Bugün hava benim ruh halim gibiydi . Gri bulutlarla kaplı , kasvetli en önemli iç karartıcı şekildeydi . Şu yaşımda gene dayak yiyerek geceyi sonlandırmıştım . Rahmetli babamın elinin ağır olduğunu çok duymuştum ama annemin elinin ağır olduğunu şahsen ben tatmıştım . Boşuna körle yatan şaşı kalkar demiyorlarmış . Annemin de babamdan farkı yoktu bana göre .
Yatakta tembellik yapmaya devam ediyordum . Ta ki annemin güzel sesini duyasıya kadar .
"Melinnnn !" diye bağırarak odama doğru gelişini duyabiliyordum . Ayak seslerinden anlayabiliyordum . Yataktan hızla kalkarak , banyoya gitmek için kapıyı açınca karşı karşıya geldik . Hazırlanmıştı hemde çok güzel gözüküyordu .
"Hayret kalkmışsın nasıl oldu acaba ?" lafını da sokmaktan geri durmuyordu .
"Hayırdır! Böyle şıkır şıkır giyinmiş nereye gidiyorsun bakalım!" gözlerimi kısarak sorup aynı anda da süzmeye devam ettim .
" Kızlarla gezeceğiz bugün hatta birazda geç gelirim ." kaşlarım kendinden yukarıya kalktı . Ellerimi belimin iki yanına koyarak , " Anne , kızlar derken ? hatırlatayım istersen boyun kadar kızın var . Yah ben senin kadar gezmiyorum . Otursana şu evde !" diye hesap sordum . Ama bizim Selma sultanın çok umrundaydı sanki .
" Melin , kızım senin için geçmişse ne yapayım annecim . Hadi ben çıkıyorum görüşürüz ." diye yanağımdan öptü ve merdivenlerden inerken topuklu ayakkabısının sesinin yankısını dinledim arkasından bakarak .
"Vay arkadaş az önce ben ne yaşadım . Sanki ben anneyim , annemde ben . Yok arkadaş benim acilen evden çıkmam lazım içim çürümeden ." kendimi hızlıca banyoya attım . İhtiyaçlarımı gördükten sonra kısa bir duş alıp çıktım . Gardolabımın içine bir süre baktıktan sonra bir mavi renkli jean ile krem renkli tişört giyerek kendime aynadan baktım . Aslından anneme benziyordum birazda olsa . Bal köpüğü belime kadar uzanan saçlarım , yeşil gözlerim , 1.75 boyum , balık etli bir vucuda sahiptim . Belki de bu yüzden talibim çok çıkıyordu ama ben kimseyi alamıyordum kalbime .
Galiba babasına aşık bir kız çocuğu babası gibi birini arıyor . Ama imkansız , kimse babam gibi olamaz .
Hazırlandığım gibi evden çıktım . Aklımdaki bir kaç yerle görüşme yapmayı planladım . Evde oturmak çözüm değildi . Zurnacı Kemal , kira gecikince arıza çıkartmaya bayılıyordu zaten . Bu aralar onunla hiç uğraşamazdım .
Aklımdaki yerlerle sırayla görüşmeye başladım ama hepsinden tek tek red cevabı almak sinirlerimi bozdu açıkçası .
Neymiş efendim , daha deneyimli , daha tecrübeli istiyorlarmış . Yahu bunlar tam gerizekalılar . İş verme sonra da tecrübe , deneyim de . Keyfim kaçmıştı . Tek motivem çekirdek , kola , sahil ve Ravza 'm dı . Yol üstündeki bakkala girerek çekirdek ve kola alıp , sahile doğru yürümeye başladım . Sahile geldiğimde ilk işim kayaların üzerine kurulmak oldu . Çekirdeği açıp çitlemeye başladım , deniz kokusu eşliğinde . Telefonu çıkartıp , sevdiceğimi aradım çünkü bu manzara da tek o eksikti.
" Yavrum !" diye şen şakrak sesiyle açtı telefonu .
" Kokusuna hasret kaldığım " burnum sızladı . Sesini de özlemiştim şerefsizin .
" Oyy ağzını yediğim özledim seni " diye buruk çıkan sesini duymamla , anında ortamı yumuşatmaya çalışmam lazım yoksa ikimizde salya sümük ağlamaya başlarız .
" Sus yalancı kepaze . Aldat aldat sonra böyle konuş benimle !" kurduğum cümle ile kahkaha atmaya başladı .
" Şimdi yanında olmak vardı canısı "
" Ahhh keşke !" dedim . Ama Ravza dan cevap gelmedi . Telefonu kulağımdan çekip ekrana baktım ama arama devam ediyordu . Eeee ne oldu bu kıza o zaman ..
" RAVZAAA !" diye bağırınca , " Hı " dedi ve bu bende şühpe oluşturdu . Bu normal bir durum değil . Ne oluyor lan ?
" Hıı mı ? Gerçekten şaka de ! Lan cevap versene !" diye ben çemkirince , karşı atak geç kalır mı asla ...
" Ne bağırıyorsun ! Resmen kulağımın ırzına geçtin !" dedi . Sabır diledim Rabbimdden .
" Dua et sen . Burada olsaydın ağzına sıçardım emin ol !"diye nefes almadan konuuşunca ,
" Ben birinden etkilendim Melin ! " diye pimi çekilmiş el bombasını resmen kucağıma fırlattı . Ben de devreler kısa süreli eror verdi , çıtlamak için ağzıma götürdüğüm çekirdek elimde kalakaldı .
" Melin , canım iyi misin ? "
" Melin cevap versene !"
" Lan öldün mü ? "
" Siktir git lan !" sanki başımın dibinde uçan martılar bile halime acıdı , içli içli şarkı söylüyorlar ibneler .
" Daha gideli 48 oldu ya da olmadı köpek ne ara gördün , etkilendin ben anlamıyorum ki ! Ulan bir benim mi kokmuş kalbim birinden etkilenmiyor orasını da anlamış değilim ki ? " diye dert yanmaya devam edecekken araya kaynak yapma gereği duydu canım arkadaşım .
" Motorun soğusun az bir sus be kızım anlatacağım "
" Öt bülbülüm öt sen öt " tehditkar şekilde konuşmamla döküldü başladı .
"Mahalleye geldiğimizde eşyaları taşımamamıza yardım etti . Arada attığı kaçamak bakışlarını yakaladım . Yanındaki adamdan çekindiği belliydi ama arada bir bakışı , bir gülüşü ne bileyim kalbimi hızlandırdı . Etkilendim işte kardeşim . Ve en önemlisi o da öğretmen babam gibi ." o anlata dursun ben babam gibi dediği yerde kitlenip kaldım .
Peki ben babam gibi bir adam bulabilecek miydim ? Babam gibi seven , sadık , koruyup kollayan ...
Saçmalama Melin şimdi ki erkeklerin hepsi prenses erkek . Kadınlardan önce trip atanlardan mı sevgi bekleyeceksin ..
Kendime ders verme sıramda bittiğine göre tekrardan Ravza ' ya odaklanabilirim .
" Neyse elbette gelip göreceğim o veledi . Sen çok yüz verme , yoksa yüzsüz bırakırım seni de " diye konuştum .
" Yeter ki gel ! Belki yanındaki çam yarmasını sana ayarlarız . Ne güzel ama !" gülerek söylemesi sinir etmeye yetti .
" O çam yarmasını da , seni de , öğretmen bozuntusunu da üst üstte koyar ... Anladın beni değil mi Ravza !" ondan sonra niye böyleyim .
Bu cami avlusuna işeyen , eceline susayan prenseslerle elbette karşılaşacaktık . O zaman çekecekleri vardı elimden .
Biraz daha konuştuktan sonra telefonu kapatıp , yavaştan evin yolunu tuttum . Eve biraz daha yaklaştıkça , çocuk sesleri , kahkaha sesleri , konuşma sesleri kulaklarıma geliyordu . Bizim şirin mahallemizde akşam olsa bile sesler hiç eksik olmazdı . Tersine akşamları daha çok canlanırdı. Yüzümde aptal bir gülümseme belirdi .Mahallenin içinde sevmediğim insanlarda olsa , buradaki hissettiğim huzuru seviyordum . Evime geldiğinde Selma sultan ' ın bağırma sesiyle , nasıl koştuğumu bilmiyorum .
"Hadi lan oradan ! Kapı gibi sözleşmem var !" annem , bizim zurnacıyla kavga ediyordu .
" Daha fazla veren varken sizi mi tutacağım . İki güne boşaltın evimi . " bir de elini sallayarak söylüyordu anneme .
Sinirden arkasından yaklaşarak omzuna dokundum ve yönünü bana döndüğü gibi burnuna kafayı gömdüm .
" O parmağını bir taraflarına monte ederim şerefsiz senin !" içimde kalmasın diye bir tane de yumruk attığım gibi yerinde sendeledi ama düşmedi .
" Sen kimsin lan ! Benim anneme parmak sallayacak adam mısın ?" sinir olmuştum ben bu leş yığınını öldürürdüm .
"Boşaltın lan evimi ! 2 gün içinde çıkacaksınız !" dedi .
" Evi boşaltacağız ama sana da yar edersem bana da Melin demesinler !" dedim yemin edercesine .
Annemi tuttuğum gibi evin içine sokup , kapıyı yüzüne kapattım . Paragözlü olduğunu bir kez daha ispatlamıştı .
Annem sağdaki tekli koltuğa , ben soldaki tekli koltuğa oturarak ne yapacağımızı düşünmeye başladık sessizce . İlk kez ikimizde hem sinirliydik ama aynı anda da sessizdik . Çok tuhaf bir durum gerçekten .
Sessizliği bozan telefona gelen bildirim sesiydi .
' Keşke burada olsaydın . Eskisi gibi olabilmeyi çok isterdim . " dediğinde , bakışlarımı anneme çevirip ,
" Hazırlan anne . Taşınıyoruz !" dedim .
" Saçmalama Melin !" dediğinde ,
" Gayet ciddiyim " dedim . Annem yerinden kalkıp , odasına dalgın dalgın yürüyerek gitti . İkimizden başka kimsemiz yoktu . Asla yüz üstü bırakmayacaktım annemi .
Ravza ' nın mesajına cevap yazmaya başladım .
" Kiralık ev bulursan , beraber olabiliriz ." yazıp gönderdim .
" Ciddi misin ?" diye sordu .
" Hiç olmadığım kadar !" yazıp gönderdim .
Asıl hikayem şimdi başlıyor ...