Karargâhtan hışımla fırladım. Ayak seslerim taş koridorda yankılanırken, ardımdan gelen o keskin ses, zihnimdeki alarmların çanlarını daha da şiddetlendirdi. “Feza Yüzbaşı!” Ilgaz’ın sesi, emir verirken kullandığı o çelik gibi, tartışmasız otoriter tondaydı. Durmadım. Adımlarımı sıklaştırdım, kalbimin ritmiyle yarışır bir hızla. Otoparka öyle koştum ki, nefesim göğsümde yanıyor, yol saniyeler içinde bitti. Cebimden Kaya'nın arabasının yedek anahtarını çıkardığım ellerim titriyordu, ama bu titreme korkudan değil, öfkenin ve aciliyetin verdiği elektrikten kaynaklanıyordu. Kapıyı açtım, kendimi sürücü koltuğuna attım. “Feza dur!” Gaza bastığımda yan kapı aniden açıldı ve Ilgaz kendini içeri attı. Dev cüssesiyle hareket halindeki araba sallandı. "Ne yapıyorsun sen?" diye gürledi nefes nef

