Buğra, arabayı Sahra’nın evinin önüne park ettiğinde, gece çoktan çökmüştü. Sokak lambaları puslu bir sarıyla etrafı aydınlatıyor, camlarda perdelerin arkasına çekilmiş başka hayatların gölgeleri görünüyordu. Sahra’nın parmakları hâlâ titriyordu. Kapı koluna uzanırken duraksadı. Gözleri dalgındı, bir süre hiçbir şey söylemedi. Buğra, motoru kapattı. “Yalnız kalma bu gece,” dedi yumuşakça. Emir değil, rica gibi. Endişesini gizlemiyordu artık. “Seninle geleyim. Sessizce otururum. İstersen tek kelime bile etmem.” Sahra, gözlerini kapadı. İtiraz etmedi. Başını hafifçe salladı. Beraberce çıktılar arabadan. Sahra’nın adımları yavaş, biraz dengesizdi. Buğra birkaç adım geriden gelerek onu izledi. Anahtarını bulurken elleri yine titredi. Kapıyı açtı. Loş ve soğuk bir sessizlik karşıladı iki

