Alparslan’ın kollarından kendimi hafifçe sıyırdım. Boğazımda bir düğüm, göğsümde ise Ilgaz’ın o keskin bakışlarının bıraktığı sızı vardı. Ortamın gerilimi çatışmanın barut kokusundan daha keskin bir hal almıştı. Ilgaz bir heykel gibi donmuş, bakışları Alparslan’ın hâlâ omuzlarımda duran ellerine mıhlanmıştı. Ceylin de hemen arkasında, kaşları çatık bir şekilde bizim sarılmamızı izliyordu. Kız elinden gelse beni boğacak gibi bakıyordu. “Alparslan yüzbaşı" dedim sertçe. Kendimi kollarından anında çektim. Alparslan'la yüz yüze gelince ters bakışlarımı gördü. Ardından kafasını çevirip etrafta bize bakan herkesi kontrol etti. Bakışları Ilgaz'da çok daha fazla oyalandı tabii. Çünkü Ilgaz da Ceylin gibi sinirle bakıyordu. “N'apıyorsun Alparslan?" Ilgaz sertçe bağırdıktan sonra Alparslan’ın yü

