Bina şehir merkezinin kıyısında kalan eski bir iş merkeziydi. Buna rağmen yapı oldukça dayanıklıydı. Akai ile tüm grup giriş katı temizledikten sonra asansör çalıştırmak adına jeneratör'ü çalıştırmak için depoya indiler. İlk işleri yanlarında getirdikleri mazotu jeneratöre aktarıp güç oluşturmaktı. Sırayla depodaki ölü gezenleri biçmeye başladılar. Kahir öncü oldu akai hemen arkasından geliyordu ihtiyar grubun arkasını kollarken Waner ve Amber bir şekilde ortada korumaya alınmıştı. Uzun koridordan şebekenin olduğu yere gidene kadar Akai çoktan beş ölü gezeni öldürmüştü.
En ıssız olması gereken yerde bile ölü gezen sayısı oldukça fazlaydı. İş merkezi büyüklüğü nedeniyle bu anlaşılabilir durumdu.
Depo temizlenip jeneratör'e gerekli mazor döküldükten sonra elektirik duran bir çok elektronik aletin çalışmaya başlamasına neden oldu.
Deponun kapısını sağlam bir şekilde yangın için bulunan balta ile kapatıldı. Bu en azından ölü yürüyenlerin depoya girip jeneratörü bozmalarına engeel olurdu.
Akai ile kalan beşli Kahir'in önderliği ile asansöre yöneldiler. Kahir düğmeye bastığında dışarı çıkacak kalabalığı öldürmek adına hazırlandı. Akai dünyanın sonu geldiğinde asansörde mahsur kalanların olabileceği konusunda yüksek bir ihtimal veriyordu.
İhtiyar gergin bir şekilde Kahirden aldığı siyah kılıcı tuttu. Akai hançeri hazırlamıştı. Amberin elinde bir sopa ve Waner'in elinde balta vardı. Bunlar depodan bulunmuştu.
Asansör açıldığında gergin grubun karşısına ölü yürüyen grubu değilde bir grup ağlak insan çıktı. Hepsi takım elbiseli ve perişan haldeydiler.
İnce cılız bir adamın yanında çilli gözlüklü bir kız ve hemen yanında duruşu ile oldukça dominant hava veren güzel bir kadın vardı. Yanında kalıplı iki adam daha vardı. Özel koruma oldukları belliydi.
İki grupta insanlarla karşılaşınca beklenen dışında rahat bir nefes verdiler.
'Merhaba ben hukuk bürosundan Emly ve yanımda ki müvekkilim Palvin' . Diğerlerini sıra ile tanıttı.
Cılız adam adı Palvin bir ikinci nesil iş adamının oğluydu boşanma davası için gelmişti. Çilli kız sekreter ve iki iri adam gerçekten de koruma çıktı. Emly konuşurken tüm süre boyunca Kahir'e baktı. Diğerlerini ve kendini tanıtmasını bekliyor gibiydi. Ancak uzun süren sessizlikte Kahir konuşmadı.
Akai iç çekti. Ne bekliyorsun ki? O eski saf kahraman değildi. Oynun sonunu getirmiş tüm anıları ile uyanan biriydi. Akai yaşanılan garip durumu düzeltmek adına öne çıktı.
'Ben Akai' daha sonra Waner ve Amber'i tanıttı. İhtiyara gelince ihtiyar onun yerine konuştu.
'Ben dedesiyim'
Akai alnında zıplayan damar ile Kahir'e döndü.
Yüzünde yayvan bir gülüşle.
'Bu da benim kölem!'
Ah keşke diyebilseydi.
Ne yazık ki Kahir'le göz göze gelince geri adım attı. Omuz silkti. Onun yerine ihtiyar devam etti.
'O da büyük torunum'
Emly bu ne biçim tanıtma bana isimini söyle diyen bakışlarını İhtiyardan Kahir'e çevirdi. Ne yazık ki güzelliği bu yakışıklı adama ulaşmamış gibiydi.
Soğuk buz gibi duruşu ile umursamadan asansöre yöneldi.
'Asansörden inin'
'Bizi ölüme terk edemezsiniz!'
Emly yüksek sesle konuştuğunda ancak o zaman bulundukları durumun hala tehlikeli olduğunu fark etti.
'Benim biromun olduğu kata gidelim bir çok yer kilitli içeri girmeniz çok ses çıkaracaktır.'
Akai kilit büyüsü ile açabileceğini söyleyecekken Kahir'in yüzünü görünce vazgeçti. Neden bir kozunu daha ortaya çıkarması gerekiyor? Neyse ki görevinde kurtarması gereken yerli sayısı tamamlanır . Asansörde kibeş kişiden biri hayatta kalabilse yeterli olurdu A şehrine gidene kadar.
Asansör on bir kişiyi alabilecek kapasitedeydi.
Sonunda bir şekilde iki grupta binip üst kata ulaşmaya karar verdi. Daha çok Emly en fazla cümle kuran küçük kıza yakın durdu.
'Ne yapacağız?'
Aka tek kaşını kaldırdı. Ne zamandan beri onlara dahil olmasına izin vermişlerdi? Sadece kısa süreli ortaklık ancak şimdiden karar almaya katılabileceğini mi düşünüyordu? Muhtelemen oyunda kadın bu asonsörde ölmüştü.
Gözlerini Kahir'e dikti.
Onun herhangi bir tepki vermediğini görünce 'Üst katta büron olduğunu söylemedin mi? Temizleyip bir süre kalacağız' dedi yenilgiyle. Şimdide onun yerine konuşmak zorunda mı kalmıştı. Bu adamdan uzaklaşması gerek ancak ne zaman gruptan ayrılmak istese Waner ve Amberi görünce içi kan ağladı dayanamadı.
Akai büronun olduğu katı temizlediklerinde sıcak su ile duş alabileceği küçük banyayu kullandı. Köy evinden daha iyi olan duş jeli ve şampuan onu mutlu etmeye yetmişti.
Sistemi açarak verileri kontrol etti.
[İsim :Akai
Ünvan :yok
Irk : insan
Güç :5
Çeviklik :6+2
Dayanıklık: 5+7
Mana : 10(+30)
Eşya:Dünyayı yutan yılan (Kendi kuyruğunu yiyen yuvarlak bileklik.+30 mana)
Çelik Hançer +10 keskinlik
Avcı kıyafeti+7 dayanıklık
Avcı botlar +2 çeviklik
Yetenek: Gölge Dansı (Acemi) kilit açma büyüsü (Temel) Güçlendirme büyüsü(Temel) Keskin görüş büyüsü(Temel)
Yatkınlık (pasif yetenekler): Nacaal'ın Elçisi (Yılan ırkı tarafından saygı ile karşılanır. Griffon ırkı tarafından olumsuz görüş ile başlar.)]
Puan:0
Ardından görev tablosunu açtı .
[Gardiyan Dybbuk'un özel senaryosu:
Görev (1):En az üç yerli insan kurtar ve güvenli bölgeye git. (3/0)
Görev (2):on beş ölü gezen öldür. (15/15)
Görev (3):Güvenli bölgede söz hakkı sahip ol
Ödüller : on beş ölü gezenden sonra her öldürdüğün ölü gezen için bir puan. 3 yerli insandan sonra her kurtardığın insan için iki puan. Güvenli bölgede söz sahibi olduğunda yetenek şırıngası×1 antivirüs×2 (antivirüs yerli halk tarafından anlaşılmayacak bileşenler içerir. Araştırmak için kullanılması dahilinde etkisi kaybolacaktır. Kişi %60 oranında dönüşümüne kadar etkili olur %60 geçtiği taktirde virüs bulaşan kişiyi tedavi etki etmeyecektir)]
[İlk görev geçerlidir. A şehri güvenli bölgeye gidildiği taktirde 20 puan kazanılacaktır.]
[özel görevden bir tanesi bile başarısız olursa ana görev ödülü ortadan kalkacaktır]
Görev durumu :
Ölü gezen +14
Kurtarılan yerli kişi 7
Şuan on beş ölü gezen öldürmüş üstüne ondört daha öldürdüğü için on dört puan sabitlemiş oldu yedi kişi şuan yaşamaları durumuydu. A şehrine kadar bu sayıyı koruması imkansızdı ayrıca gücü düşük kalırken eşyaları sayesinde sayanıklığı çevikliği gelişmişti. Manası en memnun olduğu şeydi.
Akai onu rahatsız eden bölüme baktı. Gözlerini uzun bir süre o kısımdan kaçırmaya çalışsa da yansıyan rakama üzülmeden edemedi.
[Görev de ki katılımcı sayısı :461]
Beşyüz atmış üç den yüzü geçkin kişi ölerek dörtyüz atmışlara düşmüştü. Henüz görev başlayalı iki üç gün olması durumunda bu ölüm hızı beklenenden de kötüydü.
Oyunda sadece bir sayaç olarak gördüğü bu rakamlar şimdi gözlerinde birer can olarak duruyordu.
Akai Nulla'yı düşününce geç kalmış olmamayı diledi. Zira kızı henüz nerede olduğunu bilmiyordu. Oyunda bildiği bir büyük alış veriş merkezini ele geçiren çetenin eline düşmüştü. Kötü bir hayat hikayesi vardı. Üvey abisi tarafından annesi tecavüze uğramış ve öldürülmüş. Kendisi ise çeteye satılmıştı.Nulla en yakınlarından darbe yemiş kişiydi.
***
Nulla bir ipla bağlanıp alış veriş merkezine elleri bağlı abisi ve arkadaşları ile birlikte getirildi.
İri şişman adama yaltaklanan abisini gördükce öldürme isteği içinde yanmaya başladı. Neden ? Neden böyle olmak zorundaydı?
Erkekler neden bu kadar kötüydü?
Yaptıkları şeyin zevki bu yıkıma değer miydi?
Alış veriş merkezinin önünde ki hurda araçlar kenara çekildi. Silahlı iki adam şişman adama 'Patron!' diye seslendi. Şişman adam homurdanarak içeri girdi. Kısa bir yürüyüş onu şimdiden yormuş ter içindeydi.