3. BÖLÜM

1271 Kelimeler
Bugün barut gibi ortalıkta geziyordum . Kardeşim, arkadaşım dediğim insan taşınıyor ama ben çalışıyorum. Niye ? Burnundan kıl aldırmayan cins müdürüm sağolsun. Neymiş efendim zaten Ravza işten çıkmış, eleman bulamıyormuş, eğer bana da izin verirse dükkanı kapatıp gitmesi lazımmış, hiç işletmeye gerek yokmuş,. Külahıma anlatsın yalancı herif ... "Melin bu masalar olmamış tekrar sil !" al buyur buradan yak . Gel beni öldür diyor . Ama ne yapıyoruz? Derin bir nefes alıp ,gülümsüyoruz. "Fatih bey az önce sildim " gözlerini kısıp üsten üsten bakarak konuştu . "Sana dediğimi yap ikiletme !" Evet kendi selasını kendi okutmuş oldu ve günah benden gitti artık. Paspası yere yavaşça bırakıp, ardından sıkma aparatını çıkarttım. Pis su kovasının kulpunu kavradığım gibi kafasına geçirmem bir oldu . Kovayla çok yakışan , uyumlu bir ikili oldular . En azından şimdi biraz da olsa rahatladım . Sinirle başından kovayı alıp, dükkanın ortasına fırlattı. "Ne yaptığını zannediyorsun sen ?" diye bağırmaya başladığında , sağ kulağım karga sesinden dolayı resmen kanadı. "Bir şey yapmadım ki Fatih bey ! " olduğum yerde durmaya devam ettim. Dediğim cümleyle birden koluma yapıştı. "Kovuldun! Anladın mı! " elindeki kolumu haddinden fazla güç uygulamaya başlamasıyla " Bırak lan kolumu !" diye gözlerine bakarak bağırdım. Umursamadı ve biraz daha sıktı. Ardından iğrenç sesiyle " Yoksa canını çok mi yaktım!" eğlenceli çıkan sesini birazdan bir taraflarına sokacağımı düşünmeden konuşmasıyla eceline susamış oldu . Sen şimdi görürsün ! Gözlerimi kısıp, sağ ayağımı geriye doğru hafif kaldırarak, dizimi tam kasığını hedef alarak hızlı bir şekilde geçirdim. "Ahhhh!" diyerek ellerini kasığına götürerek iki büklüm oldu . Geber ! "Sevgili müdürüm şimdi istifamı kabul edebilirsiniz ama önceden alacaklarımı verdikten sonra !" ellerimi belime koyarak kararlı bir şekilde söyledim. "Sana beş kuruş para yok . Defol git !" hala gel beni kaşı diyordu . Elimi saçlarına attığım gibi başını geriye doğru çektim . "Bana bak cins herif ! O kuşunun işlevsiz hale getirmememi ve canından olmamak istiyorsan daha fazla zorlama beni istersen !" elini elimin üstüne koyarak ," Ah ! Tamam vereceğim. Bırak beni manyak karı " dedi ve bende biraz daha çektikten sonra bıraktım . İllaki canını yakmam lazımdı. Hayır anlamıyorum güzellikle söyleyince tamam deseler ölürler zaten . Cins müdürü arkamda bırakarak soyunma odasına doğru yürüdüm. İçeriyi girip , kapıyı sertçe kapatıp hızla üzerimi değiştirmeye başladım. Tekrar yukarıya çıktığımda kasanın başında oturken buldum .Yanına gittiğimde bana doğru bir zarf uzattı. "Hadi eyvallah !" diyerek parayı alıp pantolonumun arka cebine koydum . Çıkışa doğru yönümü dönüp yürümeye başlarken, cins müdürün dedikleri kulaklarıma geldi . "Bir daha iş istesen de sana iş vermem . Bulamaman içinde elimden geleni yapacağım!" dedi . Söylediklerinden sonra elimi havaya kaldırıp orta parmak çekerek sırıttım. "Dört gözle bekliyorum " diyerek elimi indirip kapıdan çıkıp gittim . İs yerinden ayrılır ayrılamaz soluğu mahallede aldım. İlk durağım Ravza 'nin evinin önüydü. Ama geldiğimde herşey için çok geçti. Arkadaşım çoktan taşınmıştı . Boş eve bakarak derin bir nefes aldım. Keşke şimdi evden çıkıp, gene akla mantığa sığmayacak kadar delilikler , serserilikler yapabilseydik . Mahallenin canina okuyabilseydik . Biraz daha boş eve ve bahçede oturup hep vakit geçirdiğimiz sallanan salıncağa baktıktan sonra eve gitmeye karar verdim . Evimin bulunduğu sokağa girdiğimde annem ve dedikoducu Durkadın hararetli hararetli birşeyler konuşuyorlardı . Bunlar bir iş çeviriyorlar orası kesin ya neyse çıkar kokusu yakında nasıl olsa . " Sultanım!" diye seslendiğimde annem ve Durkadın cadısının gözleri büyüdü. Beni görmeyi beklemiyorlardı . Bu da şüphelerimin doğruluğunu ispatlıyordu. Kaşlarım otomatik olarak çatıldı. Yürümeyi kesmeden yanlarina doğru yürürken, annem , Durkadın cadısının koluna sen git der gibi dokunduğunda arkasına bakmadan gözden kaybolup gitti . Selma Sultanın yanına vardığımda ellerimi belime yerleştirip, tek kaşımı havaya kaldırıp, " Hayırdır Sultanım ?" dedim . Annem birden her zamanki yüz ifadesine bürünerek, üste çıkıp bana hesap sormaya başladı. "Sana hayırdır asıl Melin hanım? Bu saatte ne işin var evde ?" umursamaz şekilde omuz silkip , " İşi bıraktım " dediğimde annem başını iki yana sallayıp senden adam olmaz der gibi baktı. "Peki kızım bu sefer ne oldu da bıraktın acaba ?" "Amele niyetine kullanmasına izin mi verseydim beni yani . İmkansız!" "Off Melin off !" diyerek eve doğru yürümeye başladı. Aslında haklıydı annem ama kuyruğu dik tutmak zorundaydım. Kendimi ezdirmek lügatımda yoktu beni. Şimdi düşününce eski işlerimden ayrılma sebeplerim genelde ya paramı eksik vermeleri , ya izin günlerinde ise çağırmaları ya da iğrenç imalı cümleler.. Tabiki ben haklıyım. Neyse daha fazla kafa yormadan bende annemin arkasından eve girdim . Yahu annem iki dakika içinde olayı kendi lehinden benim alehime nasıl da çevirdi. Sonra ben kime benziyorum ? Tabiki Selma Sultana.. Gel bunu şimdi anlat anlatabilirsen. "Anne !" bağırarak ayakkabılarımı çıkartıp mutfağa doğru yürüdüm. Yemek kokularindan mutfakta olduğunu anlamamak salaklık olurdu zaten . "Efendim Melin " dedi . Kollarımı bağlayıp, tezgaha yaslandim. "Dedikoducu Durkadın ile ne konuşuyordun? Beni görünce yüzünüz neden şekil değiştirdi?" takinabildigim en ciddi yüz ifadesime bürünüp beklemeye başladım. Gözleri benim dışımda her yerde dolanmaya başladığında, söyleyeceği şeyin yalan olacağı o kadar belli oluyordu ki ama annem farkında değildi. "Gün varmış yarın.." dayanamayarak araya girme zahmetine girdim . "Anne hani senin kizinim ya bana yalan söylemesen bari ?" Derin bir nefes alarak gözlerini kapattı. Gözlerini tekrar açtığında ağzından dökülen kelimelerle , bombanın büyüklüğünü erkenden fark etmem gerekiyordu ama ben çok kalmıştım. "Akşama sana görücü geliyor !" bombayı kucağıma attı resmen . "Neeee !" çığlık attım . Bir an tükürüğümü yutamadim. Lan ben yutma yetimi kaybettim . Annem rahatlamış bir şekilde bardağa doldurduğu suyu içerken benim renkten renge giren yüzümü göremedi. Öksürmeye başladım , nefes almaya çalıştım ama olmadı sanki . Sonunda Sultanım benim sesime döndüğünde gayet rahat şekilde yanıma gelip sırtıma vurdu. Elindeki bardaktaki yarım kalan suyu dudaklarıma dayayarak içirdi. "Abartma kızım istersen 26 yaşında kocaman dana oldun .Evlenip yuvanı kur işte. O kadar kötü değil ki !" derin derin nefes alıp verirken yavaştan omuragamda sinir sinyalleri kendini belli etti . "Eee yuh ama anne ! Ne demek görücü gelecek .Evlenmeyecegimi bir milyon kere söyledim sana !" diye kendimi kaybederek bağırdım. "Saçmalama Melin! Çocuk çalışkan malı mülkü var işte." sinirden ellerim titriyordu . Kimdi bu cami avlusuna işeyip belasını bekleyen at hırsızı kılıklı herif acaba .. "Kim beni isteyen o gavur acaba ?" sanki gibi gözüküp sordum ama yerimde zor duruyordum. "Manavin oğlu Fuat " bütün mahalleyi yakmayan adam değildir. "Ben gidiyorum !" diyerek kapının girişine gelerek ayakkabılarımı giymeye başladım. "Melin saçmalama kızım. Bir şey yapma çocuğa " annem yanıma gelesiye kadar ben evden son sürat yolda fren patlamış araba gibi fırlayıp çıktım. Ulan bebeye bak sen bir de beni lan .Beni istiyormuş. Azraili çağırıyor hayvan herif resmen. Ama dur sen anandan emdiğin sütü burnundan getirmezsem , sana bu mahalleyi dar etmezsem bana Melin demesinler . .... "İskender !" diye ismimi seslenen kişiyi görmek için başımı çevirdiğimde , Zümrüt 'ün gülümseyerek bana doğru geldiği gördüm. Yanıma gelip elindeki kabı uzatıp, " Senin için yaptım." Almamı bekledi ama almadım. "Suat !" yanımda çalışan çırağı seslendim. Sesimi duyup hemen geldi. " Buyur abi " dedi ellerini elindeki beze silerek . Sadece gözlerimle kabı işaret ettiğimde hemen , " Teşekkür ederiz Zümrüt " diyerek alıp içeriye geçti. Oturduğum yerden kalkıp üzerimi düzeltirken, " Sağol ama bir daha zahmet edip getirme bacım " dedim. "Neden beni görmüyorsun İskender ! Seni ne kadar sevdiğimi göremeyecek ya da anlamayacak kadar kör müsün?" bakışlarımı yüzüne çevirdiğimde gözleri dolu doluydu. Ağlamak için kendini zor tuttuğu belliydi ama benim o taraklarda bezim yoktu . "Seni seveni bul . Ben hayatımda kimseyi istemiyorum " dediğimde gözyaşları akmaya başladı. Ellerinin tersiyle gözyaşlarını hızla silip arkasını dönüp gitti . "Ah be kardeşim gene mi hayır dedin kıza! Kimseyi de beğenmiyorsun. Kalbin buz mu diye şüphe etmiyor değilim ." dediğinde tek sözüm, " Kalbimi hızlandıran kimse olmadı. Eğer öyle birini bulursam direk nikahı basarım ."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE