bc

NÂZE ( HANIMAĞA ) +18

book_age18+
42
TAKİP ET
1K
OKU
dark
forbidden
contract marriage
family
HE
age gap
fated
second chance
friends to lovers
arranged marriage
kickass heroine
powerful
mafia
gangster
heir/heiress
drama
tragedy
sweet
bxg
serious
kicking
genius
city
mythology
childhood crush
love at the first sight
friends with benefits
addiction
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Bu hikâye bir gece de başlamadı.O kara gün sadece yıllar önce atılmış bir kıvılcımın aleviydi.Hanzer Aşireti, bir zamanlar bu topraklarda yalnızca güçlü değil, aynı zaman da adalet dağıtan bir isimdi. Kapıları korkudan değil, saygıdan kapanırdı. Ama güç büyüdükçe, adaletin yerini kibir aldı. Kibir ise bu topraklar da her zaman kanla terbiye edilirdi.Yıllar önce yapılan bir anlaşma vardı.Toprak için.Güç için.Ve en çok da suskunluk için.Ama bazı durumlar için bu bile başkları için bir ihanetti. İhanet, bu topraklar da bir anda olmazdı.Yavaş yavaş büyürdü.Bir bakışta başlardı.Bir sözde derinleşirdi.Ve en sonunda bir gece de kan olurdu.O düğün, aslında bir kutlama değildi.Bir kapanıştı.Hanzer Aşireti ’ nin erkekleri tek bir yerde toplansın diye aylarca beklenmişti. Silahlar o gün için saklanmış, pusu o gün için kurulmuştu. Çünkü bu topraklar da bir aşireti yıkmanın tek yolu, onun erkeklerini bir arada yakalamaktı.Ve öyle de oldu.Kurşunlar sadece bedenleri delmedi.Bir soyun geleceğini de parçaladı.Ama hesap edilmemiş bir şey vardı.Her zaman olur.O gün herkes öldü sanıldı.Ama iki kişi hayatta kaldı.Biri aşiretin genç varisi diğeri ise aşiret lideriydi. Aşiretin kontrolünü ele geçirmek isteyenler ise tek bir kişi ile kendilerini sağlama almaya çalıştılar. Kimsenin hesaba katmadığı, kimsenin tehdit olarak görmediği bir çocuk.Naze.Onu öldürmediler.Çünkü bu topraklar da bazen ölüm, merhamet sayılırdı.Ona daha ağır bir kader biçtiler.Yaşamak.Ve unutmamak.Onu kaçıranlar, aslında sadece bir kızı değil, bir aşiretin son nefesini kontrol altına aldıklarını sandılar. Onu bir eve kapattılar, bir erkeğin karısı yaptılar. Susturduklarını düşündüler.Ama bilmedikleri bir şey vardı.Bazı sessizlikler, en gürültülü intikamların başlangıcıdır.Naze o evde büyümedi.Orada keskinleşti.Her bakışı, her susuşu, her nefesi bir hesap defterine yazıldı. Yıllar boyunca kimse onun ne düşündüğünü anlamadı. Çünkü o konuşmadı.Ama hatırladı.Her şeyi.Ve sonra bir gün…Bir sınır aşıldı.Bir çizgi geçildi.Naze’ye sadece kader değil, bedenine de hükmetmek istedikleri an o ev de bir şey değişti. O gece ilk kez korku yer değiştirdi.Av olan avcı oldu.Ve Naze o evden çıktığında artık bir kız değildi.Bir sondu.Sonra yavaş yavaş başladı.Sessizce.İz bırakmadan.Önce adını duydular.Sonra yaptıklarını.En sonunda da gözlerinin içine bakmaya cesaret edemediler.Çünkü o artık sadece bir kadın değildi.Bir hesaptı.Ve Mardin bilir…Bazı hesaplar geç kapanır.Ama mutlaka kapanırdı.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
GİRİŞ
Mardin ’ de taşlar konuşurdu. Ama hiçbir zaman gerçeği söylemezdi. Çünkü bu topraklar da gerçek yüksek sesle anlatılmazdı. Bu gerçekler ya kanla yazılırdı ya da sessizliğin en derin yerine gömülürdü. Bazı geceler olurdu ki şehir nefesini tutardı. Ay, sarı taşların üzerine çöker, rüzgâr dar sokaklardan geçerken bile yavaşlardı. O geceler de köpekler bile sebepsiz yere ulumazdı. Çünkü herkes bilirdi, bir şey olacaktı. Ve Mardin olacakları önceden hissederdi. O geceler de ya bir kan dökülürdü ya da bir kader yazılırdı. Bazen ise ikisi birden hakim olurdu. Hanzer Aşireti ’ nin adı, yıllar boyunca bu şehir de kapıları kilitleten, bakışları yere indiren bir isimdi. Düğünler de bile yüksek sesle söylenmez, fısıltı ile ağızdan ağıza dolaşırdı. Güçleriyle değil, dokunulmazlıklarıyla bilinirdi. Ama bu topraklar da hiçbir güç sonsuz değildi. Çünkü Mardin ’ de güç, her zaman kanla sınanırdı. Bir yol vardı… Tozlu, dar ve kaçışı olmayan bir yol. Bir düğün vardı… Davulların çaldığı, silahların havaya sıkıldığı, kimsenin ölümü beklemediği bir düğün. Ve karanlık da kurulan bir pusu vardı. Sessiz, planlı ve merhametsiz. Silahlar patladığın da zaman durdu. Çığlıklar yarım kaldı. Davullar sustu. Erkekler yere düştü. Silahlar sustuğun da geriye sadece kan, toz ve hayatta kalmak zorun da bırakılanlar kaldı. O gün Mardin ’ in en yiğitleri öldü. Ve Mardin bir daha eskisi gibi konuşmadı. Geride kalan bir kız vardı. On beş yaşındaydı. Henüz çocukluğunun ne olduğunu tam anlayamamışken, omuzlarına namus yüklendi. Utanç yüklendi. İntikam yüklendi. Adını bile kendisinin seçmediği bir kaderle baş başa bırakıldı. Onu kaçırdılar. Ağlamasına izin vermediler. Sormasına izin vermediler. Bir evliliğin içine hapsederek susturdular. Adı Naze ’ ydi. Tıpkı adı gibi nazlı, cilveli, ince davranışlı, zarif, kendini ağırdan alan, kolay açılmayan, değerini hemen göstermeyen yani tam da adı gibi kırılgan görünen ama içten içe güçlü bir kişiydi. Kimse ona ne istediğini sormadı. Çünkü bu şehir de kadınlara soru sorulmazdı. Kadınlara kader biçilirdi. Naze sustu. Ama bu bir kabulleniş değildi. Bu hayatta kalmanın sessiz yoluydu. Çünkü bazı kadınlar kırıldıkları yerden değil, yandıkları yerden sertleşirdi. Yıllar geçti. Acı, Naze ’ nin için de şekil değiştirdi. Gözyaşına dönüşmedi. Bedduaya da dönüşmedi. Taşa dönüştü. Mardin ’ de bir isim dolaşmaya başladı. Merhametle değil, korkuyla anılan bir isimdi bu. Hanım ağa dediler. Acımasız dediler. Taş kalpli dediler. Ama kimse sormadı ki bu kadını bu hale ne, kim getirdi? Hangi gün de çocukluğu öldü? Hangi sessizlikte kalbi sustu? Herkes her şeyi bildi ama bilmemezlikten geldi. Naze ise isminin anlamını yıllar sonra göstermeye başladı. Naze Hanzer kaybettiklerinin yasını tutmadı. Çünkü bu şehir de yas tutmak zayıflıktı. O da zayıf olmayı göze alamadı. Ayakta kalmayı öğrendi. Sessizce. Yavaşça geri dönüşü olmayan bir şekilde. Ve sonra… Bir düğün gecesi. Mardin ’ in en güçlü aşiretlerinden birinin olduğu kalabalık bir avlu da davullar çalarken bakışlar ilk kez bir kadının üzerin de durdu. Ne güzelliğiyle… Ne gülüşüyle… Sadece duruşuyla. Zilküfar Reşka, hayatın da ilk kez bir kadına bakarken durdu. Sahip olmak istemedi. Emretmek istemedi. Onun ile yan yana durmak istedi. Bu bir aşk değildi. Bu, iki fırtınanın aynı gökyüzüne bakmasıydı. Ve Mardin biliyordu ki bir kadınla bir adam yan yana geldiğin de bazen bir yuva kurulmazdı. Yuvadan da daha büyük bir şey olurdu. Bazen bir savaş başlardı. Ama bu savaş birbirlerine değil karşı tarafa yapılırdı. İşte o zaman orta da bir şehir de kalmazdı. Evet yeni hikayemiz yıllardır aklımı kurcalayan yazmam için bir türlü vaktim olmayan bir durum oldu ama yazmak için sabırsızlandığım bir kurgu olacak hikayemiz diğer hikayenin bitmesi ile başlayacak bilginiz olsun.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Unscentable

read
1.7M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
652.1K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.3M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
889.3K
bc

A Warrior's Second Chance

read
313.4K
bc

Not just, the Beta

read
319.7K
bc

The Broken Wolf

read
1.1M

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook