'Kim teşekkür etmeli?'
Akai aniden gelen soru ile direksiyon hakimiyetini kısa bir an kaybetti.
Son anda çöp kutusuna çarpmaktan kurtularak iki ölü gezeni ezdi. Direksiyon hakimiyetini kurduktan sonraderin bir nefes aldı.
Çılgınca atan kalbi ile aynadan arka koltukta oturan karanlık surete baktı.
Kahir!
'Senin burada ne işin var?'
Soru şaşkınlıktan çıkmıştı ancak Kahir cevaplama taraftarı değildi.
Haifce kaşlarını çattı.
'Kime gidiyorsun?'
Evet öncelik onun sorusuydu. Akai iç çekti. Gerçekten de onu bu işe dahil etmek istemiyordu. Huzursuzlukla yola baktı.
'Birini kurtarmam gerek'
Kahir zorunluluk belirten cümle ile ilgilenmedi. İl sorusunu yineledi.
'Kime gidiyorsun?'
Aka baş kahramanın git gide daha sinir bozucu olduğunu düşünerek somurttu.
'Küçük bir kız çocuğu' daha sonra arabanın hızını artırdı. Her ne kadar sağlam bir arazi aracı olsa da arabanın egzoz sesi gece fazlasıyla yüksekti. Beklediğinden çok ölü gezen arabanın arkasından geliyordu.
Kahir aldığı cevabı bir süre düşündü.'
Önce ki hayatında bu şehirde kurtarmaya değecek üstelik gecenin bir yarısı ölü gezenler tehlikesine rağmen Akai'yi yola çıkmaya teşvik edecek önemli karakterleri hatırlamaya çalıştı.
Tüm düşünce süzgecinden sonra bilmediğini fark etti. Tıpkı silah deposu gibi önceki hayatında bilmediği bir ayrıntı daha ortaya çıkması onu rahatsız etti.
'Neden gizlice gidiyorsun?'
Neden tüm gruba söyleme gereği duymadan kendini rike atıyordu.
Akai Kahir'in sorusunu duyduğunda bir yenilgi içindeydi.
'Çünkü...' önüne atlayan ölü gezenlerden bir grubu parçaladı.
'Sizi dahil etmek istemedim. Benim işim ve yeterince tehlikeli.'