Kaç saattir uyuduğumdan bihaber şekilde aniden uyandım. Asel'i unutmuştum. Yanıma baktığımda yatak boştu. Hızla doğrulup beşiğe baktım ama o da boştu. Kafam karışmış bir vaziyette yataktan kalkıp, koridorda yürürken bebek odasının açık kapısının önünden geçtim. Kısa bir an gözüm odaya takılırken, tekrar geriye doğru yürüyüp açık olan kapıdan içeri girdim. Gördüğüm manzara, yaşadığım ani korkuyu kovmuş, yüzümde koca bir gülümseme oluşturmuştu. Alparslan, odadaki krem kanepeye uzanır gibi oturmuş, göğsüne yatırdığı Asel ile beraber uyuyordu. Bu manzara beni derinden etkilerken, parmak uçlarımın üstünde yürüyerek onlara doğru yanaştım. Öyle güzel, öyle tarifsizlerdi ki bir an nefes alamadım. Gece boyu bizi uyutmayan miniğimin, babasının göğsünde bu denli derin uyuması ise şaşılacak şeydi.

