Sanki kulağının dibinde biri çığlık atıyordu ama bu çığlığın arasında bir ses duydu ama her ikisini de aldırış etmedi. O sıra yapmakta olduğu işe devam etti. Sanki o sesi duymamış gibi davrandı. O sıra telefon çalar ve elindekiler yere düşer. Telefonun melodisi bir başka çalıyordu. Telefona bakar ve numara gizli olduğu için arayanın ismi gözükmez. Telefonu açar “Alo!”, ses gelmez. Telefonu kapatır. Düşenleri toplar ve mükemmel bir film gecesi için her şey hazırdı.
Ortamı hazırlar ve arkadaşının önerdiği filmi izler. Filmin ortasına doğru uyur. Telefonun çalması ile uyanır ve telefona bakar ve gene o aramaktadır. Açar ve bu defa sert bir ses tonu ile “Alo! Kimsiniz!” Karşıdaki yankılanan bir sesle “Bahçeye bak.” Der ve kapatır. Meral kalkar ve bahçe kapısına doğru ilerler ve perdeyi aralayıp bakar ve o an bir şey görmez ve salona geçip oturur. Aradan fazla zaman geçmez ve cama tıklatma sesi duyar. Kalkar eline bir cisim alır ve sesin geldiği yöne doğru ilerler. Perdenin arasından biri bakmakta idi ve geri geri gidip telefonla polisi aramaya çalıştı ama telefon orada yoktu.
O evin içinde ve telefonunu almıştı. Hareketlerine dikkat ederek arkasına döndü ve koşturmaya başladı. Evde nereye kaçacaktı ki. Kaçabileceği en uzak yere kadar kaçtı. Köşeye sıkışmıştı. O yanına geldi ve cebinden çıkardığı bıçakla saldırdı. O sıra Meral oradan sıyrıldı ama o, onun kolundan tuttu ve acı son öldü.
O telefonu açıp konuşması onun sonunu getirdi. Açmasaydı ölmezdi belki, belki de ölüm onu başka yoldan çağıracaktı.