"İskender 1.90 boyundasın , yakışıklı, karizmatik bir adamsın ama yanında bugüne kadar bir kadın göremedik. Ya abi yeşil gözlerin bile bir mankeni ikna etmek için yeterli ama sende tık yok ! " Her zamanki gibi geveze arkadaşım Yiğit aynı cümleleri kurmaktan bıkmıyordu ama bıkmıştım artık .
Tamam ihtiyaçlarımı görmek için elbette kadına giderdim ama bunu kimse bilmezdi. Ben her gün bir kadını sevgilim diye koluma takıp mahallede gezen bir adam değildim . Hele bu mahalleden bir kıza umut verecek kadar karaktersiz değildim . Bu mahalle babamdan bana kalmıştı . Eğer ki öyle bir şey yapsam ölmüş babama saygısızlık yapmış olurdum ve ben bunu göze alamam . Bir ağırlığım , bir namım vardı . Bu geveze arkadaşım da yakışlıydı ve kadınlar konusunda o daha iyiydi . Karakter olarak farklı kişiliklere sahiptik. Bizim okulumuzda beden eğitimi öğretmenliği yapıyordu . Ben ise koca bir mahallenin sahibiydim. Hem huzuru sağlamak hem de herkesin elinden tutmaya yemin etmiştim . Benim mahallemde kimse zorluk çekemez ve bunu bilip , hiç bir şey yapmadan asla görmezden gelemezdim .
"Yiğit sal kardeşim beni ya ! Seni bekleyen birileri yok mu ? Git takıl , rahat bırak beni." isyan ettim artık . Yolun karşısına bakışları kitlenip kaldı bir an . Baktığı yöne baktığımda , birilerinin taşındığını gördüm . Buralardan olmadıkları belli oluyordu . Peki benim bundan niye haberim yoktu ?
"Yeni öğretmen ailesiyle taşınıyor abi ." diye söyleyen Suat 'a döndüm yönümü .
"Sen nereden biliyorsun oğlum !" dedim . Sanki küfür etmişim gibi yüzüme öyle baktı ki , bakışlarım kısıldı .
"Aşk olsun abi ya ! Maşallah bizim teyzelere, hiç boş dururlar mı ? Birbirlerine laf taşırken duydum . Mahalle çalkalanıyor dünden beri ." kafamı hafiften sağa sola yatırıp kütlettim. Aslında bizim mahalleye teknoloji şart değildi. Radar gibi yaşlı teyzelerimiz vardı . Kim , kiminle , nerede , nereye gitmiş, ne yapmış sağolsun yaşlılarımız kulaktan kulağa duyduklarını mahalleye yaymaya bayılıyorlardı.
"Gidip bir hoşgeldiniz diyelim o zaman ! " gömleğimin yakalarını düzeltip , mahallemize yeni taşınan ailenin yanına doğru yürümeye başladım. Yanlarına varasıya kadar yaşadıkları tatlı telaşı hissedebiliyordum . Bir aile sıcaklığı...
"Ravza hadi kızım gel yardım et bize !" seslenmesiyle kapıya esmer bir kız çıktı . Babasının yanına gidip hafif olanları taşımaya başladı. Bu mahallede o kadar erkek varken bir genç kız mı taşırdı eşyaları ? . Başımı geriye çevirerek , "Suat !" diye gür sesimle bağırdım. Elindeki işi bıraktı hemen .
"Buyur abi." diye bağırarak cevap verdiğinde , "Kahveye koş git .Gençlere de ki , İskender abiniz sizi çağırıyor . Yardıma ihtiyaç varmış de ! " söylediğim sözle hızla yerinden ayrılıp kahvenin olduğu yöne doğru koşmaya başladı.
Yiğit ' e baktığımda ,bakışlarını bir noktada kitlemişti. Gözlerin kitlendiği noktada da öğretmenin kızı vardı . Anlaşılan gözüne kestirmişti hayvan herif . Koluna vurduğumda anca kendine gelebildi.
" Ne vuruyorsun kardeşim ya !" bağırmasıyla kulaklarım kanadı resmen .
"Gözlerine söyle de rahat dursunlar , yoksa oymak zorunda kalırım ." dediğimle cümle ile , gözlerini kocaman açtı.
"Ciddi değilsin değil mi söylediklerinde ?" tek kaşımı havaya kaldırıp , "Sence ? Ne zaman dediğimi yapmadığımı gördün ?" tehditkar şekilde konuşunca , ellerini havaya kaldırıp "Tamam kardeşim . Sadece bacım olabilir ." gerçekten bazen tehditten anlıyordu buna artık emindim .
"Yürü !" dediğimde bir adım gerimden yürümeye başladı . Nakliye arabasının yanına geldiğimizde , " Selamün aleyküm . Mahallemize hoşgeldiniz !" dedim .Sesimizi duyduğunda elindeki işi bırakarak bize döndü .
"Ve aleykümselam hoşbulduk " diye karşılık verdi .O sıra da mahallenin gençleri de gelmişti yanımıza.
"Bizi çağırmışsın abi . Buyur !" elimle öğretmeni göstererek konuşmaya başladım.
"Öğretmenize taşınmasında yardım etmeniz için çağırdım sizleri ." dediğimde, " Hemen abi " diyerek her biri bir işin ucundan tutmaya başladı.
"Aman evladım olmaz ama böyle. Biz yavaştan da olsa taşınırdık." dediğinde, "Olmaz öğretmenim. Bu mahallede herkes birbirine yardım eder . Kimin ihtiyacı olursa anında el birliği ile halledilir . Bu arada ben İskender Palalı " diyerek elimi uzattım.
Öğretmen bey elimi sıkarak , " Memnun oldum bende Emir Özdemir . Yeni Türkçe öğretmeni . "
" Çok memnun oldum . " bütün gençler harıl harıl çalışıyordu . Yiğit ' in kulağına eğilerek , " Mahallenin lokantasına haber sal . Taşınma işi bittiğinde herkes hem aç , hem de yorgun olacak . Kırmayarak geldiler buraya , bizde bir güzellik yapalım. " dediklerimi beğenmiş olacak ki , " O iş bende kardeşim " deyip ortadan kayboldu .
" Eee o zaman bizde bir işin ucundan tutalım değil mi ?" diyerek gömleğin kollarını katlayarak eşya taşımaya başladık .
....
Allah ' ım ne olur annem bu konuda şaka yapıyor olsun diye o kadar kendimi kandırmaya çalıştım ki ama sonuç evi kırklarken bulmak oldu . Arkadaş hayır anlamıyorum insan kızını vermek için bu kadar hevesli mi gözükürdü ? Son ses müzikle hem iş yapıyor , hem de akşam ikram edilecek ikramları yapıyor . Peki benim isteme olayını duyan mahalleli rahat durur mu ? Asla...
'Ding dong' evet gene kapı çalınıyor . Yerimden kalkmak istemesem de gelen o kadar ısrarcıydı ki ardı ardına üçünü kez basınca , yerleri döve döve yerimden kalkarak kapıyı açmaya gittim .
"Çekil kız " diyerek beni ezip çeken bir grup kadın sürüsüyle duvara yapıştım resmen . Abartmıyorum hepsinin elinde bir kap vardı . Beni görmezden gelerek içeriye giriş yaptılar . Ulan ne meraklılarmış beni evlendirmeye arkadaş .
Hayrıma bari bir kilo kına alıp dağıtayım da tam rahatlasınlar müsait yerlerine sürerek . Kollarımı bağlayarak içeriye geçip , bedenimi tekli koltuğa attım . Film izler gibi evin hengamesini izlemeye başladım . O sırada telefonum titredi . Kesin Ravza ' m dır . Evet gene yanılmadım . Canım arkadaşım yazmıştı .
' Taşınma işi neredeyse bitti sen ne yapıyorsun yavrum ' diye yazmış .
' Evleniyorum ' diye konuya bodoslama olarak girdim .
' Neeeee ' diye yazınca ' Anam beni kocaya veriyor ' dedim .
' Melin şakanın sırası mı lan ! ' dediğinde evin şu anki resmini çekip yolladım .
' Hassiktir ! Lan bütün tayfa orada . ' dedi.
' Malesef ' dedim .
' Evlenecek misin gerçekten ?' güldüm . Beni iyi tanıyordu arkadaşım .
' Sence ?' diye sorduğumda , ' Aklından geçen ne ?' dedi.
Arkadaşıma ufaktan da olsa aklımdan geçenleri anlatmaya başladım . Ravza ile konuştukça bir nebze de olsa rahatladım .
O sırada akşam için yapılan hazırlıklarda bitmişti . Sıra ile şimdiden hayırlı olsun diyerek yavaştan ayrıldılar evden . Ama bilmiyorlardı . Benim müzmin bir bekar olmakta ne kadar kararlı olduğumu .
Şimdiden eğlenceli geçecekti .
"Melin hadi hazırlan ! Yarım saate kadar gelirler kızım " diye söylerek , annem odasına hazırlanmaya gitti . Ben de yavaştan yerimden kalkarak hazırlanmak için odama girdim ve dolabımın kapağını açarak ne giysem diye bir süre bakındıktan sonra gözüme kestirdiklerimi giyinip beklemeye başladım .
On dakika sonra çalan kapı zili ile yerimden kalkıp , komidinin üzerindeki cikleti ağzıma atarak , salonun yolunu tuttum .
Eğlence başlıyor ...
"Hoşgeldiniz buyurun lütfen " diyen Selma Sultanın sesiyle salona girdim . Ağzımdaki cikleti balon yapıp patlatarak içeriye girdiğimde hepsi öcü görmüş gibi yüzüme bakakaldılar .
"Aaaa Fuatcığım hoşgeldin . Kafana ne oldu senin ya !" söylediklerimi anlamakta güçlük çekti salak .
"Asıl senin halin ne böyle !" çirkef anası direk tiksindiği belli ederek sordu .
" Daha oğlunla evlenmeden bana karışabileceğini mi zannettin ?" diye lafımı esirgemeden söylediğimde , annem şimşek hızıyla yanımda biterek koluma cimdik attı .
" Melin inadına yapıyorsun değil mi ? Bu nasıl kılık kıyafet !" diye kulağımın dibinde hırladı .
" Çingene gibi kadının huzuruna çingene gibi olup çıkılır anneciğim ." dedim Fuat'ın annesinin gözlerinin içine bakarak .
"Aaaa terbiyesize bak ! Yürü oğlum bu kızı istemem ben " diye kapıya doğru yürümeye başladığında , " Terbiyeyi en son öreceğim kişisin yolu biliyorsun !" dedim .
Annem "Melin !" diye gürledi ama umrunda değildi . Üstelik arkası dönükken oğlunu kafasını da yarmıştım . Ohh vallahi sinirlerimi aldırmış gibi rahatlamıştım .
Bu arada herkes kıyafetimi eleştiriyor ama ben çok beğenmiştim . Pembe tülbent kafamda , kırmızı şalvar bacağımda , fosfor yeşili bluz üzerimde ve sarı , turuncu çoraplarım ayağımda tam bir moda ikonu olmuştum. Onlar gittiğinde kapının kırılır şekilde kapanmasıyla , bu sesin yaklaşan kıyametin habercisi olduğunu gayet iyi biliyordum.
"Melin gel buraya ! Nedir kız benim senden çektiğim " diye elinde oklava ile gelen annemle yerimden ok gibi fırladım .
"Evlenmeyeceğim dedim sana anlamadın anne !" dedim .
"Ben sana şimdi gösteririm yaptıklarının bedelini !" koşmasıyla , bende koşmaya başladım .
Evet bugünde selamı duymak için bekleyenler ölmedim ama sakat kalacaktım orası kesindi ....