Bölüm 11 Boris, köşedeki kafeye doğru yürürken Elena, adımlarını yavaşlattı. Göl kıyısındaki kalabalık, birkaç adım sonra geride kaldı. Eski binanın önüne geldiğinde, taş duvarların arasındaki çatlaklardan ince otlar sarkıyordu. Kapı, hafifçe aralıktı; içeriden gelen serin hava, gölün nemli kokusuna karışmıştı. Eşiğin hemen içinde, loş bir koridor uzanıyordu. Zemindeki tahtalar, üzerine basmadan bile gıcırdayacakmış gibi duruyordu. Duvarlarda solmuş afişler, yarısı okunmaz olmuş kelimeler… Bir tanesinde, gölün eski bir haritası vardı. Haritanın kenarına, kurumuş mürekkep lekesiyle çizilmiş küçük bir işaret dikkatini çekti. O an, üst kattaki bir odadan hafif bir tıkırtı geldi. Rüzgâr mıydı, yoksa biri mi vardı? Elena, kapının ardındaki gölgeye bakarken, Colvin’in sesi zihninde yankılandı

