Yardım

2031 Kelimeler
Biz Ege'nin dediğine gülerken satış sorumlusu olan heart "Elinizdeki parfümün erkek versiyonu da var size onu verebilirim efendim." demiş ve raflardan aynı parfümün yeşil halini indirmişti. Ege'ye parfümü verdiğinde Ege hemen alıp kokusuna bakmıştı. Sonra Gece'ye dönüp " Bu olur mu hanımefendi?" diye sormuştu. Gece Ege'ye bakıp göz devirdikten sonra " Olur beyefendi." demişti. Satıcı parfümü Ege'ye hediye ettikten sonra ordan ayrılmışlardı. Mağazada dolanmaya devam ederken arkalarından biri onlara doğru bağırmıştı. Dönüp bağıran kişiye baktıklarında onlara doğru gelen heart Can'ın yanında durmuştu. Can merakla yanına gelen hearta bakıp " Bir sorun mu var." demişti. Heart Can'a bakıp " Şey evet siz çok yakışıklısınız bir fotoğraf çekebilir miyiz lütfen." demişti açık bir şekilde. Can heartın yaptığı itiraftan sonra uyanıp kafasını eğmişti  "T tabi olur." demişti. Heart cebinden çıkardığı makineyi yanında bulunan arkaşına vermişti. Heart bir kolunu Can'ın koluna dolayıp ona biraz daha yaklaşmıştı.  Can ona yaklaşan heart ile fotoğraf çekindikten sonra Irem arkadaşlarına bakmıştı.Herkes gizlice Can ve yanındaki hearta belli etmeden gülmeye çalışırken Gece onları öldürecekmiş gibi bakıyordu. Heart Can'ın yanından ayrılıp gittikten sonra Gece önden hızlı hızlı yürümeye başlamıştı. Can Gece'nin önden gittiğini ve sinirli olduğunu görünce hızla yanına gitmiş ve kolundan tutmuştu. Gece önce koluna bakıp sonra Can'a bakmış ve " Bırak kolumu." demişti. Can geceyi umursamadan Iremlere doğru bakıp  "Millet biz Gece ile gidiyoruz. " demişti Gece gitmek istemese de Can onu zorla götürmüştü. Bir süre sonra İrem'e fark ettirmeden Eray dışında diğerleri de dağılımıştı. Irem ortamın sessizliğini fark edip arkasını döndüğünde arkaadaşlarının olmadığını görmüştü. Yanındaki Eray'a bakıp " Diğerleri nerde?" diye sormuştu. Eray etrafına diğerlerinin gittiğini bilsede bilmiyormuş gibi yapıp bakmıştı. " Bilmiyorum bir yerlere takıldılar sanırım." demişti.  Irem etrafına bir süre daha baktıktan sonra arkaadaşlarını göremeyince " Biz devam edelim o zaman buralarda bir yerdelerdir. " demişti. Eray "Tamam." diyip İrem'in yanında yürümeye devam etmişti. Irem bir yandan yürürken bir yandan da söylenmeye başlamıştı. " Iki dakikada nereye gitmiş olabilirler ki?" demişti hala etrafa bakınırken. Eray İrem'e bakıp " Hadi şu tarafa gidelim onlar kaybolduysa bizde kaybolalım." demişti sol tarafını göstererek. Irem sol tarafa bakıp " Gidelim biraz da onlar bizi merak etsin." demiş ve Eraydan önce sol taraftaki merdivenlere doğru ilerlemişti. Merdivenleri takip edip dört katlı AVM'nin en üst katına kadar geldiklerinde Eray ısrar edip İrem'i çatıya çıkarmıştı. Çatıya çıktıklarında İrem gün bakımına odaklanıp Eray'ı unutmuştu. Güneş tam batmak üzereyken Eray İrem'in omzuna dokunmuştu. Irem gözlerini gün batımından çekip tedirgin bir şekilde kendisine bakan kişiye bakmıştı. Eray cebinden çıkardığı kağıda bakmış ve buluşturarak tekrar cebine koymuş ve direk İrem'e bakarak " Seni seviyorum." demişti.  Irem bir şey demeden öylece kalmış ve sonradan " Ne." diyebilmişti sadece. Ardından Eray konuşmayınca tekrar konuşup " Eray b ben." demiş ve tekrar susmuştu. Eray hızla İrem'in bir elini kendi ellerinin arasına alıp tutmuştu sonra İrem'in gözlerine bakarak " İrem ben sana gel mükemmel bir çift olalım herkes bizi kıskansın demiyorum ki gel kötü de olsa mutlu bir çift olalım ben sana gel beraber mükemmel pastalar börekler yapalım demiyorum ki mahvedelim her yeri ama yine de beraber yiyelim o yemeği. Sonra harika bir hayatımız olsun demiyorum ki kavga edelim ayrılalım ayrılıklar değil midir aşkı kuvvetlendiren. Bazen kitap okuyalım kültürlü bir çift olalım demiyorum ki gel zevkimize göre okuyalım sadece beraber okuyalım. Sonra ben sana korku flimi izleyelim korkup bana sarıl romantik olur demiyorum gel komedi filmi izleyelim kahkahalarda boğulalım duygusal flim izleyelim birlikte ağlayalım diyorum. Sonra ben sana romantik bir akşam yemeği yiyelim demiyorum ki gel söyleyelim bir çiğköfte yiyelim beraber. Sonra romantik bir müzikte dans edelim demiyorum açalım bir şarkı kopalım birlikte.Sonra ben sana sinemaya gidelim gezelim beraber demiyorum ki giy formaları gidelim maça sesimiz kısılana kadar bağıralım. Ben sana kışın karda güzel fotoğraflar çekelim kıskandıralım insanları demiyorum al şu kar topunu fırlatalım milletin kafasına. Sonra ben gel mükemmel bir çift olalım, kusursuz olalım harika bir kadın ol demiyorum ki diyorum ki sana gel benimle yaşa kimsen o ol değiştirme kendini doğal olalım ne istiyorsak onu yapalım gel diyorum bak gel beraber olalım boş verelim insanları keyfimize bakalım mutlu olalım diyorum. Çok mu şey istiyorum?" demişti  yazdığı şiiri bir kenara bırakıp o an aklından geçen şeyleri söyleyerek. İrem şaşkın ve sulu gözleri ile Eray'a bakıp "Ben ben ne diyeceğimi bilemiyorum." demişti zorla bulduğu sesinin titremesine engel olamayıp Eray tekrar konuşmaya başlayıp "Sadece benimle sevgili olup olamayacağını söylesen. " demişti. Irem kafasını yere eğip kalbinden gelen çarpıntıyı dinlemeye başlamıştı. Sonra gözleri Eray'ın avucunda duran eline kaymıştı. Gözlerini birbirine sıkıca kapatıp "Tamam kabul ediyorum." demişti. Eray üzgün bir şekilde kafasını eğip " Tamam kabul etmemeni anlıyorum ama." demişti İrem Eray'a bakıp tekrar "Eray kabul ettim." demişti. Eray kafasını kaldırıp İrem'e bakmış ve tekrar konuşmaya başlamıştı. " En azından arkadaş... Bir dakika ne dedin?" demiş ve İrem'in dediği şeyi yeni yeni idrak etmeye başlamıştı. Irem Eray'a gülüp "Kabul ediyorum dedim." demişti yüzündeki gülümsemeyi çoğaltarak. Eray hala duyduklarına inanamayıp bir süre daha İrem'e bakmış ve ardından hızla İrem'e sarılmıştı.  Irem zaten hızlı atan kalbine engel olamazken simdi daha hızlı atmasına neden olmuştu.  Sarılmaları bittikten sonra çatının üzerinde arkadaşlarının hazırladığı süslü hamağa oturmuşlardı. Gün tamamen battıktan sonra bulundukları çatının kapısı kırılır gibi açılmıştı. Can ve Ege koşarak yanlarına gelip nefes nefese konuşmaya başlamışlardı. "Ex exo planet. " demişti Can nefesi yettiği kadar onun tamamlayamadıgı yeri Ege " Savaş var exo planet bu gezegen savaş açmış." diyerek tamamlamıştı.  Can nefesini düzledikten sonra "Zamanımız yok koruyucu heartın dediğine göre sabah saat altı sularına burda olacaklar. Ve bu gezegen exo planete göre çok güçsüz." demişt. Ege Can'a katılıp "Aksi gibi diğer gezeglere yardım çağırısı gönderemiyoruz." demişti. Irem oturduğu yerden kalkıp kaşlarını çatmış ve "Peki nasıl öğrendiniz savaş başlayacağını." diye sormuştu Can İrem'in sorusuna "Bilmiyoruz o gezegenden bir mesaj geldi kimin gönderdiği bilinmiyor. Önce gerçek değildir dedik ama sonra exo planet gezegeninden fotoğraflar geldi yine aynı kişi göndermiş. Çok kalabalıklar bu gezegenin savaşçıları onlarla baş edemezler." diyerek cevap vermişti. Eray İrem'e baktığı sıra Irem de Eray'a bakmıştı birbirlerinden güç almak ister gibi ardından ikisi de aynı anda kafalarını aşağı yukarı sallayıp çatının çıkışına doğru koşmuşlardı. Onlara AVM'nin kapısında bekleyen heartlar eşlik edip kendi gezegenlerindeki merkeze benzeyen yere geldiklerinde herkes panik içinde hazırlanıyordu. Irem ve Eraygil hazırlık yapan kişileri geçip arkadaşlarının yanına gitmişlerdi. Gece koşarak onların yanına gelmiş ve "Sonunda geldiniz." demişti. Irem direk " Ne durumdayız?" diye sormuştu. Cansu " Çocuklar ve yaşlılar koruma alanlarına götürüldü. Güçleri olan toplam 30.000 kişi var. Onlarda 45.000 diye duydum. Çok güçsüzler kazanamazlar." demişti durumu özetleyerek. Eray Cansudan sonra "Bizde katılalım hem Irem de koruyucu daha güçlü oluruz." demişti. Can da Eray'a katılıp "Bence de katılalım. Yanlarında olmalıyız." demişti diğerleri de onayladıktan sonra Irem de son olarak "Savaşa katılacağız. Bize çok iyi davrandılar yardım etmeliyiz. Onları tek bırakamayız." demişti.  "Katılmayacaksınız bu savaşta size zarar gelmesini istemiyorum." arkalarından gelen sese baktıklarında koruyucunun orda olduğunu görmüşlerdi. Eray onu ikna etmek ister gibi bir adım yaklaşıp  "Bakın size yardım etmek istiyoruz." demişti konuşmaya devam edeceği sırada koruyucu tekrar konuşup "Bunun farkındayım ama size misafirsiniz ve size zarar gelmemeli. Bu bizim kuralımız misafirler korunmalıdır." demişti kendi gezegenindeki kuralı öne sürerek. Irem ipleri eline alıp "Sizi anlıyorum ama diğer gezegenlere çağrı yollayamıyorsunuz. Savaşacak kişi sayınız az ve üzgünüm ama kaybetme ihtimaliniz çok yüksek. Bakın sizde koruyucusunuz ve şuan gezegeni korumanız önceliğiniz olmalı." demişti koruyucunun gözlerine bakarak. Aşk gezegeninin koruyucusu çıkmaza girdiğini hissetmeye başlamışken başka seçeneğinin olmadığını anlayıp "Lanet olsun tamam katılın ama size zarar gelmemeli yoksa dünya ile olan barışımız zedelenir." demişti ısrarlara ve gezegeni için en küçük yardıma muhtaç bir şekilde. Ege "Bunun olmasına izin vermeyeceğiz merak etmeyin." demişti ona güven vermek istercesine. Ardından savaşa daha güçlü çıkmak için odalara çekilip az da olsa uykularını toplamaya çalışmışlardı. Ertesi gün sabahın saat beşinde uyanmışlardı. Herkes hazırlandığında Irem de esnek siyah bir pantolon ve koyu yeşil renkte tişört gitmişti. Saçlarını savaş sırasında zorluk çıkarmasın diye at kuyruğu olarak bağlamıştı. Dışarı çıktıklarında savaşın yapılabileceği en olası olan yere gitmişlerdi. Gökyüzüne baktıklarında sayısız bir çok uzay gemisi görünmeye başlamıştı. En önce kocaman bir tane uzay gemisinin önderlik ettiği bir çok geminin kendilerine doğru geldiğini görmüşlerdi. Uzay gemileri yere yaklaştıklarında en büyük olan uzay gemisinden dört kişi inmişti. En önde Exo planat'in koruycusu durmuştu. Yanında ise Etraynum durmuştu. Diğer tarafta ise en önde İrem ve aşk gezegeninin koruycusu durmuştu.  Aşk gezegeninin koruyucusu kibar ama iğneleyici bir şekilde "Hoş geldiniz ama bu supriz savaşınızı neye borçluyuz acaba bize söyler misiniz?" diye sormuştu gülümserken. Exo gezegeninin ana koruyucusu Cris öne çıkıp "Söyle ki Lucas bir baktım da bu gezegen bizimle başa çıkamaz e bende ne bekliyorum gidip ele geçireyim dedim. Nova planet gibi sizi de fethetmek istedim." demiş ardından gülmüştü.  Lucas yanı aşk gezegeninin koruycusu  "Nova planet ile barış içindesiniz sanıyordum. Hatta fazla yakındınız." diye sormuştu. Cris tıslayarak gülmüş ve  "Hatırlatmak isterim sizinle de barış içindeyiz." demiş ardından Irem'e bakarak "Ve sen Irem olmalısın anneannesini arayan meşhur koruyucu. Ne yaptın bulabildin mi?" demişti dalga geçer gibi. Irem bir adım öne atarak "Evet benim. Sizde büyük kurulda bana izin vermeyen Exo planetin büyük koruyucusu Cris olmalısınız." demişti onu tanıdığını belirtmek istercesine. Cris önce dudak buzup sonra "Aynen ve şuan orda durduğunuza göre sizde savaşa katılacaksınız sanıyorum. Ama merak etmeyin bunun için sizin gezegeninize düşman olmayacağız." demişti. Irem küçük bir gülmeden sonra "Az önce siz de dediniz aşk gezeni ile de düşman değilsiniz ama şuan savaş yapmak için bekliyorsunuz. Yani bizimle düşman olmasanız da bir gün gelip savaş açmayacağınız ne malum." demişti Crisi kendi söylediği sözle vurarak.  Cris önce gülüp sonra "Zeki kız anneannen de çok zekiydi her şeyi ince düşünürdü. Olaylara bir çok açıdan bakmadan bir işe başlamazdı. Ayrıca çok inatçı birisiydi." demişti. Lucas duyduğu şey ile "Cris bildiğim kadarıyla Athena sizin gezegeninize hiç gitmedi onun ince düşünür biri olduğunu ve inatçı olduğunu nerden biliyorsun." diye yakaladığı küçük ayrıntıyı direk sormuştu. Cris önce tökezlese de sonradan toplayıp "E bu çok saçma bir soru Athena ilklerden olduğu için herkes onu tanır. Bütün gezegenlerde bilinen birisi." demişti düştüğü durumdan kendini kurtarmak istercesine. Lucas Cris'in dediği şeye karşı çıkarak "Athena sadece iyi tanıdığı kişilere gerçek yüzünü gösterir. Onu tanımayan biri umursamaz taş kalpli biri sanar. Otoritesini bozmamak için yani demem o ki ilklerden olsa bile onun inatçılığını sadece dost olarak gördüğü kişilere yapar." demişti. Irem ikisinin arasında geçen konuşmadan tedirgin olurken Cris söze girip "Ahh tamam yakalandım. Aslında biz Athena ile iyi anlaşırdık." demişti.  Irem Cris'i büyük kurulda ilk kez görmüştü ve o zamandan beri ona bir türlü ısınamamıştı. Irem Cris'in yanında duran Etraynum'a baktığında birden zihninin içinde onun sesini duymaya başlamıştı. " Irem eğer beni duyuyor isen saçınla oyna bana bir işaret ver savaşla ilgili lütfen acele et." Irem zihnindeki ses ile önce kaşlarını çatmış ardından gözlerini Etraynumdan ayırmadan önüne gelen saçını arkaya atmıştı. Etraynum derin bir nefes verdikten sonra " Size mesajı ben gönderdim. Şimdi beni iyi dinle hile yapacaklar size iğne batırmalarına izin vermeyin. İğnenin içinde sizi bayıltacak ilaç var dikkatli olun." demişti. Irem duydukları karşısında şaşkına dönmüştü. Zihninin içinde Etraynum konuşmaya devam etmişti " Diğerlerinin zihnine de girip hepsine aynısını söyliycem bana inanlazlar onlara işaret gönder. Irem doğruyu söylüyorum bana inanman gerek." demişti. Irem tamam anlamında kafa sallayıp Etraynum'un diğerlerine söylemesini beklemişti. Kısa bir süreliğine arkasına baktığında bir çoğunun şaşkınca kendisine baktıklarını görmüştü. Tekrar önüne dönüp bir elini arkasına alarak baş parmağını yukarı tutmuş ve onaylamıştı.  Irem zihninde tekrar başkasının sesinin duyduğunda gelen sese odaklanmıştı. "Efendim bizim taraftaki herkese konuşmanız için zihinlerinizi birleştirdim ama fazla tutamam çabuk olun lütfen." Irem duyduğu şeyden sonra test etmek için "Beni duyuyor musunuz?" diye geçirmişti içinden. Ilk ses Eraydan " Evet Irem sorun ne Etraynum'un dediği doğru mu?" diy gelince Irem duyduklarını anlamıştı. Irem " Şuanlık Etraynum'a  güvenmekten başka şansınız yok savaş olacağının bilgisini de bize o vermiş. Küçük de olsa bize yardım edecek her ihtimali göz önünde bulundurmalıyız." demişti. Lucas da Irem'in dediklerini duyup "Anlaşıldı. Ve dikkat edin kendinize." demişti. Irem Lucas'a baş selamı verdikten sonra önüne dönmüştü. Lucas ara sıra Cris ile konuşup ara sıra bize odaklanarak iletişim kurmuştu.  Cris sıkıldığını belli ederek "Çok konuştuk bence artık savaşalım ve bu gezegende benim olsun. Daha diğer gezegenlere de bakmam gerek. Bilirsin Lucas güçlü olmayı severim." demişti elinde bir Ateş topu tutmaya başlayarak. Lucas da eline yeşil çiçek ve dallarla bezenmiş kum dolu bir küre tutmaya başlamıştı. Ardından "Dürüst ve adaletli bir savaş olsun sayımız az olsada." demişti. Cris kimsenin duyamayacağı bir şekilde " Kesinlikle adaletli bir savaş olacak. " demiş ve elindeki ateş topunu onlara doğru fırlatmıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE