Zaman kavramını yitirmiş odamda saatlerdir bebeğimle oturuyordum, ne yapacağımı ne hissedeceğimi bile bilmiyordum.. karnımda bir hayat vardı resmen. Elim sürekli telefona gidip geliyordu, Bora'ya ihtiyacım vardı ama dedemden ve kapıdaki korumalardan kaçamazdım. Derin bir nefes alıp telefonumun tuş kilidini açtım ve sevdiğim adamın numarasına tıkladım, ne olursa olsun başımıza ne gelirse gelsin Bora'yı görmem gerekiyordu. İlk çalışta hemen açmıştı telefonu, görüntülü aramak yerine sesli aramıştım çünkü bu kadar fazla ağladığımı fark ederse telaşlanabilirdi. "Mela, iyi misin güzelim?" telefonu açar açmaz iyi misin demişti, burukça gülümsedim. Günler önce mide kanseri olduğumu ve öleceğimi düşünüyordum, Bora'yı arkamda bırakıp gitmekten korkuyordum ve bu yüzden hastaneye gitmeyi reddediyordu

