Tanıtım
Karanlık
Sadece karanlık
Etraf kapkaranlık ama ben koşuyorum nereye gideceğimi bilmeden hiçliğe doğru koşuyorum.
Bir ormanın ortasındayım biliyorum ama etrafta kimse yok, yapayalnızım.
Sesleniyorum ama sesim çıkmıyor sanki ben bağırıyorum ama kimse beni duymuyor. Bir kişi duyar bu hayatta beni sadece, ona sesleniyorum ama artık o da duymuyor beni.
Yere düşüyorum dengemi kaybedip beyaz elbisemin etrafı çamur oluyor ama ben yine ayağa kalkıyorum.
Sonra onu görüyorum babamı.
Daha hızlı koşmaya çalışıyorum çünkü biliyorum o benim bu hayatta yalnız olma sebebim, ona yakalanırsam bu ormandan asla sağ çıkamam.
Ağaçlara takılarak koşmaya devam ediyorum sonra bir mezar görüyorum durmak istiyorum ama duramam yaşamak istiyorsam o mezardaki kişi için koşmam gerek.
"Erva!"
Bana sesleniyor daha hızlı koşmaya başlıyorum. Bir anda dengemi kaybedip düşecekken biri tutup düşmeme engel oluyor seviniyorum biri beni bu karanlıktan, yalnızlıktan kurtaracak sanıyorum. Yanılıyorum.
"Benden kaçamazsın unuttun mu? Nereye gidersen git ben hep senin peşinde olacağım" diyor korkuyorum. Kendimi ondan kurtarıp daha da hızlı koşuyorum.
Ben koştukça sesler kesiliyor orman aydınlanmaya başlıyor. Ama ben korktuğum için koşmaya devam ediyorum duramam, durursam yakalarlar.
Bir an aydınlıkta bir mezar görüyorum başında da küçük bir çocuk kardeşim.
Ama duramam o aydınlıkta olanlar için devam etmem gerek.
Koşmaya başlıyorum.O kadar çok koşuyorum ki yolun sonunun uçurum olduğu için seviniyorum çünkü yoruldum aşağı düşünce sonsuza kadar dinlenecektim.
Son adımı atacakken biri tutup hızla kendine çekiyor. Ama bu sefer korkmuyorum çünkü onu kokusundan bile tanıyorum. O korkulacak biri değil.
"Daha değil küçüğüm biz onları yenmeden değil" daha da sıkı sarılıyor bana, onun varlığı ile derin bir nefes alıp gülümsüyorum. Çünkü:
Benim kurtuluşum başlıyor.