Turan Gözlerindeki o derin boşluk, beni içine çekiyor gibiydi. Her bakışında, her titreyen göz kırpışında, onun içindeki fırtınaları hissettim. Lale’yi görmek, onu hissetmek, her geçen saniye ona daha da yakın olmak, adeta bir tutkuya dönüştü. Ama bu, bir istekten çok, ruhuma işleyen bir zorunluluk gibiydi. Bir adım daha attım, onun önünde durdum. Ellerim, istemsizce onun bedenine yaklaştı, ve fark ettiğimde parmaklarım alnında, saçlarında dans ediyordu. Kafamda binlerce düşünce vardı, ama hiçbirini düşünemedim. Çünkü her şeyin en derin, en yoğun haliyle anlam bulduğu tek an bu andı. Onun bakışları, her geçen saniyede içimi daha da yakıyordu. Gözlerinde kaybolan bir şey vardı. O kaybolan şey, beni hem itiyor hem de çekiyordu. “Sana ne yapacağımı bilmiyorum,” dedim, sesim boğuklaştı, çün

