Yarım Saat Önce... Kapıyı çalmakla çalmamak arasında kalan Miraç girişteki taş zemin üzerinde bir ileri bir geri gidip geliyordu. Ciğerlerini dolduran ıslak çimlerin toprakla karışmış kokusu yazın son tatlı tebessümüydü. Hava ise sıcak ferahlığa rağmen karışıyor, sonbaharın ilk yağmurunun habercisi olarak kol geziyordu. Bütün gün telefonları açmayan genç kadını rahat bırakma fikriyle geri dönüp gidecek oldu ki, vazgeçip durması da birkaç saniyesini almıştı. Gözlerini yumup hızlı bir fikir değişikliğine giderek ayağını yere vurduktan sonra geriye dönmüş, alıp tuttuğu nefesiyle büyük beyaz kapının tokmağını usulca kaldırıp indirmişti. Bu ev dışardan da içerden de tamamıyla Rümeysa'yı anlatıyordu. Bundan iki yıl kadar önce aile evinden uzakta, arada bir kafasını dinlemek için satın aldığı

