Zindan Karanlığında Kalpler ✓

1968 Kelimeler
Yeri döven adımlarla ilerlerken, ne hızlı yürüdüğünden dolayı çalkalanıp üzerinde ki şalvarını ıslatan suyun farkındaydı ne de arkadan koşturarak adını seslenen arkadaşlarının... Kırk yılın başında yengesi arkadaşlarıyla çıkmasına" su doldurmak koşuluyla!" izin vermiş onlarda kısıtlı zamanlarını hemen soluğu ormanın içindeki şelalede alıp, biraz da konuşup sohbet edelim diye gelmişlerdi. Ama şanssızlığı çölde kutup ayısıyla karşılaşma oranıyla eşit orantı da olunca böyle sonuçlanıyordu maalesef.. Ağa oğlu olacak zengin züppesi tabiri caizse zaten kısıtlı olan zamanlarının içine etmiş, birde ikide bir bakışlarını kaçak göçek yüzüne dikip iyice sinirlerini bozmuştu. Hayır arkadaşı olacak zillilerde ağızlarını yaya yaya konuşup iyice cinlerini tepesine çıkarmışlardı. Böyle hayatlarında hiç erkek görmemiş gibi davranan,halleri tavırları inanılır gibi değildi. Tamam etraflarında akrabalarından başka erkek görmeye alışkın değillerdi ama , huyunu suyunu bilmedikleri adamın tekine sırf ağa oğlu olduğu için, ne diye müsamaha göstermeleri gerekiyordu ki . Saçmalıktan başka bir şey değildi. Şeytan diyordu ki ; saçlarını yol ellerine ver ... Çocukluktan beri yedikleri içtikleri ayrı gitmediği için birbirlerini karşı muhabbetleri kardeşten öteydi. Ama bazen böyle salakça hareketler sergileyebiliyorlardı işte naparsın ... Kendi kendine kavga ederek giderken , arkadaşlarından uzun boylu olan nefes nefese arkasından yetişti. Hala kendi kendine söylenip, kulaklarını dış dünyaya kapatmış görünen kızı kolundan tutup durdurdu. "Kız Ahsen dur diyom Allah canını almasın " dedi Seher. Burnuna yel girmiş danalar gibi koşturarak giden kıza yetişeceğim diye dalağı ağzından çıkacaktı nerdeyse." Neye dellendin birden bire ?" ellerini dizlerine koyarak eğildi ve nefesini düzenlemeye çalıştı. "Soruyon mu birde Seher?" diyerek kızgın bir suratla bi soluklanan kıza, birde kilosu yüzünden arkalarından yetişene kadar yüzü pancara dönmüş ve yanlarına anca ulaşmış Meryem'e baktı. "Kırk yılın başı bir dışarı çıkmaya vaktimiz olmuş onu milletin herifinin soy ağacını çıkarmakla öldürdünüz sağolun yani!" dedi sitemli bir sesle.Ne kadar uğraşsa da sesinin titremesine engel olamamıştı. "Olur mu öyle şey çiçeğim?" diyerek atıldı Seher . Hiç kıyamazdı onun böyle mahsun çocuksu hallerine ."Yine geliriz.Hatta gelirken yiyecek birşeyler de getirir piknik bile yaparız bir daha ki sefere ne dersin? "... " Tabi ben_de senin en sev_diğin üzümlü kekten yaparım" diye destekledi Meryem. Koşturduğundan dolayı nefesi daralmış kesik kesik çıkarmıştı kelimeleri. "Bizimkileri bilmiyormuş gibi konuşmayın.Yeşim gardiyan gibi peşimizden ayrılmıyor.Yengem desen kırk nazla izin vermişti. Bi daha ne zaman geliriz Allah bilir" dedi . Üzülmüştü hiç böyle olacağını tahmin etmemişti.Tamam gelip buradan su doldurup gitmek çok matah bir aktivite değildi ama .O evden arada çıkabildiği zamanlarda nefes aldığını hissediyordu.Bir de... Bir de ... Arkadaşları onun bu üzgün ve haklı serzenişi karşısında bir cevap veremediler .İkisinin de ailesi köy yerinde laf söz olur, hareketlerinize dikkat edin diye sık sık tembihleseler de, Ahsen'in ailesi kadar baskı yapmıyorlardı. İkiside Kur'an kursuna da gitmiş, dikiş nakış kursunda da el becerilerini geliştirme fırsatı bulmuşlardı. Ahsen ise onların öğrendiklerini evde onları dinleyerek, yaptıklarını izleyerek öğrenmişti. İş yaparken tarlada bahçede çalışırken sıkıntı olmayan genç kızlığı, ne hikmetse okul okumak yada kursa gidip dikiş nakış öğrenmek istediğinde sorun olmuştu. Bu isteklerini daha ilk yengesine söyleme cesaretinde bulunduğunda ise direk amcası tarafından kati surette reddedilmiş ve bir daha konusu açılmamak üzere kapatılmıştı... Sebep olarakta sokaklarda amcasının tabiriyle kuyruk sallayıp iti kopuğu peşine takıp başlarını belaya sokmasınmış! Bu yaştan sonra amcasının elini kana bulayıp yeğen katili yapmasınmış.! Zaten babası yeterince üzerlerine yükmüş, birde Ahsen hanımın peşinde koşup duramazlarmış ! Alışkındı Ahsen yarım kalmışlıklara hayalleri daha kurulma aşamasına geçmeden yıkılıp altında kalmaya ,ama asla vazgeçmezdi hayallerinden umutlarından , sadece biraz daha zamanı vardı. Acelesi yoktu .Allah ömür verdikçe içinde tek bir şey kalmadan hepsinin gerçekleştireceğine dair inancı tamdı.' Geç olsun güç olmasın demişlerdi değil mi '? zamanında atalar. Yoksa bu hayatta tutunacak dalı kalır mıydı? "Peki "demişti ona da Ahsen pek çok şeye dediği gibi!. Dedelerinden kalan konakta nasıl olupta amcasının sırtlarına yük oluyorlar hala anlamış değildi .Dedesi hayal meyal hatırladığı kadarıyla adil , dürüst ve herkes tarafından sevilen bir adamdı. Nasıl olmuştu da bütün herşeyi tek bir itiraz hakkı tanımadan amcasına bırakmıştı? Ahsen eskaza bir keresinde bu durumu dillendirme gafletinde bulunmuş, amcası tarafından resmen dövmekten beter edilmiş, nankörlük ve yemek yediği kapıya ihanet etmekle suçlanmıştı. Bir daha da asla sorgulamamıştı Ahsen. Zaten hiç bir zaman da derdi mal mülk olmamıştı. Sabah erkenden kalkıp bütün işe o koşturuyor, yine herkesten sonraya kalıp tek bir işin eksik kalmadığına emin olmadan uykuya dalmıyordu. "Tavuklar yemlenecek Yeşim kümese giremez korkar Ahsen". "Koyunlar sağılacak üstü ahır kokunca Yeşim yemek yiyemiyor Ahsen "Ev süpürülecek, burnuna toz girince alerjisi artıyor Ahsen" . Yemek yapılacak, bulaşık yıkanıcak, tarla çapalanacak uzayıp giden ama asla bitmeyen işler silsilesi... Babasının engelli maaşını birgün den birgüne görmemişlerdi . Maaşı amcası çeker babasının" bakım masraflarına!!" harcardı. Kuzenleri çeşit çeşit kıyafetlerle bezenirken o kıyafetlerini kendi elleriyle diker, elinde yaptığı oyaları havluları satıp babasının bez ve ilaç ihtiyaçlarına harcardı . Ama nasıl bir yüktü ki bunların ; o kadar çalışıp çabalamaya hala onlara ağır geliyorlardı. Birgün adam akıllı doyup kalkmışlığı yoktu sofradan. Ya tuz getirmeye kalkardı, ya suya, ya amcasına kül tablası getirmeye .O gelene kadar da bir kap yemekte silip süpürülmüş olurdu .Bir insan evladı da iki dakika durun da şu kız gelsin demez miydi? Demezler di valla .Beklemezdi Ahsen 'de bunu , alışmıştı galiba kuş kadar yiyip doymuş gibi sofradan hemen kalkmaya. " Gönül umduğu yere küser" diye bir yazı okumuştu geçmiş gün. Ondan sonra onlardan birşey beklemeyi de bir umut değişeceklerine olan inancını da kaybetmişti. Bir insan kötüyse siz kendinizi de parçalasanız, karşılarına geçip avaz avaz gerçeği de haykirsanız ne kabul ettirebilirdiniz ne de vazgeçirebilirdiniz. Tüm bu yaşananların en yakın tanığı olan arkadaşları da söyleyecekleri her sözün boş teselliden öteye geçmeyeceğini bildiklerinden, hep yaptıkları gibi konuyu değiştirmeyi seçtiler. " Hallederiz sen meraklanma" dedi Meryem koluna girip köy yoluna doğru çekiştirirken . İkisinden de küçük olduğu hâlde gerek iri cüssesi gerekse olgun tavırlarıyla her zaman ablaları gibi davranırdı." Bir sepet en güzelinden elma alıp geldim mi ? Hemen tav olur senin cadı Ferda "dedi kendinden emin bir sesle. İki kızda gözlerini devirdi onun bu ukala çok bilmiş tavrına."O bir kere olur canım" dedi Seher." Hem annen bu seferde farkederse kemiklerini kırar yeminle." Eski anıyı hatırlayınca üçü birden kıkırdadı. Annesinin elinde sopa Meryem'i kovaladığı anılar. Bir sene evvel köyün içinde oturan Nuran ablasına nakış örneği istemek için , Ahsen'in kendisiyle gelmesine izin versin diye annesinden gizli bir sepet elma götürmüştü de annesi öğrenince canına okumuştu. Ha yanlış anlaşılma olmasın annesinin derdi elma değildi. Ahsen'i kendi kızından ayırmaz hatta ona göstermediği sevgiyi şefkati hiç gocunmadan gösterirdi. Onun derdi o güzel elmaların bir tanesinin bile Ahsen'in kursağına düşmeyeceğini bilmektendi. Nitekim haklıydı da yengesi mutfak sıcak, çabuk çürür orda benim odada dursun, ordan getirip yeriz demişti .Ama o elmaları bir daha görmemişti Ahsen .Sabahları kahvaltı hazırlamak için kalktığı zamanlarda mutfak tezgahının üstünde gördüğü elma koçanları hariç!! Eskilerin tabiri bir karın dışarı da olunca Ahsen ,yiyeceği elmaya dahi yengesinin gönlü olmuyordu. Kızlar gülüşerek Meryem'in o rezil anlarını yad ederken Seher birden atılıp "Yalnız Hamit Ağa'nın oğlu da ne yakışıklıymış kız? " dedi heyecanlı bir sesle konuyu saniyesinde baltalayıp. Bu sefer göz devrilen o oldu. "Onu anladık canım"dedi Ahsen umursamaz bir tavırla" Yanımda peçete yoktu yalnız ." "Peçete ne alaka kız ? "dedi Seher anlamadığını belli ederek. "Niye olacak ağzının suyunun silmek için" diyerek Meryem yanıtladı onu. İkisi birden gülmeye başladı bu sefer . "Ha haa haa aman ne komik.Güleyim de boşa gitmesin. " diyerek burun kıvırdı Seher ." Sen sanki beğenmedin ?" diye soran gözlerle Meryem'e baktı. "Beğendim yalan yok." dedi Meryem dürüstçe." Ama onun gibi bir adamın bana bakmayacağını bildiğim için gereksiz yere umutlanip sonra hayal kırıklığına uğrayamam." " Niye bakmayacakmış ? Kurban olsun sana, o meraklı ağa bozuntusu "diye yükseldi Ahsen.Hala onları gizlice dinlediğini hatırlayınca siniri bozuluyordu."O büyükşehirde etrafında boya kovası gibi gezenlere baksın haspam !!" dedi . Kızlar onun bu yükselişini hiç yadırgamadılar . Çünkü daha el kadar çocukluktan beri arkadaşları onun gözünde dünyanın en kusursuz kızlarıydı ve bunun aksine kimse ikna edemezdi. Çünkü Ahsen arkadaşlarına baktığında, onunla gülüp onunla ağlayan ve ellerine geçen en ufak birşeyi bile paylaşmak için ertasi günü bekleyen kızları tertemiz kalpleriyle birlikte görüyordu ve bu arkadaşlarını onun gözünde dünyanın en kusursuz insanı kılıyordu. Kendisi yüz güzelliği bakımından kusursuza yakın olduğu halde bir kere bile bununla övünmemiş, aksine arkadaşlarının güzelliğini pohpohlayıp onların görünüşlerinde eksik bir taraf olmadığını savunarak onları her seferinde alt etmişti . Arkadaşları da onun bu huyuna zamanla alışmışlar ve hatta kendi kusurlarını dahi sever olmuşlardı. Kendi aralarında gülüşerek ve ağa oğluyla arkadaşlarının sözde hayali düğünlerini yaparak evlerinin sokağına girdiler. Yavaş yavaş akşam güneşi dağların arkasına çekilirken, evlerine doğru ilerleyen kızların hepsi aynı anda huzursuzlanmaya başladı. Ahsen geç kaldığı için, amcasının kahveden biraz geç gelmiş olmasını umarak adımları sıklaştırdı.Kısa bir vedalaşmanın ardından gönülsüz de olsa evlerine dağıldılar. Ahsen elinde neredeyse yarısı çalkalanmış suya yüzünü buruşturarak baktı. Birde buna hesap vermesi gerekecekti.Birkaç saniye kapıda durup, uyduracağı bahane için vakit kazandı. Beklemenin fayda etmeyeceğini anladığı dakikalarda iki katlı eski konağın tahta kapısını itti. Gıcırdayarak geriye doğru açılan kanatlı kapının, kulpunu tutup tamamen açılmasını engelledi. Açılan küçük kıyıktan içeri girdi ve tam karşısında dikilen amcasıyla korkuyla yerinde sıçradı. " Neredesin kız sen ? Nereden geliyorsun akşamın bir vakti?" Amcası üstüne doğru adımlayıp bir taraftan arka arkaya soruları sıralamaya başladı . Önce arkasına doğru baktı Ahsen, ikindi ezanı köye girerken okunmuştu." Su doldurmaya gittim amca "dedi içindeki korkusuna rağmen sesini ve omzunu dik tutup."Yengemin haberi vardı " " Ulan başlatma yengene açlıktan geberdik burda. Suyun sırası mı şimdi? " Tükürükler saçarak konuşmaya devam etti ."Hem ben sana dışarılarda gezmek yok demedim mi ? Sen beni katil mi edeceksin?" Hiç istifini bozmadı Ahsen. Amcasının hiddetinin aksine hissettiği korkuyu bastırıp kollarını göğsünde bağladı. Önce balkondan kızıyla onları hafif bıyıkaltı sırıtmayla izleyen yengesine ardından yüzüne hala dik dik bakan amcasına , çenesini kaldırıp üstten bir bakış attı . "Çok acıktıysan Yeşim hazırlasaydı amca" dedi kaşlarını havaya kaldırıp hafif alaylı bir sesle." Ocağa hazır yemeği koyup ısıtmakta mı alerjisini artırıyor." Amcasının beti benzi attı anında. Beyaz saçlarının altında ki , güneşte fazla kalmaktan çilleri her geçen gün artan sarışın teni önce kızardı ardından mora çaldı. İnsanlar böyleydi işte birşeylere ses çıkarmayıp alttan alınca karşısındakini aptal yerine koymayı çok seviyorlardı. Hükümran tavrı bacak kadar kız tarafından ezilince yerini saf bir öfkeye bıraktı." Ulan ben şimdi seni "diye tekrar üstüne yürümeye yeltendi . Yengesi müdahil oldu konuya sonunda, elaleme yeterince rezil oluyorlardı bu kız yüzünden zaten.Yeni dedikodularla uğraşacak hali de vakti de yoktu. Ne zaman aşağı indiğini anlamadığı şekilde kocasının dibinde bitti ve kolunu omzuna uzattı . "Ben söyledim ağam "dedi cilveli bir sesle . Ahsen gözlerini devirdi kimse farketmeden ."Çeşme suları böbreklerini ağrıtıyor ya o yüzden varda gel dedim . Yirmi dakika ya oldu ya olmadı " Amcası önce karısının kolunu hafif hafif okşayan eline ardından dişleriyle kıstırdığı dudaklarına bir bakış attı. Sonra da umursamaz gibi davranmaya çalışıp " Bir daha olmasın .Benim tepemin tasını attırmayın" dedi. Ardından merdivenlere yönelip yüksek sesle ."Sen gelde üstümü başımı bir değiştirelim terledim, akşama kadar!" diye homurdandı. Ardından kızına bakarak "Akşam yemeğini sen hazırla kızım" dedi .Ahsen hanım zahmet etmesin!" Bu akşam yemeğinde sana yer yok demekti . "Hay hay"dedi içinden.Normal zaman da başköşede oturuyordu sanki . Hemen hızlı adımlarla, diğerlerini birşey daha demelerine fırsat vermeden arkasında bıraktı. Aşağı katta buluna büyük kapıyı açıp koridorun sonundaki odaya doğru ilerledi. Kapıyı sessizce açmaya gayret ederek içeri süzüldü. Perdeleri sıkı sıkıya kapalı rutubet kokulu odaya girince genzini yakan kokuyu yok sayıp,güzel gözleriyle etrafı taradı. Gözleri köşede her zamanki yerinde, oturur pozisyonda duran babasına kaydı.Hemen yanına ilerleyip önünde diz çöktü.Başını babasının dizlerine dayayıp içeri gelene kadar sıktığı gözyaşlarını serbest bıraktı."Duydun demi baba? dedi titrek bir sesle."Senin kıymetlini hiç acımadan incitiyorlar. " Sonra acısını öteleyip onu iyi olduğuna ikna etmeye girişti." Ama ben çok iyiyim hiç üzme kendini tamam mı ? Kimse beni kolay kolay yıkamaz.Ee kimin kızıyım ben ?"dedi . Gözünde sıralı yaşlar kendini gülümsemeye zorladı. Ardından hiç üşenmeden babasına bugün kısa da olsa kızlarla yaptıklarını heyecanla ve mutlulukla anlattı.Bi anlık gafletle babasına dert yanınca, onun üzüleceğini unutmuş, bunu telafi etmeye uğraşmıştı. Gün batıp odanın içini iyice karanlığa bulayinca , yüzünde kurumuş gözyaşları kalbinde güzel günlere kavuşacağının ümidiyle babasının dizinde uyuya kaldı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE