6. Bölüm

1783 Kelimeler
İki gün içinde gerçekten de babamla vakit geçirdiğim , büyüdüğüm bu mahalleden taşınıyorduk . Ravza ' nın babası sağolsun evi tutmuş , üstüne üstün temizletmişti biz yorulmayalım diye . Emir amca 'yı gördüğünde ellerinden öpeceğimi aklıma not ettim . " ANNNEEE !" diye bağırmaya başladım salondan çıkan son eşyalarla . Hiç bir yerde yoktu resmen . Boş evde nereye gitmiş olabilir ki ? Evin her yerine baktım ama tek arka taraftaki boş olan sadece babama ait olan eşyaların olduğu kalmıştı . Adım adım yaklaştığımda odadan gelen ağlama sesleriyle , ayaklarım beni kendiliğinden o odaya doğru götürmeye başladı. Kapının hafif aralık kısmından dizlerinin üzerine çökmüş , kucağındaki resme sarılarak ağlayan annemi gördüm . Dayanamadığım gibi hızlı kapıyı sonuna kadar açarak yanına gidip sıkı sıkıya sarılarak bende ağlamaya başladım . " Annem ağlama . Biz nereye gitsek babam da bizimle gelecek ." diye teselli etmeye çalıştım ama nafileydi . İkimizinde içindeki yürek yangınıydı babam . Hatıraları senelerce , ilk günkü gibi bu odada duruyordu . Bu odaya bir daha adım atamacağımızı bilmek ikimizide kahrediyordu . "Ah Melin ! Ah annem ! Keşke burada olsaydı da baban , kimse bizi böyle hirpalayamazdi !" haklıydı aslında annem . Başında erkek yoksa hep ezilen taraf oluyorsun . Biz ezilmeyeyim diye , hep bana kendimi korumayı öğretti. Şehid olmasaydı keşke... Kader de varmış polis kızı olmak .. Ama ben olamadım babam gibi cesur , yiğit bir polis. . "Hadi annem ! Araba bizi bekliyor ." elimin tersiyle göz yaşlarımı silerek annemi yerden kaldırıp, koluna girerek ilk odadan sonra da evden çıktık. Ama gözümüz geride kalarak bu eve ve bu mahalleye veda ediyorduk . " Haydi bismillah !" diyerek Faik amca kamyonetine bindiğimizde , mahallede yankılanan sesle durmak zorunda kaldık . " Durun !" sesin geldiği yöne baktığımızda babamın kadim dostu Bekir amca ve mahalledeki minik haylazlardı bağıranlar . Hızla kamyonetten aşağıya inip , yanlarına koşarak gittim. " Bekir amca , çocuklar !" ellerindeki çantaları uzattıklarında , bir ellerine bir yüzlerine baktım . " Alsana Melinciğim . Bu bizden sana hediye . Buna bakınca hep bizi hatırla olur mu ?" diye öyle saf , öyle içten söylediler ki , kalbim sıkıştı , gözlerim yaşlarla doldu . Minik avcunun arasında küçük kar küresi vardı . Ağacın altında oturan bir kız , bir de erkek figürü . "Hadi Melin ! Bak ağlarım şimdi " küçücük boylarıyla beni tehdit bile ediyorlardı . "Tamam bak aldım ağlama sakın " gözyaşlarımı ellerimin tersi ile silip aldım avcumun içine . "Oldu mu paşam ?" diye bana parlayan gözlerle bakan mahhalenin küçük afacanlarına bakarak sordum . Hepsi yüzlerindeki yerini koruyan gülümsemeyle bana bakarak başlarını salladılar . " Gittiğin yerde sakın koca bulma tamam mı ? Az daha bekle büyüyünce Toprak 'ın karısı yani benim karım olacaksın benimle evlenip ." dediği cümle ile kahkaha attım . " Tamam Toprak beyim senin büyümeni beklerim evlenmek için . Gözün arkada kalmasın " yanaklarından öptüm . Küçük demeye bin şahid ister insan hepsi birbirinden akıllı . "Bekir amca !" bu sefer yönümü babamın can dostuna dönerek yanına giderek sarıldım . Bir baba şevkati ile sarıp sarmaladı beni hemen . " Güzel kızım . Bir telefon kadar uzağında olacağım bu hiç bir zaman unutma " sanki babama sarılıyormuş gibi oldum . Saçlarımın arasına kondurduğu öpücükle mest oldum . "Hadi Melin !" annemin sesiyle Bekir amcanın kollarını arasından çıkarak , mahalleliye el sallayarak , " Allah ' a emanet olun " diyerek kamyonete bindim . Hiç gitmek istemiyordum ama belki yeni gideceğimiz yer bize iyi gelirdi . Kamyonetin hareket etmesiyle yolculuğa başladık . Tam köşeyi dönmüştük ki , Neco ' nun kamyonete üzerine üzerine koşmasıyla Faik amcaya döndüm . "Sakın durma Faik amca !" bir bana bir Neco 'ya baktı . "İki delinin arasında kaldım resmen . Allah ' tan mahalle bir tanesinden kurtuluyor ." sadece gözlerimi devirmekle yetindim . Sanki ne yapmıştım ki sanki mahalleyi gitmeden yakmıştım . Aslında güzel fikirmiş . Tüh keşke daha erken gelseydi aklıma . Kamyonet Neco 'yu teğet geçti . Bu seferde arkasından bağırmaya başladı . " Nereye gidersen git ! Arkandan geleceğim Melin !" ay canım ya çokta umrumdaydı . İnşallah karşılaşmazdık . Sadece el sallayarak veda ettim Neco 'ya da . Ama en olmayacak zamanda gene karşıma çıkacağını asla tahmin edemezdim . Sonunda yeni yaşayacağımız mahalleye adım attık . Palalı Mahallesi ... Acaba hangi manyak koymuştu bu ismi çok merak ettim .. Ve yaşayacağımız evin önüne yaklaştığımızda akşamın çökmekte olan karanlığına rağmen özlediğim o yüzü gördüm . Kamyonet durar durmaz aşağıya inip ona doğru koştum . "MELİNNNN !" çığlığı bütün mahalleyi inletmeye yetmişti deli kız . " RAVZA ! " diyerek koşmaya başladım . Birbirimize sanki uzun zamandır hasret kalmış gibi sarıldık . Taş çatlasa bir haftadır görüşmüyorduk ama bize göre yıllar geçmiş gibiydi . " Sonunda geldin şaka gibi lan !" birbirimizden ayrıldık ama ellerimiz ayrılmadı . " Geldik geldik . Bakalım buradakiler bize ne kadar süre dayanabilecekler ." haklıydım da söylediklerimde . Sonuçta anneme küçük çocuk gibi şikayete gelecekler elbette olacaktı . Bakışlarımla etrafa kısa bir bakış attım . Palalı mahallesi de bizim eski mahalle gibiydi . Radar teyzeler camlarda , gençler sokak başlarında , küçükler oyunlarını bırakıp bizi izliyorlardı . Anlaşılan dedikodu kazanları kaynamaya başlamıştı an itibari ile . " Hoşgeldiniz Selma hanım !" Emir amcanın sesini duymamla koşarak sarıldım . " Emir amca !" " Selma Sultan !" ikimizde birbirimizin anne -babalarına sarıldık . " Başımın tatlı belası !" Emir amcanın dediği cümleyle yanağına öpücük kondurdum . " Kurtulamazsın benden yakışıklı ! Sen nereye ben oraya " başını sağa sola sallayarak güldü . " Bilmez miyim hiç !" biz Emir amca ile aramızda konuşurken , annem de Ravza ile konuşuyordu . " Ah karakız seni !" annemin Ravza 'yı söver gibi sevmesi bile mutlu olmama yetmişti . " Hadi şu eşyaları halledelim sonra konuşuruz . " annemin dediği ile Faik amcanın kamyonetin arka kapağını açmasıyla eşyalara el atmaya başladık yavaştan . Hafif olanları tek tek taşımaya başladık . Meğer Ravza ile bizim evlerimiz bitişikmiş ve aynı kattaymış . Sadece binalar farklı . Onların bina üç katlı , bizimki iki katlı ama yapışık ikiz gibiler . Aynı biz . Balkondan balkona çok rahat konuşabiliriz . İşte müstakil evlerin en sevdiğim yanı bu . "Emir hocam bizi İskender abi yolladı yardıma . El atalım da çabucak bitsin bari ." "Sağolasın gençler " Emir amca yönlendirdi hepsini tek tek . Kimdi bunlar anlamadım ama sayelerinde taşınma işi 2 saat gibi kısa bir süre içinde bitmişti . İşin geri kalan kısmı annem ve bana aitti artık. Herkes dağıldıktan sonra Ravza ve Emir amca da gitmişti. Ravza yardım etmek için kalayım demişti ama kıyamadım. Dinlen yarın kalanını hallederiz dedim . Evimiz diğer evimize nazaran bir tık küçüktü ama alanı genişti. Eşyalarımız tam bu eve göreydi sanki . "Melin ! Kızım bir şeyler almamız lazım. Hızlıca atıştırabileceğimiz birşeyler alıp geleyim ben " dediğinde annem , "Hatunum ben giderim . Sen çay suyu koy kafi " dedim . "Melin dikkat et " "Tamam Selma Sultan " diyerek ayakkabılarımı giyerek evden çıktım. Bakkalın yerini bilmeden yürümeye başladım. Bende ki salaklığa ne demeli peki ! Ulan Ravza'ya sormak aklıma nasil gelmez .. O kadar akıllıyım ki telefonu bile yanıma almamışım. Şaka gibi gerçekten.! Yapacak tek şey kalıyor, birilerine sormak .. Köşe duran gençlerin yanına yaklaşarak, " Market ne tarafta ?" diye sordum . Şöyle göz ucu ile beni süzdükten sonra elleriyle solda sokağı işaret ederek konuştu içlerinden uzun boylu olanı . "Bu sokağın sonunda bacım !" aman iyi , her önüne gelene salça olmadıkları . " Eyvallah !" diyerek tarif ettikleri yere doğru yürümeye başladım . Yolun sonunda bulduğum marketle hızla içeriye girip , reyonların arasında ihtiyaçlarımı aramaya başladım . Kolaylıkla hazırlayabileceğimiz bir şeyler aldım hızlıca . Kasaya gelerek ödemeyi yaparak marketten ayrıldım . Marketten ellerimde poşetlerle çıktım. Elimdeki poşetlere eksik varmi diye kontrol ederken ayağım birden taşa takıldı. Dengemi kaybetmemek için o kadar uğraştım ki ama sonunda asfaltı boyladım. Sinirden elimdeki poşetleri fırlatmamak için zor tuttum kendimi . Ayağıma takılan taşımı elime alarak hesap sormaya başladım. "Ulan şerefsiz! Başkasının kuyusunu kazamadın da beni mi pusuya düşürdün?" ben yolun ortasinda elimdeki taşla kavga ederken , benim halimi izleyen adamdan habersizdim. "Taşın suçu yok ! Suç senindi önünü göremiyorsan bir gözlük tak! Tavsiye ederim !" Benim işime maydanoz olan kişiye bakmak için kafamı kaldırdığımda yüzünü göremedim. Zaten her ota burnunu sokan insanları da hiç sevmezdim . Ama bir sıkıntı vardı ? Lan gerçekten yüzünü göremiyordum ben bu lavuğun.. Boyu kaçtı acaba ? Neco gibi uzundu ama baya iriydi çam yarması... "Tavsiyelerini ihtiyacı olanlara ver bana değil!" diyerek taş elimde ayağa kalktım . "Dik başlısın anlaşılan !" "Sen de maydanozsun galiba . Her halta burnunu sokmaya çalışanlar gibi ." "Ayıp oluyor maydanoz filan demeler ." "Tatlım ayıp yatak odasında olur . Bu yaşına kadar öğrenememen senin sorunun !" Gözleri benim gibi yeşildi . Yapılı, karizmatik , giydiği beyaz gömlek bile ayrı hava katmıştı ama maalesef ki odundu . "Tövbe tövbe! Akşam akşam benim sınavım misin sen ?" Artık gözlerimi devirdim .Bu deli ile daha fazla uğraşamayacaktım. "Bulaşma saydın bana !" biz tartışmaya devam ederken mahalleninin bizi izlediğini bilmiyorum . Sinirden yerdeki eşyalarımı alarak , gözlerimi gözlerine son kes diktim. Zaten o da bana dik dik bakmakla meşguldü. "Iskender !" diyen bir ses ve koşan bir adam yaklaştı yanımıza. Bu vatandaşta uzundu ama bu öküz gibi değil. "Melinnn !" bu sefer gelen kişi baş belam Ravza'm dı. " Kızım nerdesin sen Selma sultan meraktan öldü! Beni aradı, bende seni aramaya çıktım " gözlerimle çaprazımda duran şahısı göstererek inadına bir tık yüksek sesle konuştum. "Karşıma ayı çıktı da !" cümlem biter bitmez atağa geçti. "Sen kime ayı diyorsun !" yanındaki tutmasa üzerime yürüdü klasik erkek milleti . "Sanaaa !" kudursun umrumda değildi. "Bana bak cadı o diline sahip çık yoksa kötü olur !" alayla gülümsedim. "Ahh ! Bak nasıl da korktum . Hadi lan oradan !" Ravza kolumu çekiştirip durdu sanki çok önemli bir şahsiyetmiş gibi de . "Ya sabır!" diye diye homurdandi . "Kızım bir sussana sen !" "Neden susacakmışım !" Ne biliyordu bu kız. Normalde benden önce saldırmaya başlardı ama bugün beni durdurmak için elinden geleni yapıyordu. "Eve gidiyorum ben !" Ravza'ya bakarak söylediğimde, benimle birlikte poşetleri yüklenerek gitmeye hazırlandık . "Çocukluktan başka bir şey değil. " "Abi bir sakın ol !" Bana çocuk dedi . Bu yanına bırakmazdım ki ama ben ... Elimdeki taşa gülümseyerek baktım. Sonra da yönümü arkada kalan adama dönerek, " Hey çam yarması!" diye kafasına isabet aldığım gibi taşı fırlattım. "Benden sana hatıra !" kahkaha attım. Gülmekten gözümden bir damla yaş geldi . Tam kaşında açılan yaradan akan kanla , kararan gözleriyle bana baktı. Önden yürüyerek Ravza'yı arkamda bıraktım. Ravza bağıra bağıra yanıma geldiğinde, son dediği cümleyle ayaklarım olduğum yerde put kesti . "İlk günden ev sahibini zarar vermek nasıl bir duygu ?" İşte bunu hiç beklemiyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE