Melis dizlerinin üstünde öylece kalakaldı. Nefesi boğazına takılmış, sanki ciğerlerine giden yolu kapanmış gibiydi. Ellerini yumruk yaptı, ama avuçlarının içindeki çaresizlik tırnaklarından daha çok canını acıtıyordu. Başını kaldırıp odaya baktığında gözlerine hiçbir umut ışığı çarpmadı. Ne pencere vardı ne de dışarıya açılan bir boşluk. Eli istemsizce cebine gitti ama telefonunun yanında olmadığını hatırlayınca kalbi bir kez daha sızladı. Zorla arabaya bindirilirken onu almalarını hatırladı. Demek ki yardım isteme şansı bile yoktu. “Beni kimse bulamayacak…” diye düşündü bir an, ama hemen başını iki yana salladı. Bu fikrin zihnine yerleşmesine izin vermemeliydi. Bir süre duvarın dibinde öylece oturdu. Sonra titreyen ayaklarıyla ayağa kalktı. Odanın içinde yavaş adımlarla dolaştı. Beton d

