Irem odanın ortasına geldiğinde Gece Irem'in arkasına geçip konuşmasına başlamıştı.
" Kendini serbest bırak seslere odaklan benim sesim dışındaki seslere odaklan. Bir yılanın iç güdülerine sahip olduğunu hisset. Gözlerini kapat nefes alışını kontrol et yılanları düşün avını yakalamaya çalışan veya yuvasına doğru sürünen bir yılan. Pulların olduğunu dilinin çatal şeklinde olduğunu düşün. Nasıl hissediyorsun?"
Irem düşüncelerini toplayıp gözlerini açmadan konuşmaya başlamıştı. " Tuhaf organlarım yer değişiyormuş gibi hissediyorum. Ve bu huylandırıyor. Gözlerim kaşınıyor. Gözlerimi açabilir miyim?" diye kendini açıklamıştı. Eray oturduğu yerden kalkıp Ireme yaklaşmıştı. Gece Ireme gözlerini açabilirsin dedikten sonra o da Iremin önüne doğru geçmişti.
Irem yavaşca gözlerini açtığında Eray bir iki adım gerileyip yerdeki eşyalara takılıp düşmüştü. Gece gülümseyip eşyaların arasından aynayı alıp koşarak Iremin önüne getirmiştim. " Bak kendine bak." Irem aynaya baktığında farklı gördüğünü fark etmişti. Farklı görüyordu. Daha farklı tonlar.
" Farklı görünüyor etrafı tam seçemiyorum. Mor tonları var." demiş ve etrafını incelemeye başlamıştı. Gece elinde ki aynayı bırakıp Eraya bakmıştı. "Bak başardı. Artık yılan görüşüne sahip. Gözlerine baksana harika görünüyor. " Irem ellerini önüne siper ederek Eraygilin yanına gitmeye çalışmıştı. Yanlarına gittiğinde başı dönmeye başlamıştı. " Başım dönüyor." demişti Eray'ın kolunu tutarak.
Eray Iremi tutup kanapeye oturtmuştu. Gece olduğu yerden Irem'in yanına gelip oturmuştu. " Bu normal ilk denemen ve alışık değilsin. Gözlerin çok güzel görünüyor." demişti. Irem Geceye bakıp " Nasıl görünüyor ki?" diye sormuştu.
" Böyle yeşil renkte koyu ve açık yeşiller var ama birleşmemiş yani karışmamış birbirine dünyadaki maviler ve yeşiller gibi. Ortasındaki göz bebeğin çizgi şekilde. Cidden çok güzel." demişti Eray hayranlığını belirterek.
Irem gözlerini sıkıca yummuş ve elleri ile ovalamaya başlamıştı. " Gözlerim kaşınıyor. " demişti olduğu yere çöküp. Gece ve Eray da Irem gibi yere çöküp oturmuşlardı.
Gece eliniIremin dizine koyup konuşmaya başlamıştı. " Bu da normal ben ilk dönüştüğümde bir daha noramle dönemiycem diye ağlamıştım." demişti. Eray Gece'nin dediginden sonra kahkaha atmaya başlamıştı.
" Evet evet onu bende hatırlıyorum. Resmen aralıksız 7 saat ağlamıştı. Ege ile bende bir sürü fotoğrafını çektik gösteririm sana bir ara." demişti. Gece boştaki eli ile Eray'a vurup sitem etmişti.
" Sanki siz çok farkıydınız. Kendi oluşturduğu suda boğulup 2 gün hastanede baygın yatan da bendim zaten. Sonra ateş elementi kullanıyım derken merkez kütüphanesini de ben yaktım." Eray Gece'nin dediklerinden sonra daha çok gülmüştü. Ireme dönüp konuşmaya devam etmişti.
" Irem hiç unutmam bu varya ilk yılan olduğu zaman kendinden korkuyordu. Hatta evdeki bütün aynaları ve ayna görevi gören şeylerin üstünü kapatmıştı. Ege de öyleydi su elementini öğrendikten sonra kendini Poseidon sanmıştı. Benimde onlardan aşağı kalan yanım yok ama." Irem Eray'ın sözünü kesip " Sen ne yaptın ki?" diye sormuştu.
Gece Eray'ı durdurup kendi konuşmaya başlamıştı. " Ben anlatıcam sakın konuşma. Hangisini anlatsam. Dur buldum. Simdi bizim güçleri ilk öğrendiğimiz hafta işte hepimiz havalanıyoruz. Sonra bunu kutlamak için piknik yapalım dedik. Ormanlık bir alanda kurduk eşyaları. Can ile Cansu yu tanıyor musun?"
Irem Gece'nin sorduğu soruya başı ile onaylamıştı. Onları unutması imkansızdı. Gece ellerini çırpıp devam etmişti. " Heh işte onlar Ege Eray ben gittik pikniğe. Eray çakmakları felan bilerek evde bırakmış. Mangal ateşini kendi yakacak güya. Bizde tamam dedik hazırladık etleri koyduk mangalın üstüne. Tam yarım saat konsantre oluyorum diye ayakta uyuttu bizi. Nasıl yapıldığını unutmuş sonra işte hatırladı mangala doğru fırlattı bir ateş. Biz tabi seviniyoruz ama beyefendi attığı ateşin ısısını ayarlayamamış. Bir iki dakika geçti bir baktık bütün etler simsiyah bir şey yiyemeden geri dönmüştük." diye anlatmıştı.
Irem onların yaptıklarına gülerken gözleri çoktan eski haline gelmişti. Yılan dönüşümü yaparken yorulmamıştı ama sadece gözlerini değiştirmesi bile vücudundan çok fazla enerji kaybına sebep olmuştu.
Eray oturduğu yerden kalkıp odadaki su şişelerinden birini alıp tekrar yanlarına gitmişti. " Bugün yeterli bence biliyorsun yorulmaman gerek. Hem ilk günden gayet iyiydin." demişti. Gece yerdem kalkıp üstünü çarptıktan sonra Ireme de kalkmasında yardımcı olmuşlardı.
" Eray haklı zaten bir hafta bendesin yavaş yavaş öğrenebilirsin mantığını kavradıktan sonra diğer güçler de sana kolay gelecek." demişti Gece.
Eray Irem'in okul çantasını aldıktan sonra ikisi beraber odadan çıkmışlardı. Merkezden tamamen çıktıklarında Eray Irem'in çantasını arabaya koyup ona doğru bakmıştı. " Bir yerlere gitmek ister misin yoksa direk eve mi bırakayım?" demişti. Irem telefonundan saate bakıp ailesinin gelmesine hala zaman olduğunu görünce tekrar Eray'a dönmüştü.
" Hala üç dört saatim var. Evde tek kalmak istemiyorum doğrusu." Eray Irem'in geçmesi için arabanın kapısını açıp beklemişti. Irem arabaya bindikten sonra kendi yerine geçip nereye gidecekerini bilmeden sürmeye başlamıştı.
" Tamam şimdi nereye gitmek istersin?" diye sormuştu kafasını hafifçe Irem'e doğru çevirerek. Irem biraz düşünüp aklına bir şey gelmeyince sadece " Parka gidelim mi?" diyebilmişti. Eray kafa sallayıp arabayı bildiği güzel bir parka doğru sürmüştü.
Yolun üzerinde olan markete girip bir şeyler aldıktan sonra parka gidip çimenlere oturmuşlardı.
Eray aldığı içecekleri açıp birini Ireme vermişti. Irem içeceği aldıktan sonra çimenlerin arasına devrilmeyecek bir şekilde koymuştu. Düzlük bir alanda olmalarına rağmen gün batımı hafifçe görünüyordu.
" Yakışıyorlar." Irem Eray'a doğru baktığında Eray'ın başka yöne baktığını görmüştü. İzlediği yeri takip edip baktığında iki sevgilinin birbirine sarıldıklarını görmüştü. Kızın oturduğu yerde internette her zaman gördüğü çikolata dan yapılma içi farklı çikolata ile dolu olan hediye paketini görmüştü.
" O kız onların hepsini nasıl yiyecek acaba?" Eray Irem'e dönüp sorduğunda Irem hafifçe gülmüştü " O kadar zor değil ben iki güne bitirirdim." demişti.
Eray da buna güldükten sonra tekrar soru sormuştu." Böyle bir hediye ister miydin?"
Irem biraz düşündükten sonra gözlerini onlardan çekip Eraya bakmış ve konuşmaya başlamıştı.
" Hayır istemezdim. Çünkü bu bana romantik gelmiyor. Evet çocuk düşünmüş ve hazırlamış ama iki kişi ceplerinde buldukları iki üç kuruş ile bir simiti beraber yemeleri bana daha çok romantik gelmiştir hep. O bir simidi beraber alıp yine beraber yiyebilen insanlar bana göre birçok engeli çoktan aşmışlardır. Küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenip zorlukları beraber sırtlamayı öğrenmişlerdir."
Eray kaşlarını kaldırıp Irem den gözlerini çekip hala sarılmakta olan sevgililere bakmıştı. " Ben hiç böyle düşünmemiştim. Senin dediğin hediyeye bile girmiyor üstelik kızların bu kadar küçük bir şey ile mutlu olabileceğini sanmıyorum en azından bir çoğu öyle." demişti Eray aldıkları şeylerden ağzına atarken.
" Aslında küçük şeylerden mutlu olabiliyor insanlar. Ama ailesinden sevgi görmeyen ve dışlandığını düşünen kişiler kendini önemli hissettirecek kişilere bağlanırlar. Bu kızlar için de erkekler için de aynıdır. Bu aldığı hediye o kız için çok değerli. Kızın vücut yapısına bak orantısız kilo vermiş hastalığı olmadığına eminim. Büyük bir ihtimal bu çocuğu tanımadan önce sürekli depresyona girdiği için yemek düzeni yoktu." demişti kıza biraz daha bakarak.
" Kolundaki yara izine bak kendi yapmış olmalı bıçak ile yapılmış ve yaklaşık 1 yada 2 santim derinliğinde. Bir kaç yıl önce yapmış sanırım. Çocuk sürekli yara izinden tutuyor fark ettin mi? Bence o yara izi onları bir araya getirdi. O yara izi kızın hassas noktası çocuğun ise dönüm noktası. "
Eray sesizce Iremi dinledikten sonra onlara tekrar bakmıştı. Kızın bileğinin üst kısmında gerçekten yara izi vardı ve çocuk alışkanlık haline getirmiş gibi sürekli orayı tutuyordu. Sarılmaları bittikten sonra onlar da çimenlere oturup konuşmaya başlamışlardı.
" Bunu nasıl yaptın?" demişti Eray hala onlara bakarak. Irem elindeki yarısını ne ara yediğini fark etmediği çikolatanın kalanını ağzına atmadan önce " Neyi?" diye sormuştu.
" Az önce nerdeyse onları tanıyormuş gibi konuştun. Ve o yara izi sivil polis felan mısın? Hem ailesi ile arasının iyi olmadığını nerden anladın ki?" demişti.
Irem kafasını hafifçe sallayıp konuşmaya başlamıştı. " Çünkü ne kadar büyük bir hadiye olsa da hıçkırarak ağlaması başka bir şeyin açıklaması olamaz ya daha önceki sevgilisi içindir yada ailesi ama çocuğa sıkıca sarıldığını göz önünde tutarsak tek bir şık kalıyor." demişti
" Peki yara izi?" diye sormuştu Eray Ireme bakarak. Irem küçük bir kahkaha atıp Eraya bakmıştı. " Eskiden polis olmak isterdim. Bu tip işlere bakanlardan. Bu yüzden baya araştırma yaptım. Hangi silah hangi menzilden ne kadar hasar verir hepsine bakmıştım."
Eray kahkaya attıktan sonra yerden kalkmıştı. " Manyaksın sen gidelim seni eve bırakmam gerek dinlenmelisin daha fazla durup seni yormak istemiyorum." demişti. Irem yerdeki bütün çöpleri ceplerine sıkıştırıp yenilebilir olanları poşete koymuştu.
Eray olduğu yerden Iremin ne yaptığını çözmeye çalışırken Irem Eraya bakıp açıklama yapma ihtiyacı duymuştu. "Etrafta çöp kutusu göremedim. Bunları burda bırakamam. Eve gidince atarım." demişti hala yerdeki çöpleri eline almaya çalışırken.
Eray Ireme kısa bir süre bakıp ona yardım etmeye başlamıştı. " Bunların hepsini biz mi yedik cidden? " demişti Irem eline aldığı şeyler bir bir yere düşerken. Eray Iremden önce yerdekileri alıp küçük bir kıkırtı sunmuştu etrafa. " Alzheimer felan mısın? Hem konuşup hem üç beş parça şey attın ağzına." demişti.
Irem gözlerini kocaman açıp ellerindeki çöplere bakmıştı. " Bunların hepsini ben yemiş olamam. Ya ben neden hatırlamıyorum." Irem panik yaparak konuşmaya başladığında Eray elindekileri diğer eline alıp Irem'in koluna girmişti.
" Hadi seni eve bırakayım çok yoruldun sen bugün." demişti.
Eve geldiklerinde Irem içeri girmişti. Eray gittikten sonra üzerini değiştirip kısa bir duş almıştı. Odasında bulunan küçük kitaplıktan bir kitap alıp yatağına oturmuştu. Kitabı okumaya başlamıştı.
Bugün sadece gözlerini değişebilmişti. Kendisi de görmek istemişti ama etrafı zaten değişik gördüğü için gözlerini görme fırsatı olmamıştı.
"Acaba nasıl görünüyordu." diye geçirmişti içinden.
Odasında bulunan dolabın aynasına doğru yürüdü aynaya yaklaşıp gözlerine bakmaya başlamıştı. "Tek başıma denesem yapabilir miyim." diye düşünmüştü.
Gözlerini kapattı ve Gece'nin ona dediği şeyleri düşünmeye başlamıştı. Seslere odaklandı ilk kez yaptığı gibi konsantre olmaya çalışmıştı. Gözleri karıncalanmaya başlayınca kendini tutamamıştı. Elleri ile gözlerini ovuşturmuştu.
Aynaya bakmadan yatağına geri döndü ve kendini yatağın üzerine bırakmıştı. " Daha altı günüm var daha çok denerim." diye geçirmişti içinden.
Zil sesini duyduğunda yerinden kalkıp kapıya bakmaya gitmişti. Kapıyı açtığında önce annesi sonra babası içeri girmişti. Annesi üzerindeki kabanı askılığa asarken " Lenslerin güzelmiş." diyip mutfağa doğru gitmişti.
Irem anlamamış bir şekilde "Ne?" diye bir karşılık vermişti. Annesi mutfaktan aldığı bir bardak su ile tekrar Irem'in yanına gelmişti. Eli ile Irem'in gözlerini işaret edip " Lens değil mi? Küçükken böyle şeylere çok meraklıydın."
Irem "Olabilir mi?" diye düşünüp annesine ayak uydurmaya karar vermişti. " Şey evet eve gelirken bir gözlükçü gördüm lens de satılıyormuş. Bende gidip aldım kızdın mı?"
Annesi kafasını hayır anlamında sallayıp " Hayır ama bir daha ki ne bana haber ver belki bende alırım. Baban bu sıralar renkli gözlü kızlara bakmaya başladı." Irem annesinin dediğine güldükten sonra " Odama gidiyorum." diyip ordan ayrılmıştı.
Odasında girdiğinde kapıyı kapatıp aynanın önüne hızla gitmişti. Gözleri gerçekten değişmişti ama neden bakış açısı normal kalmıştı. Onun da yılanlar gibi çevreyi mor tonlarında görmesi gerekmez miydi.
"Annem lens olduğunu düşündü." Irem sırasına oturmuş Eray ve Egeye dün yaşadığı şeyi anlatmıştı. Ege kafasını sallayıp " Şimdi yılan gözün oldu ama görüş açın normaldi öyle mi?" Irem Ege'nin dediğine karşı kafasını evet anlamında sallamıştı.
Eray Ege'yi dinledikten sonra Irem'e dönüp "Tenefüste Gece'nin yanına gidip soralım çıkışta zaten merkeze gidicez orda bir de Ustaya sorarız." demişti. Ege Irem'e bakarak " Bir daha yapsana." demişti. Irem anlamamış bir şekilde Ege bakmıştı.
" Bir daha yap gözlerini yine değiştirebilir misin?" demişti. Irem cevap vermeyip direk denemeyi seçmiş ve gözlerini kapatmıştı. Gözlerini açtığında olduğundan emin değildi. Ama Ege ve Eray'ın tepkilerine bakılırsa olmuştu.
"Tamam şimdi hoca gelmeden ve birisi görmeden eski haline dön." Eray biraz panikleyip Iremi uyarmıştı. Irem gözlerini tekrar kapatıp eski haline getirmişti. Ege ellerini birine kenetleyip "Hızlı öğreniyorsun." demişti.
Zil çaldığında Eray yerinden kalkıp "Tenefüste Gece'nin sınıfına gelin orda buluşalım." demiş ve sınıftan ayrılmıştı. "Çocuğun arkasından bu kadar bakamana gerek yok kırk dakika sonra tekrar göreceksin." Irem Egeye bakıp ne dediğini anlamaya çalışmıştı.
Ege Irem'in anlamadığını fark ettiğinde kendi sırasına geçmek için yerinden kalkıp " Yakında anlarsın." demiş ve yerine geçmişti.
"Belki koruyucunun yapabildiği bir şeydir." demişti Ege. Tenefüs zili çaldığında hepsi bir Gece'nin sınıfında toplanmışlardı. Dışarı çıkıp banklardan birine oturduklarında Gece Ege'nin dediğine " Olabilir. " diyerek cevap vermişti.
" Ama yine de Ustaya sormamız gerek. Ben daha önce bir koruyucuya ders vermedim yada yakından iletişime geçmedim. Irem ilkti belki benim yaptığım bir şey yüzünden olmuştur." Eray kafasını sallayıp onaylamıştı.
"O zaman çıkışta Ustaya sorarız sorun yoksa devam edersin yada ona göre bir rota belirleriz." demişti. Irem tedirgin bir şekilde onayladıktan sonra etrafa bakmaya başlamıştı. " Tekrar denesene." demişti Ege. Diğerleri ona baktığında açıklama yapma gereği duyarak " Gözlerini diyorum tekrar değiştir. Yeşil sana yakışıyor."
Irem kafasını sallayıp gözlerini kapatmıştı. Biraz durduktan sonra gözlerini açtığında onlara bakmaya başlamıştı. Gece Irem'in gözlerine dikkatlice bakıp " Merkezdekinin aynısı. O zaman da normal görüyor muydun?" demişti.