Defalarca kez arşınladığı hastane koridorlarının bu defa en soğuğu bekliyordu Sima'yı. Derin yırtmaçlı gelinliği, akmaya başlayan makyajı ve titreyen bedeniyle ağır ağır ilerliyordu sessiz, uzun koridorda. Bir gün bitecek miydi acaba bu gidişler? Ağlayışı, insanların ardından döktüğü yaşlar dinecek miydi? Hemen yanı başındaki arkadaşı bir an bile elini bırakmazken, teşhis için yüzü açılan ölü bedenin yanına vardılar. Henüz bir şey göremiyordu ama, birden durup elini kalbine götürerek diğer eliyle arkadaşınınkini sıktı. Bakışmaları uzayıp giderken Rümeysa'nın onayıyla yeniden adımlamaya başladı. Yüreği tekliyordu oysa, kalbi sıkışıyor, avuçları terden sırılsıklamken karıncalanıyordu. Birkaç adım daha... Ve sonra... "Ah!" diye bağırdı tırnakları hâlâ üzerinde olan gelinliğin dekoltesind

