yahya, beyi görünce arkadaşlarımın nerede olduğunu sorduğumda hepsinin işe gittiğini söylediğinde inanamamıştım. Bu adamın bir banamı garezi vardı. Hızla yemek odasına girdiğimde onu kahvaltı ederken yakalayınca o lokmaları onun boğazına dizmeye karar vermiştim.
__ Arkadaşlarım işe gitmiş. Hani emniyetimizi düşünüyordun? Ya! Senin arkadaşlarımın canına kastın mı var? Ya da bana bir garezin mi var? Bu tavrımdan sonra ellerini masanın üzerine koyup birbirine kenetlemiş, o çakır gözlerini gözlerime dikmiş kaşları çatılmıştı.
__ Birincisi hala emniyetinizi düşünüyorum, evet arkadaşların işte ama her birinin yanında korumasıyla, ve sana bir garezim yok olsa idi şu an yaşamıyor olurdun diye son szölerinin üstüne basa basa söylemişti. Gözleri kısılırken.
__ Senden beklenmedik hareketler şaşırdım şimdi. Benimde işe gitmem gerek, ve kardeşimin de okula gitmesi lazım. Sıkıntıyla burnundan verdiği nefes ile, masadan kalkıp yanıma gelmiş, sen çok şey istiyorsun baş belası tamam bende çıkıcam şimdi. Dışarıda seni bekliyorum kardeşini hazırla gel.
__ Teşekkür ederim nihayet aynı dili konuştuğumuza sevindim. Sözlerime göz devirince bende bir kaşımı kaldırıp alaylı bir bakış fırlatınca, yüzü tehlikeli bir hal alınca yanından uzaklaşıp, yukarı kardeşimin yanına çıkmıştım. Kardeşimin çoktan giyinmiş olduğunu görünce küçük bir şok geçirmiştim; Ben bu günleri görecek miydim acaba, gözlerim yaşardı kardeşim kendi başına okula da hazırlanırmış, ay ay!
__ Off abla ya beni gömmeden rahat etmiycen anlaşıldı. Üzerime de toprak at tam olsun diye sızlandı.
__ Gel buraya şebek mızmızlanma hem o nasıl bir söz Allah korusun, ağzından bir daha duymayayım böyle sözler, yoksa o azına acı biber sürerim ufaklık, hadi bakalım Bora, bey bizi aşağıda bekliyor seni okula bırakacağız bende oradan işe geçeceğim derken kapı tıklatılınca, Sıla, buyurun derken boş boş bakışmıştık. İçeriye Meryem hanım girince şaşırmıştım.
__ Buyurun Meryem hanım?
__ Günaydın kızım Bora, bey bunları gönderdi sizin ve kardeşinizin ihtiyaçları elindeki paketleri bana uzatınca heyecanla Sıla, uzanıp paketleri almış içine bakmıştı. Meryem hanımda gülümseyip odadan dışarı çıkmıştı. Sıla'ya kızgın bir bakış fırlatıp paketlere baktığımda okul üniforması, ayakkabısından çorabına, kitabından kalemine kadar her şey alınmış. Benim içinde beyaz bir gömlek, ve siyah bir pantolon ile dar kesim füme siyah bir kot ceket vardı. Onun bu yaptığına kızsam da görünüşe göre bunları giymekten başka şansım yoktu. Üzerimdeki tulum ile işe gidemezdim. Ve kardeşimin de bunlara ihtiyacı vardı. En kısa zamanda bunların parasını ona ödemeliydim. Ona borçlu kalamazdım."
__ Abla bunlar harika şunların markasına bak en pahalısından hem de diye hayranlıkla paketlerin içinde ki kıyafetlerine bakıyordu.
__ Çok konuşmada giyin benim tatlı şebeğim yoksa okula geç kalacaksın. Kardeşim giyinirken bende çabucak giyinip saçımı başımı toplamış yukarıdan küçük bir topuz yapıp yüzümü gözümü temizlemiştim. Aşağı inip dışarı çıktığımızda direksiyonun başında, bizi bekleyen Bora, sesimiz üzerine bize doğru dönmüş, onun ile göz göze gelmiştik. Yahya, bey Sıla, ve benim için arka kapıyı açtığında teşekkür edip cipe binmiştik.
__ Şey! kıyafetler ve kitaplar için teşekkür ederim abi.
__ Beğendin mi ufaklık lafı olmaz.
__ Bunları şu an kardeşimin ve benim çok ihtiyacımız olduğu için kabul ettim en kısa zamanda parasını sana geri ödeyeceğim. Zahmet etmişsin teşekkürler. Son sözlerimden sonra dikiz aynasından bana bakarken kaşlarını çatmış sinirli bir bakış fırlatmıştı.
__ Buna gerek yok.
Cipi çalıştırıp yola koyulduğumuzda içi adam dolu iki araçta hemen peşimizden gelmişti.
__ Sana gerek olup olmadığını sormadım ödeyeceğim o kadar. Aramızdaki bu gerilimin tek sebebi oydu o kendini ne sanıyordu, her aklına estiğini yapamazdı. Sözlerim o an canını sıkmış olacaktı ki, direksiyonu sıkan parmak boğumlarından bunu görebiliyordum.
__ Sıla, okula vardığında şaşırmanı istemiyorum yanında seni gözetip kollayacak adamlarım olacak. Okul çıkışı da seni eve geri götürecekler. Aynı şekil senide çalıştığın işyerinde bekleyen korumalar olacak Alçin, hanım tıpkı arkadaşlarının da korunduğu gibi hoş senin korumaya ihtiyacın yok, çenenle adamı öldürürsün, dediğinde Sıla, gülmeye başlayınca sinirlerim bozulmuş susması için onu dürtmüştüm.
__ Ha ha! çok komiksin senin esprilerin adam bayar. Sıla'nın okuluna geldiğimizde onunla vedalaşmış aklım onda kalarak yanından ayrılmıştım. İş yerine geldiğimizde teşekkür edip cipten inmiş onun uzaklaşmasıyla rahat bir nefes alıp bende nihayet işimin başına geçmiştim. Tüm gün koşturmaktan artık bitap düşmüş çok yorulmuştum. Nihayet çıkış saatim gelip çattığında, kıyafetlerimi değiştirip dışarı çıktım. Karanlık çökmüş hava kararmıştı. Dışarıda iki koruma çıktığımı görünce araçtan inip beni karşılamış araca binmem için kapıyı açmışlardı. Sabah geldiğim de bizi takip eden araçlardan biriydi bu ama nedense adamlar değişmişti. Sanırım diğer adamların mesaisi bitmiş olmalıydı. Önce kardeşim Sıla'yı okuldan almış sonrada dönüşte kız arkadaşlarımı almıştık. Kızlarla sohbet ederken aracın gideceğimiz güzergâhtan çıktığını fark ettiğimde, içimi bir korku kaplamıştı. O an kızlarla aramızda küçük bir bakışma yaşadık. Ben tüm cesaretimi toplayıp bu gideceğimiz yer değil bizi nereye götürüyorsunuz kimsiniz siz? Dediğimde adamlar bellerindeki silahı çıkarıp bize doğrultmuşlardı. Korkuyla kardeşime sarılmıştım. Onlar ise Kesin sesinizi nereye gittiğimizi varınca öğrenirsiniz derken hepimizi korkutmayı başarmış, sindirmişlerdi. Sonunda araç karanlık insiz tekin olmayan eski bir fabrikanın önünde durmuştu. Adamlar, sonunda bizi ite kalka bu fabrikanın içine sokmuştu, kızlar korkudan ağlıyordu. Bende kız kardeşimi sakinleştirmeye çabalıyordum. İçeriye girdiğimizde geldiğimiz yer depo gibi bir yerdi, her yer kir ve pas içindeydi karşımızda bir sandalyeyi önüne çekmiş ters oturan ellerini kollarında birleştirmiş kin ve nefretle bize bakan elli yaşlarını aşkın esmer göbekli tıfıl bir adam